| Dutları yediniz, sonra eşin de yedi ve her şey düzeldi, öyle mi? | Open Subtitles | . .. أنت أكلت التوت و كذلك زوجتك و كل شيء كان جميلا |
| Bn Weiner şu anda dairenizdeyim ve her şey yolunda gözüküyor. | Open Subtitles | سيدة وينر, أنا في الشقة الآن و كل شيء يبدو جيد |
| Saate bakmayı bıraktım ve her şey hareket etmeye başladı. | Open Subtitles | وقفت أنظر الى الساعة و كل شيء بدأ يذهب جزئيا |
| Yeni bir nişan kolyesi yaptım ve her şeyi yoluna koydum. | Open Subtitles | لقد صنعت لها قلادة خطبة جديدة و كل شيء مرحباً بك في العائلة يا جدي |
| Sadece 30,000 kilometre yapmış. Frenleri falan da var. | Open Subtitles | عدادها 30 ألف كيلومتر و يتوفر بها مكابح و كل شيء |
| Dün gece ben seni dinledim ve her şey bombok oldu! | Open Subtitles | لقد استمعت لك ليلة البارحة و كل شيء قلته كان هراء |
| Her şeyin bir açıklaması var ve her şey yoluna girecek. | Open Subtitles | يمكن تفسير كل شيء و كل شيء سيكون على ما يرام |
| ve her şey yolunda gittiğinde, o zaman sinir sistemi de iyi çalışır ve böylece her şey işlevini yerine getirir. | TED | و عندما تكون الأمور على ما يرام، يعمل الجهاز العصبي بشكل جيد، و كل شيء يقوم بدوره |
| İkinize de çok teşekkür ederim hediyem ve her şey için. | Open Subtitles | شكراً لكما يارفاق كثيراً من أجل الهدية. و كل شيء. |
| Piper, tatlım, sadece kelimeleri söyle, ve her şey düzelecek. | Open Subtitles | بايبر عزيزتي فقط قولي الكلمات و كل شيء سيكون على ما يرام |
| Bu âlemin gri yağmur perdeleri iner ve her şey gümüşî bir cama dönüşür. | Open Subtitles | المطر الرمادي لا يظهر من جديد و كل شيء يتحول لزجاج فضي |
| Peki, ben doktorlar her an öğreneceğim eminim ve her şey şeftali olacak. | Open Subtitles | حسناً ، أنا متأكدة أن الأطباء سيجدون شيء بأي لحظة و كل شيء سيكون بخير |
| Yani, ben bu ben hayatıma geçmeden onlara görünüyor biliyorum ve her şey yolunda, ama bu doğru değil. | Open Subtitles | أعني ، أنا أعلم أنه يبدو لهم أنني أمضي في حياتي و كل شيء على ما يرام لكنه ليس صحيحاً |
| Bilmiyorum. Adamın biriyle tanıştım ve her şey değişebilir. | Open Subtitles | لا أعرف سأقابل هذا الرجل و كل شيء سيتغير |
| Cumhuriyet'i ve her şeyi, ama bu şekilde değil. | Open Subtitles | الجمهورية, و كل شيء, و لكن ليس بهذه الطريقة |
| 11 Eylül'den sonra hükümet herkesi ve her şeyi izleyebilecek bir sistem istedi. | Open Subtitles | بعد أحداث 9/11 الحكومة أرادت نظام يمكنه مراقبة كل شخص و كل شيء |
| Herkesi seviyorum ve her şeyi kabulleniyorum. | Open Subtitles | أحب الجميع و كل شيء أنا أقبل كل شيء. |
| Örümcek dövmesi falan da var. | Open Subtitles | وشم نسيج العنكبوت و كل شيء 628 00: 30: 55,320 |
| Tıbbı muayenelerden filan geçti değil mi? | Open Subtitles | و كان لديها كل من الإختبارات الطبية لها , و كل شيء ؟ |
| Başkan Cooper'ın ölümü ve tüm olanların... zamanlaması ile ilgili endişeleri var. | Open Subtitles | هم قلقون بخصوص التوقيت مع موت الرئيس كوبر و كل شيء آخر |
| - Okyanusu ve herşeyi görebiliyorsun. | Open Subtitles | أمي , أمي , تستطيعين رؤية المحيط و كل شيء |
| Ya üçgenin merkezi? Merkez etrafında üçte bir oranında döndürebilirim onu ve herşey uyumlu halde. | TED | و ماذا بالنسبة لمركز مثلث؟ يمكنني أن أديره بثلث دورة حول مركز المثلث، و كل شيء يتطابق. |