| Tütün satan ya da bulunduran herkes, ya da tütünle alakalı mamülleri, 18 yaşın altındakilere satanlar, düzene karşı çıkmış sayılır. | Open Subtitles | اي شخص يبيع او يجعل التبغ متاحاً او منتجات متعلقه بالتبغ لشخص تحت 18 سنه يُعد مخالف للنظام |
| Bu ekip, senin ailen sayılır. | Open Subtitles | يُعد ذلك الفريق أقرب مفهوم تملكينه بشأن العائلة |
| Önde, gördüğünüz gibi, aslında Joe Murray hastayı organ nakline hazırlıyor bu arada arka odada Harvard'da Ürolojinin şefi olan Hartwell Harrison'u aslında böbreği alırken görüyorsunuz. | TED | في المقدمة ترون "جو موراي" يُعد المريض لعملية الزراعة بينما في الغرفة الخلفية ترون "هارتويل هاريسون", عميد قسم الامراض البولية و التناسلية بهارفرد, وهو بالفعل "يحصد" الكلية. |
| Rahatla. Kahvaltı hazırlıyor. | Open Subtitles | اهدئي ، انه يُعد الفطور |
| Sadece gündüzleri dışarı çıkabiliyor, o yüzden bizimki çıkmak sayılmaz. | Open Subtitles | إن اُسرتها لا تسمح لها بالخروج إلا نهاراً و هذا لا يُعد موعداً غرامياً |
| 72 saat geçmeden, bir kişi kayıp sayılmaz. | Open Subtitles | برغم حقيقة أن الشخص لا يُعد مفقوداً حتى يمر 72 ساعة على إختفائه |
| Hakikaten kim olduğunla alakalı gerçekleri bulmak asla kolay değildir. | Open Subtitles | إكتشاف حقائق بشأن هويتك الحقيقية لا يُعد أمراً سهلاً مُطلقاً |
| Şu anda Washington'daki okul sisteminde bir temizlik görevlisi olarak çalışıyor ki bu da bir tür muharebe alanı sayılır. | Open Subtitles | و قامت بأكثر من 30 إجراء إضافي داخل البلاد تعمل حاليًا في النظام المدرسي في العاصمة كبوابة و الذي نوعًا ما يُعد منطقة حرب |
| "Saatler 12'ye ayarlandığında gün batımı 0 sayılır. | Open Subtitles | وهذا فقط أحد الأشياء الموجودة " الغروب يُعد الساعة صفر ما يوازي الساعة 12" |
| Bu randevu sayılır mı? | Open Subtitles | هل يُعد ذلك ميعاداً؟ |
| Herşeyden öte, Jane... bu tim senin ailen sayılır. | Open Subtitles | (بعد كل شيء يا (جين يُعد ذلك الفريق أقرب ما تملكينه بالنسبة لمفهوم العائلة |
| Babam kahvaltıyı hazırlıyor. | Open Subtitles | أن أبي يُعد الأفطار |
| Bana martini hazırlıyor. | Open Subtitles | يُعد لى المارتينز... |
| Simonlar ameliyat odasını hazırlıyor. | Open Subtitles | نموذج الـ(سايمون) يُعد حجرة العمليات |
| Bunlar yemek sayılmaz. | Open Subtitles | انه لا يُعد طعاماً |
| Hayır, açılıştan bir saat öncesi bildirmek sayılmaz Mandy. | Open Subtitles | كلّا، قبل الافتتاح بساعة لا يُعد تنبيهًا مسبقًا يا (مادي). |
| Artık sır sayılmaz. | Open Subtitles | إنه يُعد سر بالكاد الآن |
| İntikam bu durumlarda sık görülen bir gerekçe değildir, elbette. | Open Subtitles | غالباً لا يُعد الثأر دافعاً في مثل هذه القضايا ، بالطبع |
| - Eminim üstesinden gelemeyeceği bir şey değildir. | Open Subtitles | أنا واثق أنه لا يُعد شيء لا تستطيع التعامل معه |