| Bu ipler, mahalleden çok daha büyük bir şeylere katkı koyabileceğimiz bir alan yaratıyorlardı. | TED | أحدثت هذه الحبال مساحة حيث كنا قادرين على المساهمة بشيء ما الذي كان أكبر بكثير من الحي والجيرة. |
| Bu yüzden de çoğu kişi bildiğimiz yalan itirafların çok daha büyük bir buzdağının ucu olduğunu söylüyor. | TED | ولهذا السبب، يعتبر العديدون أن الاعترافات الكاذبة التي نعلم بها هي قمة جبل جليدي أكبر بكثير. |
| 65 milyon yıl önce, çok daha büyük bir nesne Dünya'ya çarptı ve büyük bir yok oluşa sebebiyet verdi. | TED | قبل 66 مليون سنة، جسمٌ أكبر بكثير ضرب الأرض، مما تسبب في حدوث انقراض هائل. |
| Bu arabayla eve gidişin, sizin düşündüğünüzden çok daha büyük bir etkisi var. | TED | جولة السيارة هذه لها تأثير أكبر مما تتصورون، |
| Evet, ve bize de sanki çok daha büyük bir şeymiş gibi göstermek istedi. | Open Subtitles | أجل، وليجعلنا حيارى جعل الأمر يبدو أكبر مما كان عليه |
| Benden çok daha büyük bir balıkla karşı karşıyasın. | Open Subtitles | هناك من هم أكبر مني |
| Düşünebileceğinden çok daha büyük bir şeye bulaştın. | Open Subtitles | أنتِ متورطة فى شىء أضخم بكثير مما يمكنكِ تخيله |
| Düşünebildiğimizden çok daha büyük bir fark yarattık. | Open Subtitles | إختلاف أكبر مستوي مِنْ أعتقد أيّ منّا كان يُمكنُ أنْ يَتخيّلوا. |
| Verilerinizi paylaşma fikrine açık olmalısınız, ki bu web sitenizi ya da bilgisayarınızı paylaşmaktan çok daha büyük bir adımdır. | TED | لذا يجب أن نكون منفتحين لتقاسم البيانات، التي هي خطوة أكبر بكثير من مجرد مشاركة صفحة على الشبكة، أو من حاسبك. |
| Böylece bir okul kurdum ve bu süreçte çok daha büyük bir şey öğrendim. | TED | لذا أنشأتُ مدرسة، وخلال تلك العملية، تعلّمت شيئًا أكبر بكثير. |
| Bizden çok daha büyük bir şeyler ucundasın Michael. | Open Subtitles | أنت على حافة شيء أكبر بكثير منا يا صديقي |
| Ancak şu anda baktığımız, çok çok daha büyük bir şeyin küçücük bir parçası. | Open Subtitles | لكن ما ننظر إليه هو فقط جزءاً ضئيلاً من شيءٍ أكبر بكثير. |
| Bu inanılmaz mağara daha büyük bir hikâyenin bir parçası çok daha büyük bir hikâyenin... 65 milyon yıl önce dünya tarihindeki en yıkıcı çarpışmalardan biri burada yaşandı. | Open Subtitles | هذا الكهف المدهش جزءٌ من قصة أكبر، قصة أكبر بكثير. قبل خمسة وستين مليون عام، كان هذا هو موقع |
| çok daha büyük bir gizem - Belki de nihai gizem. | Open Subtitles | بينما يحاوِلون حل لُغز المادّة، أدرك عُلماء الفيزياء أنهم على دربٍ للُغزٍ أكبر بكثير .. رُبما اللُغز المُطلق. |
| Haklıymışsın, Şebeke'nin işi değil. çok daha büyük bir şeyler dönüyor. | Open Subtitles | لقد كنت محقاً , الشبكة لا تسعى خلفه لان هذا شيئاً أكبر بكثير |
| Haklıymışsın, Şebeke'nin işi değil. çok daha büyük bir şeyler dönüyor. | Open Subtitles | لقد كنت محقاً , الشبكة لا تسعى خلفه لان هذا شيئاً أكبر بكثير |
| Bu çok daha büyük bir kontrol seviyesi gerektirir. Pratik yapmalıyız. | Open Subtitles | يتطلب درجة أكبر بكثير للسيطرة علينا أن نتدرّب |
| Başlattığımız bu küçük şey, hayal edebileceğimizden çok daha büyük bir şeye dönüştü. | Open Subtitles | هـذا الشـيء الـصـغـيـر الذي بـدأنـاه تحول الى شيء أكبر مما يمكن أن نتصوره أي وقت مضى |
| Bundan çok daha büyük bir savaşla karşı karşıyasın, çaylak. | Open Subtitles | لديك معركة أكبر مما توقعت، أيتها المجندة المبتدئة. |
| Gelmesini söyle yoksa şu andakinden çok daha büyük bir sorunu olur. | Open Subtitles | أخبره أن يكون هناك، خلاف ذلك هو ستكون لديه مشكلة لعينة أكبر مما يملك أصلا. |
| Benden çok daha büyük bir balıkla karşı karşıyasın. | Open Subtitles | هناك من هم أكبر مني |
| 2008'de adanın güney ucunda çok daha büyük bir buzla kırılmaya başladı. | Open Subtitles | في عام 2008، رفٌ جليديٌ أضخم بكثير يقع عند الطرف الجنوبي من شبه الجزيرة بدأ في التكسّر |
| Kuşlar kadar nehirdeki canlıların da göç rotası üzerinde yer alan Shanghai şimdi çok daha büyük bir istila için hazırlanıyor. | Open Subtitles | وتقع على الطريق الرئيسية الهجره لالطيور فضلا عن نهر الحياة شنغهاي تستعدّ الآن لإحتلال أكبر مستوي |