| Belkide yeni ürünümüz 27654'ü test etmeleri için... | Open Subtitles | ربما يجب أن نعطيم فرصة نجعلهم يختبرون منتجاتنا |
| Bu nedenle birçok ürünümüz bir sonraki aşamaya test edilmeden asla geçmez. | Open Subtitles | لهذا السبب العديد من منتجاتنا لا تنجح في تخطي مرحلة الإختبار |
| ürünümüz kağıt havlu askısı ve fiyatı 8,95 dolar. | Open Subtitles | منتجنا كان وراقة مناديل بعناها 8.95 دولار |
| Çok komik, çünkü ürünümüz o kadar iyi ki, sonunda ne olacağımız da umurumuzda değil mesajı veriyor. | Open Subtitles | هذا مُضحك للغاية لأنه يقول بان منتجنا جيد للغاية نحن لسنا مهتمين حتى بانفسنا |
| İlk ürünümüz, tekstil endüstrisi içindeki 8.000 kimyasalı analiz ettiğimiz bir dokumaydı. | TED | أول منتج لنا كان قماشاً حيث حللنا ٨٠٠٠ مادة كيميائية في مصنع النسيج. |
| Diyelim ki bir şirket var, bir teknoloji girişimi. Size gelip "Harika bir ürünümüz var. | TED | لنفترض شركة تكنولوجيا وجاءت إليك وقالت، “لدينا منتج مميّز” |
| Karınız, yorucu işlerden kurtulmak için ürünümüz hakkında bilgi almak istemiş-- | Open Subtitles | زوجتكَ طلبت بعض المعلومات حول منتوج قد يُوفر عليها ساعات مضنية... |
| Şimdiki en karlı ürünümüz nedir dersiniz? | Open Subtitles | وهذ تعرف ما هو أكثر منتجاتنا ربحاً الآن؟ |
| Yeni ürünümüz için gizli bir parti düzenleneceğini söylediğimiz zaman hepsi büyük bir hevesle buraya geldi. | Open Subtitles | ،عندما أخبرناهم بأن هنالك حفلةٌ سرية لهم لتجربة أحدث منتجاتنا اجتمعوا إلى هنا بكُل سعادة |
| Tom, buraya gelip, Arcamax adını verdiğimiz... çığır açacak ürünümüz hakkında bizi aydınlatabilir misin? | Open Subtitles | هل يمكنك عرض منتجاتنا الجديدة الثورية ، I'Arcamax؟ |
| Yeni ürünümüz Sustengo'yu sunmak için, yegane adam sensin. | Open Subtitles | لديك الرجل المناسب عرض منتجاتنا الجديدة... |
| Ve aslında... şu an gördüğünüz bizim ürünümüz. | TED | وفعلا، منتجاتنا -- ما تراه هنا. |
| Araştırmalarımıza göre ürünümüz en çok döl akıtmak için kullanılıyor. | Open Subtitles | أبحاثنا أظهرت أن الغاية من استخدام منتجنا هو المني |
| ürünümüz, onun sattığı abartı ekstaziden daha kaliteli. | Open Subtitles | منتجنا أفضل من عقار النشوة المعظّم الذي يبيعه |
| Mark ve Yvonne en yeni ürünümüz üzerinde çalışıyorlardı. | Open Subtitles | مارك" و "إيفون" كانوا يعملون" على منتجنا الأحدث |
| Burada gördüğünüz beyefendiler ise yeni ürünümüz olan Duş Dostu'nun üretimini devir alacak. | Open Subtitles | وهؤلاء السادة هنا سوف يتولون : تصنيع منتجنا الجديد صديق الحمام". |
| İlk ürünümüz, yeni bir platform. | TED | أول منتج لنا هو منصة إعلامية جديدة للنقاشات. |
| Hiç yeni ürünümüz yok... Gerçek şu ki... | Open Subtitles | لا يوجد اي منتج جديد , الحقيقة هي بدون فيكتور مارشيتا |
| Piyasada talep gören bir ürünümüz var ve bu ürünün adı "eroin". | Open Subtitles | لدينا منتج هذا المنتج مطلوب في السوق كثيراً وقد يكون الهيرويين |
| Bir, bir adamın sahip olması gereken bir ürünümüz var. | Open Subtitles | أولا، لدينا منتوج يتهافت عليه كل مرء |
| Bu hisse degerleri de, Sylocet adli ürünümüz piyasaya sürüldügünde daha da yükselecek. | Open Subtitles | وذلك سيزداد بعد إطلاق خط إنتاجنا الجديد، المُرتكز حول (سايلوست) -سايلوست)؟ ) |