| Başkalarına yardım etmek için bir para nakil aracını soyacağız. | Open Subtitles | أننا ذاهبون لسرقة سيارة المصرف المصفحة لكي نساعد أناس آخرين |
| Yemek servisi aracını kullanmam gerek. Çok kötü bir zamanlama. | Open Subtitles | عليّ أن أقود سيارة نقل طعام هذا توقيت سئ للغاية |
| İyi bir ekip olurduk. - Sen kaçış aracını kullanırdın. | Open Subtitles | أتعلم، نحن نشكّل فريقاً جيّداً، يمكنك أن تقود سيارة الهروب. |
| Eğer haftada bir gün aracını süren biriyseniz, gerçekten aracınıza sahip olmaya ihtiyacınız var mı? | TED | إذا كنت شخص يقود سيارته مرة واحدة أسبوعياً، فهل تحتاج لإقتناء سيارتك الخاصة؟ |
| Bir polis aracını spreyleyip kaçabileceğini mi zannediyordun? | Open Subtitles | أكنت تفكّر بأنّ بوسعك رشّ قذارتك على سيّارة شرطة وتفلتُ بذلك؟ |
| Kim aracını alıp birinin sokağına park eder ve "Burası benim sokağım. | Open Subtitles | من فقط يأخذ شاحنته ويركنها في شارع شخص ما ويقول هذا شارعي , سوف اعيش هنا الآن , لانني فقير |
| Aletlerinizi ödünç verirsiniz. Birbirinizin aracını ödünç alırsınız. | TED | فتشاركون بعضكم أدوات السُلطة. وكل منكم يستعير سيارة الآخر. |
| Ayrıca körler tarafından sürülebilen dünyanın ilk aracını ürettik. | TED | كما أننا نملك أول سيارة في العالم يمكن للمصابين بالعمى أن يقودوها |
| Komutanının aracını nasıl aşağılarsın, pislik? | Open Subtitles | كيف تجرؤ على إهانة سيارة جنرالك انت قطعة من القذارة |
| Manley kaçış aracını kullanıyormuş ve idam cezası almış. | Open Subtitles | مانلي كان يقود سيارة المهرب و أصبح محكوما إلى الموت. |
| Ne kadar kötü biri olursa olsun bir devriye aracını tersine çeviremez. | Open Subtitles | أنا لا أريد كيف سيئة فئة ممثلينه، هو لا يستطيع تسليم سيارة الفرقة. |
| Emin olmak için Albay Ryan'ın aracını tekrar test ettim fakat bu hasarın bir Iraklının silahından çıktığını düşünmüyorum. | Open Subtitles | لقد قمت بفحص سيارة الكولونيل راين للتأكد ولكن حالة السيارة هذه لا توحي بأنها من قبل الجيش العراقي جيبز : |
| Şehrin aracını, kişisel işlerim için kullanırken yakaladın beni. | Open Subtitles | لقد أمسكتِ بي أستخدم سيارة عمل لنقل أغراض شخصية |
| Ulaşım aracını çoktan terketmiş ve onu uydudan bulamayız. | Open Subtitles | لقد دمر سيارة النقل ولا يمكننا العثور عليه بالقمر الصناعي |
| Affedersiniz, fazla kaba olmak istemem ama polis aracını engellemeniz iyi bir fikir değil. | Open Subtitles | المعذرة، لا أقصد أن أكون متسلطاً لكن، سد الطريق على سيارة الشرطة ليست فكرة سديده |
| Baltayla adamın aracını parçalamış. - Adam da onu asansöre kilitlemiş. | Open Subtitles | حطمت سيارته المفضّلة بالفأس جن جنونه، وحبسها في المصعد. |
| Muhtemelen aracını değiştirip, başka bir tane bulacaktır. | Open Subtitles | ومن المحتمل أن يترك سيارته ويحاول اختطاف أخرى |
| 23 West ve West Side Highway'in köşesinde koyu bir SUV aracını durdurduk. | Open Subtitles | لدينا سيّارة رياضيّة قاتمة في تقاطع غرب شارع 23 وغرب الطريق السريع |
| Yani aracını Meksika sınırının yakınında buldular ama o gitmişti. | Open Subtitles | فقد وجدوا شاحنته بالقرب من حدود المكسيك ولم يكن له أي أثر |
| Terörist bir saldırı olmadığını söylediler Roy Peters'ı öldüren, ve Kevin Parson'un aracını uçuran kişiyle ilgili olduğundan bahsettiler. | Open Subtitles | انهم لا يعتبرونه هجوم ارهابي حتي الان ولا يربطونه بذلك الانفجار الذي قتل روي بيترز ودمر سياره كيفن بارسون |
| ...kasabaya gelmeden önce aracını temizlemiş gibi. | Open Subtitles | يبدو وكأنه اراد ان يتخلص من مركبته قبل ان يدخل البلدة |
| Görünüşe göre, sürücü eve teslimat yaparken aracını açık bırakmış. | Open Subtitles | من الواضح أن السائق قد ترك واحدة من المركبات مشغلة ،بينما ذهب لتوصيلة منزلية |
| Jerry Middleton vurulduğunda nişancının aracını net göremiyormuş. | Open Subtitles | لا يبدو أن جيرى ميتدلتون كان لديه رؤية واضحة لسيارة القناص عندما أُطلق عليه النار |
| aracını kaza mahallinin yakınında bulduk. | Open Subtitles | وجدنا سيارتكِ بجانب موقع الحادث |
| Arkadaki kutuları görünce, aracını aldım. | Open Subtitles | رأيتُ الصناديق بالمؤخرة، لذا أخذتُ سيّارتك... |
| "Örneğin bir hapishane transfer aracını ele alalım." | Open Subtitles | إذا أردت أن تبني مركبة نقل سجناء على سبيل المثال |