| Ama sakın arkaya doğru bakmayın. Bu size tek tavsiyem. | TED | حسنا. لا تنظروا الى الخلف، هذه نصيحتي الوحيدة لكم. |
| Siz üçünüz, hep burada kalın, makineye bakmayın. ... ve gülmeyin! | Open Subtitles | قفوا هنا ولا تنظروا إلي الكاميرا ولا تضحكوا. |
| Ve bir numaralı sunum tüyosu: asla, asla ekrana bakmayın. | TED | و التلميح رقم واحد لعمل العروض الترويجية: إياك , إياك أن تنظر للشاشة. |
| Afedersiniz. Eğer rahatsız oluyorsanız, başka yöne bakın, buraya bakmayın. | TED | أنا آسف. اذا كنت تشعر بالغثيان, فأبعد نظرك بعيداً, لا تنظر الى هذا. |
| Şimdi lütfen, gözleriniz gözlerimde olsun başka hiçbir yere bakmayın! | Open Subtitles | الآن من فضلك حدقي في عيني مباشرة. لا تنظري إلى أي مكان آخر. |
| Kusura bakmayın efendim ama bir şans vermeye değmez mi? | Open Subtitles | مع كلّ الاحترام أيّها الرئيس، ولكن ألا يستحقّ الأمر فرصة؟ |
| Arkanıza bakmayın çocuklar Arkanıza bakmayın ! | Open Subtitles | لا تنظروا للوراء يا اولاد لا تنظروا للوراء |
| Kesinlikle Ben'in veya Matt'in gözlerinin içine bakmayın. | Open Subtitles | لا تنظروا الى بن او مات مباشرة فى الاعين |
| Bana böyle bakmayın! Bu zaten sizin suçunuz! | Open Subtitles | لا تنظروا إلي بهذا الشكل هذا خطأكم علي أية حال |
| Hayır. Bana bu şekilde bakmayın. | Open Subtitles | لا , لا لا يحق لكم أن تنظروا إليّ بهذه الطريقة |
| Buna cevabım, büyük olana dünyanın karmaşık sorunlarına bakmayın. | TED | وجوابي لذلك هو أن لا تنظر للصورة الكبيرة والمذهلة للعالم. |
| Bay Vole, olaylara bu kadar karamsar bir açıdan bakmayın. | Open Subtitles | مستر فول ، يجب ألا تنظر اٍلى المسألة بوجهة نظر كئيبة |
| Bir de aynalar. Sakın bir aynanın arkasına bakmayın. | Open Subtitles | وهنالك المرآة أيضاً، إيّاك أن تنظر لما يوجد خلف المرآة أبداً |
| Kral'ın öldüğünü söylerken gözlerinin içine bakmayın. | Open Subtitles | ولا تنظر بعينيها عندما تخبرها أن الملك رحل عن الدنيا |
| Hayır, ona bakmayın. O, boktan. | Open Subtitles | كلاّ، لا تنظري حتى لها إنها مجرد لوحة سيئة |
| Ve kusura bakmayın ama elinizdeki en deneyimli foto muhabiri benim. | Open Subtitles | ومع كل الاحترام الواجب، أنا المصور الصحفي الأكثر خبرة الذي لديكِ |
| Ne duyarsanız duyun arkanıza bakmayın. | Open Subtitles | حين يحدث هذا إذهبا لرصيف الإقلاع ولا تنظرا للخلف مهما سمعتما |
| Kusura bakmayın ama neyi ne zaman kaşıyacağıma kendim karar veririm. | Open Subtitles | مع كامل احترامي فأنا أقرر هذا الأمر مالذي يشبعني و متى |
| Efendim, kusura bakmayın ama ikimiz de bu davaların formalite olduğunu biliyoruz. | Open Subtitles | سيدي، مع فائق احترامي كلانا يعلم بأنّ هذه القضايا مُجرّد إجراءات شكليّة |
| Siz bana bakmayın. | Open Subtitles | أَنا آسفُ، أَنا آسفُ. أَنا فَقَطْ أُمثّلُ. |
| Kusura bakmayın Müdür Bey ama bana bir tuzak kurmadığınızı nereden bileyim? | Open Subtitles | حسناً ، مع إحترامي سيدي المدير ما الضمان الموجود بأن هذا ليس فخاً ؟ |
| Siz kusura bakmayın ama ne istediğimi gayet iyi bilirim. | Open Subtitles | مع كل الإحترام, ولكن وجدتُ نفسي أين يجب أن أكون |
| Sizi Ma sandım. Kusuruma bakmayın, bayan. | Open Subtitles | اعتقدت انها كانت أماه أستميحك عذرا يا آنسة |
| Lütfen bana böyle bakmayın Dr. Freedman. | Open Subtitles | أوه . رجاء لاتنظر ألي هكذا دكتور فريدمان |
| Kafanızı kaldırmayın, ve gözlerine bakmayın yoksa öldürürler. | Open Subtitles | إبقوا رؤوسكم منخفضة ولا تنظرون لأعينهم أو سيقتلوكم |
| Bir adım... Hayır, aşağıya bakmayın. Biraz daha. | Open Subtitles | خطوة واحدة , لا تنظرى من الأسفل . و الأن قليل من الخطوات |
| Kusura bakmayın ama güvenilir olduğunu düşündüğünüz bir istihbarata dayanarak şansınızı deniyorsunuz ama açıkçası... | Open Subtitles | مع كامل احترامى سيدي لقد قمت بالمبادره استنادا الى أستخبارات اعتقدت انه يمكن الوثوق بها |