| Okulda bir lider oldu ve Bu davranış diğer öğrencileri de etkiledi. | TED | وقد أصبح مرشدا في المدرسة وقد أصبح هذا السلوك معديا للطلاب الآخرين. |
| Bu davranış bir açıdan dikkate değer, çünkü Entropica'ya hiç bir amaç vermemiştik. | TED | هذا السلوك استثنائي جزئياً لأننا لم نعطي إنتروبيكا هدف أبداً. |
| Zor bir problem söz konusu olduğunda, Esas soru, neden tüm Bu davranış şekilleri kişiye özel tecrübeleri de beraberinde getirmektedir? | TED | حينما يتعلق الأمر بالمشكلة الصعبة، يصبح السؤال هو لماذا يكون كل هذا السلوك مصحوبًا بتجربة ذاتية؟ |
| Yani Bu davranış tamamen bir fikri hızlı bir şekilde gerçek hayata geçirmek yada sonucunda düşüncelerinizi geliştirmek ile ilgili. | TED | لذلك فإن هذا التصرف يتمحور حول إحضار الاشياء بسرعة الى الواقع، وأن تتقدم طريقة التفكير بسبب ذلك. |
| Ancak Bu davranış onun DNA'sında gizli. | Open Subtitles | ولكن ذلك السلوك مشفر في حمضه النووي |
| Uç durumlarda da Bu davranış biçimi, narsist kişilik bozukluğu adında bir psikolojik rahatsızlık olarak sınıflandırılır | TED | وفي أقصى حالاتها يصنف هذا السلوك كاضطراب نفسي يدعى الإضطراب النرجسي النفسي. |
| Bu davranış , onun orjinal programının bir parçası değil. | Open Subtitles | أريد أن يكون معلوماً ، أن هذا السلوك لم يكن أبداً جزء من برمجته الأصلية. |
| Bu davranış çok açıkça kapitalizmin bir yan ürünü... ve bu suç, yegane amacı diğerlerini de zehirlemek olan çok küçük bir grup tarafından işleniyor. | Open Subtitles | يعتبر هذا السلوك بشكل واضح نتيجة ثانوية للرأسمالية ويرتكب مِن قِبل مجموعة صغيرة هدفها الوحيد هو أن تفسد البقية |
| Sanırım Bu davranış aşkın sarhoşluğunun bir sonucu. | Open Subtitles | من المحتمل أن هذا السلوك يأتي من قبل نشوة الحبّ |
| Sanırım kabul etmesinin sebebi, Bu davranış biçimini yerleştirmek istemesi. | Open Subtitles | أظنها وافقت لأنها تريدني أن أكرر هذا السلوك |
| Bu davranış bize cesetleri öldürdüğü yerde bırakmanın... kaza süsü vermekten daha riskli olduğunu söylüyor. | Open Subtitles | لا انه لا يفعل هذا السلوك يشير لنا ان خطر ترك الجثث حيث قتلهم أكبر من خطر |
| İlk gösterildiğinde Bu davranış tetiklenmemişti. | Open Subtitles | المرة الأولى التي سلكت هذا السلوك كان بدون أسباب |
| Şok edici görünebilir ama Bu davranış açıkça gösteriyor ki en başarılı katiller kendi avantajlarına olan her durumdan istifade ederlerdi. | Open Subtitles | ربما يكون ذلك صادماً، و لكن هذا السلوك يشير بوضوح أنَّ أكثر القتلة نجاحاً سـيستغل أيَّ موقفٍ لأقصى منافعه |
| Bu davranış sizin gençlik deneyiminize aykırı mı? | Open Subtitles | هل هذا السلوك غريب بالنسبه ل تجربتك مع المراهقة؟ |
| Betty, diyorsun ki Bu davranış Binbaşı'nın çalışmasının bir parçası. | Open Subtitles | إذن يا "بيتي"، تقولين إن هذا السلوك من ضمن طريقة عمل الرائد. |
| Bu davranış sadece huysuzluk yapmak değil. | Open Subtitles | سيكثر من مثل هذا السلوك طالما اهتاج. |
| Ama Bu davranış onun içine işlemiş. | Open Subtitles | لكن هذا السلوك متأصل فيه |
| Onun için Allah'a dua edin Bu davranış kesinlikle kabul edilemez. | Open Subtitles | إذهبي و أحمدي الله بأنها قد فعلت هذا لأن هذا التصرف لا يحتمل إطلاقًا |
| Ben psikolog değilim, ama Bu davranış genelde kendini değersiz görmekten kaynaklanır. | Open Subtitles | لست اخصائية نفسية لكن هذا التصرف يوحي في بعض الأحيان بعدم الثقة بالنفس |
| Bu davranış özellikle siyasette çok tehlikelidir. | TED | هذا التصرف خطِرٌ خاصة في السياسة. |
| Ben sadece Bu davranış ne kadar berbat olabilir onu anlamaya çalışıyorum. | Open Subtitles | أحاول فقط أن أحدّد درجة عنف ذلك السلوك. |