| Mahalledeki basit bir evcil hayvan dükkanında ne bulmayı umduğunu bilmiyorum. | Open Subtitles | لا أعرف ماذا تتوقّع أن تجد، في متجر حيوانات أليفة بسيط. |
| Seni bugün içki dükkanında gördüğümüzde bir parça kendimizi de görür gibi olduk. | Open Subtitles | لما كنا بمثل عمرك كنا نكرهه الشرطة ولما شاهدناك في متجر الكحول شاهدنا |
| Senin kartında iç çamaşırı dükkanında yapılmış bir harcama görünüyor. | Open Subtitles | وهنا على بطاقتكَ ثمّة مطالبة لصالح متجر للملابس الدّاخلية للنّساء |
| Gerçek şu ki, o berber dükkanında belediye reisini de, sabıkalıyı da görürsünüz. | TED | والحقيقة هى من رئيس البلدية إلى المجرم، سوف تجدهم في محل الحلاقة هذا. |
| 2 gün önce, Macy's dükkanında millete kolonya denetirken gördüm. | Open Subtitles | وبعد ثلاثة أيام رأيته يرش عينات كالونيا عند محل ميسيس |
| Ninem verem olmuştu, ve saati 10 sente gömlek diktiği dikiş dükkanında çalıştı. | TED | أصيبت جدتي بالسُل، وكانت تعمل بمتجر ماكينات الخياطة تصنع القمصان مقابل 10 سنتات للساعة. |
| Balık dükkanında tanıştığım bir adamın kondomsuz benimle birlikte olmasına izin verdim. | Open Subtitles | سمحت لرجل قابله فى متجر السمك أن يفعل بى دون واقى ذكرى. |
| Üniversitenin dışında bir kitap dükkanında çalışmış, oradan da kovulmuş. | Open Subtitles | لقد عمل في متجر كتب بعد التخرج ولكنه قد استقال |
| Beyaz bir adam mahallenin ortasında bir örgü dükkanında mı? | Open Subtitles | رجل أبيض يدخل متجر العناية بالشعر في مُنتصف حيّ السود؟ |
| Halat, çok ucuz birşey hırdavatçı dükkanında çok ucuza bulabililirsiniz. | TED | انها مجرد ذلك ، بل هذا شيء غير مكلف للغاية، المتاحة عمليا في متجر لاجهزة الكمبيوتر الخاص بك ، وانها رخيصة جدا. |
| Yunanlı bir satıcı onu bir eskici dükkanında buldu. | Open Subtitles | اسمه شاريلاوس كونستانتينيدس, بالعثور عليه فى متجر مجهول, |
| Auxerre'de bir parfüm dükkanında çalışıyorum. | Open Subtitles | أعمل محاسبة بمحل عطور في متجر كبير في اوكسير |
| Gönüllüler için çaresizdiler çünkü hastanedeki hediyelik eşya dükkanında ortalama gönüllü yaşı 75'ti. | TED | كانوا في حاجة شديدة إلى متطوعين لأن متوسط الأعمار في محل الهدايا في المستشفى كان 75. |
| Eşi ile 15 yaşında bir garsonken Michigan'da küçük bir barbekü dükkanında tanışmış. | TED | التقت بزوجها عندما كانت في الخامسة عشر من عمرها وتعمل كنادلة في محل للمشويات بميتشغن. |
| Bir sorun mu var Davies, o dükkanında çok kaldın galiba? | Open Subtitles | المشكلة معك يا ديفيز إنك عملت كصاحب محل لفترة طويلة |
| Yarın sabah traş olmalıyım Kaninski Berber dükkanında. | Open Subtitles | احتاج للحلاقة غدا صباحا فى محل كانينسكى للحلاقة |
| Çok uzun yıllar bir müzik dükkanında bile çalıştım, maaşı kaset olarak kabul ediyordum. | TED | حتى أنني كنت أعمل بمتجر للتسجيلات لعدة سنوات وكان ذلك مصدر ارتزاقي طوال حياتي. |
| Geberene kadar o etli yemek dükkanında kalacağımı mı düşündün? | Open Subtitles | بأنَّي أَعود إلى نفسِي القديمة وأعُد إلى دكان ذلك الكاري؟ |
| Ben sadece yem dükkanında çalışıyorum. | Open Subtitles | إنه لا يعمل فى التطور إننى فقط أعمل فى مخزن الأغذية |
| Bir yerde oturmuş birileri ile konuşuyoruz, sonra Hugh Jackman ile kahve dükkanında karşılaştığımız anı hatırlıyoruz. | TED | حيث أننا نجلس مع شخص نحادثه ، وفجأة نتذكر في ذلك اليوم حين قابلنا هوغ جاكمان في المقهى. |
| Üst kat özeldir, çıkamazsınız. Bay Quilp kendi dükkanında istediğini yapar. | Open Subtitles | لا تستطيع الذهاب للأعلى سيدي,إنه مكان خاص السيد كويلب له أن يفعل مايشاء في متجره |
| Her şey annem Max'ın video dükkanında işe girince başladı. | Open Subtitles | كُلّة بَدأَ عندما أمَّي ذَهبَت للعَمَل في مخزنِ فيديو ماكس |
| Armani'ye doğru giderken babam bir indirim dükkanında bunu gördü. | Open Subtitles | لقد كنا في طريقنا لارماني وعندها اصطاد ابي هذه البذله من واجهة احد محلات التنزيلات |
| Karikatür dükkanında çalışıyorsun. | Open Subtitles | عمّ تتحدث؟ أنت تعمل في محلّ للكتب الهزلية |
| Ama duyguların şiddeti, az kalsın bugün berber dükkanında vakayı mahvediyordu. | Open Subtitles | لكن العواطف الشديدة كادت تقضي على هذه القضية في صالون الحلاقة... |
| Tahmin et annemi beklerken protez dükkanında kimi gördüm. | Open Subtitles | إحزرْ مَنْ وَقعتُ فيه في دكانِ علم الأعضاء الإصطناعيةَ بينما أنا كُنْتُ أَنتظرُ أمَّ. |
| Bir, iki, üç, dört. dükkanında süt emzireceğiz. | Open Subtitles | واحد، اثنان، ثلاثة، أربعة ونحن سوف إرضاع في متجرك |
| Kasanın arkasında, göğsünden, 38'likle, Pocum'un dükkanında vuruldu. | Open Subtitles | ... مَعa38كماوَقفتْوراء العدّاد في بقالةِ Pocum. |