| Katkıda bulunan herkesin burada listelendiğini görüyorsunuz ve bu, insanların gerçek isimleri ile sistemdeki isimlerinin garip bir karışımından oluşuyor. | TED | سترون أنه قد تم ذكر جميع من ساهموا بالأسفل، وهو مزيج غريب من أسماء الناس الحقيقية وأسماء تسجيل الدخول لهم. |
| garip bir his oluyor içinizde, bir çeşit ustalık hissi, anneniz ve babanızdan daha fazla genel kültür bildiğinizde. | TED | هناك شعور غريب من البراعة يتملكك عندما تكون على علم ببعض الأشياء االصغائر التي لا يعرفها أحد من والديك |
| 360 milyon yıl öncesine seyahat edelim, son dinazordan 6 kat daha da geçmişe, yani Devoniyen döneme; garip bir dünya. | TED | دعونا نسافر قبل 360 مليون سنة قبل ست مرات في وقت يرجع إلى آخر ديناصور إلى العصر الديفوني وهو عالم غريب. |
| Ona ilk baktığında gözlerinde garip bir bakış bile gördüm. | Open Subtitles | لقد ميزت نظرة غريبة في عينيه عندما رآها لأول مرة |
| - Bence mutfaktan garip bir koku geliyor. - Hayır. | Open Subtitles | أعتقد أن هناك رائحة غريبة آتية من المطبخِ , لا |
| Buraya ilk çalışmaya geldiğimde başıma çok garip bir şey geldi. | Open Subtitles | حين جئت للعمل هنا أول مرة حدث لى شيئاً غريباً جداً |
| Bu garip bir iş kıyafeti ama keyfin bilir. Biz hazırız. | Open Subtitles | هذا لباس عمل غريب لكن أرتدي ما تشائينه، نحن جاهزون الآن. |
| O sıralarda, hiçbiriniz garip bir şey fark etmediniz mi? | Open Subtitles | لم يقم أحدكم بملاحظة شخص غريب حول الشقة صحيح ؟ |
| Burada garip bir şeyler oluyor. Şişman bir farenin kokusunu alıyorum. | Open Subtitles | شيء غريب يحدث هنا أنا أشم رائحه فأر كبير و سمين |
| Gelinle damadın kilisede öpüşmediğini fark ettim. Biraz garip bir durum. | Open Subtitles | لاحظت أن العروسين لم يتبادلا القبل في الكنسية، وذلك أمر غريب |
| Biliyor musun, garip bir şekilde, büyük bir gücün var. | Open Subtitles | 02. أتعرف، على نحو غريب لديك قوة أكثر من اللازم. |
| Burada çok garip bir gerçeklik baskı izi sendromu mevcut. | Open Subtitles | .هناك نوع جد غريب من النزيف خلال الواقع يحدث أمامي |
| Burası diğer tur arkadaşınızı alacağımız yer biraz garip bir kız. | Open Subtitles | هنا حيث توجد رفيقة رحلتك الآخرى إنها غريبة الأطوار بعض الشىء |
| Merhaba, operatör! Gerçekten garip bir adayı haber vermek istiyoruz. | Open Subtitles | مرحباً يا عامل الهاتف أريد الإبلاغ عن جزيرة غريبة جداً |
| Annem, minik hıyar turşularının hâlâ revaçta olduğu... dönemden kalma garip bir yaratık. | Open Subtitles | إن أمى مخلوقة غريبة الأطوار وهى معتادة على عادات قديمة الأزل ومعقدة للغاية |
| Tamam, garip bir nedenden dolayı pornoda bir yabancıyla sikişmek istemiyorsun. | Open Subtitles | إنك لن تضاجعى غريباً فى أحد الأفلام الإباحية لبعض الأسباب الغريبة |
| Hayır, ama MR çektiklerinde garip bir şey olduğunu gördüler. | Open Subtitles | كلا، لكنهم قد وجدوا شيئاً غريباً .عندما أجروا رنيناً مغناطيسياً |
| Fakat yeni bir fikir ortaya koyduğunuz anda her yeni fikre iki kelimeyle başlayan garip bir yanıt verme modası var. | TED | ولكن في اللحظة التي تقدمون فيها فكرة جديدة، هناك ذلك الميل الغريب العجيب للرد على كل فكرة جديدة. بدءًا بكلمتين اثنتين. |
| Çok garip bir seçim olduğunu düşünmüştüm, ama ev ödevi için olduğunu söyledi. | Open Subtitles | أظن انى وجدته اختيارا غريبا, ولكن, قال انه من اجل مشروع واجب منزلى |
| Daha garibi olamaz derken daha da garip bir şey oluyor. | Open Subtitles | فقط عندما تعتقدي أن العالم لا يُمكن ان يُصبح أكثر غرابة |
| Orada 20 yıl önce garip bir komünde yangın çıkmış. | Open Subtitles | لقد كان هناك حريق من عشرون سنه في بلديه غريبه |
| Son zamanlarda garip bir şey duydunuz mu, veya gördünüz mü? | Open Subtitles | هل رأيتِ أو سمعتِ أي شيء غير عادي في الآونة الأخيرة؟ |
| Burada güvende hissediyordum sonra kapılar kapanıp garip bir melek geldi. | Open Subtitles | شعرت بالأمان هنا، وبعد ذلك ، أغلقت الأبواب ووصل ملاك عجيب. |
| garip bir şekilde acımasız olan hayat, Norma Desmond'a acımıştı. | Open Subtitles | الحياة التي يمكن أن تكون رحيمة بغرابة أشفقت على حال نورما ديزموند. |
| Almanya'ya gelmek için garip bir zaman seçmişsiniz. | Open Subtitles | لقد اخترت وقتاً غير اعتيادي للمجيء إلى ألمانيا |
| Bir de patronum garip bir şey yapmamı isterse hiç sorgulamadan yapmak zorundayım. | Open Subtitles | و إذا رئيسي أمرني بأن أفعل شيئًا غريبًا يجب أن أفعله بدون أسئلة. |
| Birine hayatını borçlu olmak garip bir duygu. | Open Subtitles | هل تعلم أنه شيء مضحك أن تكون مديناً بحياتك لشخص |
| Ki bu çok garip bir şey çünkü kullanabileceğin tek silah tabanca. | Open Subtitles | و هذا شىء غريبٌ جداً, لأن الأسلحة المتاحة فقط هى الأسلحة النارية. |