| Bak, hayaların için üzgünüm. Şanslı bir vuruştu, Hepsi bu. | Open Subtitles | أنظر,أنا أسف لأجل خصيتيك لقد كانت ضربة خطا,هذا كل شئ |
| Adam kötü bir düş görüyordu, Hepsi bu. Büyütecek bir şey yok. | Open Subtitles | أدم كان لديه حلم سيئ هذا كل شئ إنها ليست مشكلة كبيرة |
| Bence de değil. Sadece kafası karışmış bir delikanlı. Hepsi bu. | Open Subtitles | وأنا كذلك، إنه مجرد مراهق مرتبك هذا كل ما في الأمر |
| Bu işi alması için başka kimseyi bulamadılar, Hepsi bu. | Open Subtitles | لا يمكنهم إيجاد شخص آخر ليأخذ الوظيفة، هذا كلّ شيء. |
| Günaydın, insan bekçi. Bizi içeri al. Hepsi bu kadar. | Open Subtitles | عمت صباحا, أيها الحارس البشرى دعنا ندخل هذا كل شىء |
| Bazıları yanlış seçim yapmış, Hepsi bu. Hayat zor diyorlar. | Open Subtitles | وبعض الناس يقومون بإختيار سيئ ذلك كل شيء انهم يقولون ان الحياة صعبة |
| Ben seni daha da kızdırmak istememiştim, Hepsi bu kadar. | Open Subtitles | أنا فقط لم أرد أن يتصاعد الأمر، هذا كل شيئ |
| Onun için bu yatağa geri dön. Düzüşeceğiz, Hepsi bu. | Open Subtitles | يعود في السرير ، نذهب يمارس الجنس وهذا كل شيء. |
| Yani ben sadece planın parçasıydım, öyle mi? Hepsi bu mu? | Open Subtitles | إذاً لقد كنت جزء من الخطة هل هذا كل شئ ؟ |
| O Çinli çocuk, bir haftalığına bende kalıyor. Hepsi bu. | Open Subtitles | هذا ولد صيني سوف يبقى لمده اسبوع هذا كل شئ |
| Sadece dışardan bir kaç resim çekçeğiz, Hepsi bu kadar. | Open Subtitles | كنا نحاول فقط التقاط صور خارجية للمباني، هذا كل شئ |
| Seni olayın dışında bırakmak için ödeme yaptım, Hepsi bu. | Open Subtitles | لقد دُفع لي لأخرجك من الصورة ، هذا كل شئ |
| Hayır, hayır. Sadece başım -- biraz dönüyor, Hepsi bu. | Open Subtitles | لا، لا إنه رأسيأشعر بالدوار، هذا كل ما في الأمر |
| Halletmem gereken çok iş var, Hepsi bu. A.D. ne haber? | Open Subtitles | مجموعة من الاشياء يجب انال ان انجزها.هذا كل ما في الامر |
| Hem o kadar da yaralanmadım. Biraz suratım dağıldı sadece, Hepsi bu. | Open Subtitles | واصابتي ليست سيئة للغاية وجهي فقط يبدو فوضويا، هذا كلّ شيء |
| Çeçe sineği aşısına aşırı reaksiyon, Hepsi bu. | Open Subtitles | رد فعل قوى على حقنة التطعيم ضد التسى تسى هذا كل شىء |
| Neler olduğunu anlamalıyız diye düşünüyorum, Hepsi bu. | Open Subtitles | أظن أن علينا أن نكتشف ما الذي يجري هنا, ذلك كل شيء. |
| Kambur seni vurmadıysa... kesin mühim bir nedeni vardır, Hepsi bu. | Open Subtitles | لو لم يطلق الأحدب عليك النار لقد كان لديه سبب قوي هذا كل شيئ |
| Hanfendinin sadece bu teferruatı imzalamasının mahkemede görünmesi gerek, Hepsi bu kadar. | Open Subtitles | إنها فقط تحتاج لتوقيع هذه الوثيقة المثول أمام المحكمة وهذا كل شيء |
| Ha, biz buna sadece yatak muhabbeti diyoruz, bebeğim. Hepsi bu. | Open Subtitles | حسناً ، هذا فقط الذي ندعوه كلام وسادة حبيبتي ، هذا كل شيء |
| Seni doğru tarafa yönlendirmeye çalışabilirim. Ama Hepsi bu. | Open Subtitles | سأبقيك في الإتجاه الصحيح إذا استطعت و لكن هذا هو كل شيء |
| Umarım ikinizin arasında çok özel bir şey yoktur, Hepsi bu. | Open Subtitles | أتمنى لو أنتم الإثنين لم تَكونوا مقربينَ جداً، هذا كُل شيء |
| Eski yüzyılın geçişini tek başıma izlemek istiyorum, Hepsi bu. | Open Subtitles | انا فقط اريدُ رُؤية القرنِ القديمِ يرحل ، ذلك كُلّ ما فى الامر |
| Asla. Babama karşı kullandığı bir kozu var. Hepsi bu. | Open Subtitles | إطلاقاً، انها مجرد سلاح ضد أبي، هذا كل مافي الأمر. |
| Yüzüyordum ve sonra hatırladığım ilk şey öksürüp uyandığım Hepsi bu. | Open Subtitles | كنت أسبح، وبعدها فوجئت بنفسي أسعل الماء هذا كلّ ما أعرف |
| Bu onun itibarını falan sarsabilirdi, Hepsi bu. | Open Subtitles | ربما ضرت سمعتها او شيء من هذا, هذا كل شي |
| Sadece ürün fıyatlarıyla ilgileniyorlar, Hepsi bu. | Open Subtitles | يهتمون فقط بأسعار العقارات، ذلك كلّ شيء. |