Babam bizi koruyabilmek için, elinden gelen her şeyi yaptı. | Open Subtitles | والدي في الحال فعل كل ما بوسعه حتى يقوم بحمايتنا |
Baban elinden gelen her şeyi yaptı. O avcıları haftalarca aradı. | Open Subtitles | أبوك فعل كل ما بوسعه لقد طارد هؤلاء الصيادين لأسابيع |
Bu mahkemenin karara varmasını engellemek üzere, yasaları çarpıtmak için her şeyi yaptı. | Open Subtitles | و قد فعل كل شيء ليتحاشى القانون هذا سيتسبب بمنع إنهاء هذه المحاكمة |
Vefat ettiğinde çocukluk aşkım Ned, kalmam için her şeyi yaptı. | Open Subtitles | عندما فارقت الحياة (حبيب طفولتي ، (نيد فعل كلّ ما في وسعه ليجعلني أبقى |
O da istediğim her şeyi yaptı, aynı senin yaptığın gibi. | Open Subtitles | وقد فعل لي كل ماأريد مثل مافعلت انت |
Bizimle kalabilmek için elinden gelen her şeyi yaptı ama çok hastaydı. | Open Subtitles | لقد فعلت كل ما باستطاعتها لكي تبقى معنا، لكنها كانت مريضة جدا. |
Ekmek alıp şaraba batırmak dışında her şeyi yaptı. | Open Subtitles | يقوم بفعل كل شيء سوى أن يضعهم على الخبز ويغمسهم في الصلصة. |
O kadar şeyi yaptıktan sonra bile ki istediğim her şeyi yaptı battaniyeyi vermedim. | Open Subtitles | حتى بعد كل ما فعله , و قد فعل كل ما طلبت لم يأخد البطانية |
Benim için yapabileceği her şeyi yaptı -- bir tedavi merkezinden diğerine çok uzun yollar gitti, en iyi seçeneği aradı, hepsinden önemlisi, asla pes etmedi. Öte yandan pek çok güçlükle karşılaştı, çalışma ve yaşam standartları açısından. | TED | والذى فعل كل ما بوسعه من أجلى ينتقل لمسافات طويلة من مركز علاجى لآخر بحثاً عن أفضل دواء وفوق كل ذلك لم يستسلم أبداً على الرغم من الصعوبات التى واجهته من ناحية العمل و جودة المستوى المعيشي |
Benim tuzağa düşürdüğüm gibi... son düşüncem "büyük Jake o yapabildiği her şeyi yaptı." olacak. | Open Subtitles | كما لو وقعت عن طريق فخ فكرتي الأخيرة ستكون "حسنا، جيك الكبير فعل كل ما في وسعه" |
Elinden gelen her şeyi yaptı. Kimse onu dinlemedi. Ve yine de bu ülke için canını feda etti. | Open Subtitles | فعل كل ما بوسعه ولا أحد يستمع له |
Mikrobu durdurmak için elinden gelen her şeyi yaptı ama ben ona güvenmedim. | Open Subtitles | لقد فعل كل ما بوسعه ل منعهم من الحصول على الفيروس، ... لم اثق به. |
Bu yüzden olmasını sağlamak için her şeyi yaptı. | Open Subtitles | هكذا فعل كل ما بوسعه لتحقيق ذلك |
O, toprağa gömülmüş, yeni yapılmış bir köpekbalığı havuzunda her şeyi yaptı. | Open Subtitles | فعل كل شيء ولكن الأرض في بركة طازجة chummed من أسماك القرش. |
Senin için her şeyi yaptı. | Open Subtitles | لقد فعل كل شيء في العالم من أجلك. |
Söylediğim her şeyi yaptı. | Open Subtitles | -لقد فعل كلّ ما طلبته . |
O da istediğim her şeyi yaptı, aynı senin yaptığın gibi. | Open Subtitles | وقد فعل لي كل ماأريد مثل مافعلت انت |
Cinayetin arkasında Pike olduğunu kanıtlayamamamız için her şeyi yaptı. | Open Subtitles | فعلت كل ما في وسعها لتجعل من المستحيل أن نثبت أنه وراء جريمة القتل |
Elinden gelen her şeyi yaptı. | Open Subtitles | لقد قام بفعل كل شيء يستطيعه |
Sonunda, o da onu sevdi. Onun için her şeyi yaptı. | Open Subtitles | وفي النهاية، بادلها الحب، كان ليفعل أي شيء لها |
Kocanız Escobar'ı yakalamak için elinden gelen her şeyi yaptı. | Open Subtitles | بذل زوجك كل ما في وسعه للقبض على إسكوبار |
Rod, onu kendine bağlamak için her şeyi yaptı. Sadece ona bağlı olsun istedi. | Open Subtitles | رود) قام بكل ما يستطيع) ليجعلها معتمدة عليه و عليه فقط |
her şeyi yaptı doktoru buldu, parasını ödedi beni randevuya götürdü. | Open Subtitles | لقد قام بكل شيء وجد لي طبيباً، دفع له أخذني للمواعيد |