| Ülkenin merak ettiği bu olayın en heyecanlı ânını kaçırmayın. Calleigh? | Open Subtitles | لا تفوتوا أحدث وأكثر فصل مثير في اللغز الذي أحاط بالأمة |
| Duygusal bir irkilme hissettiğiniz oldu mu? Öylesine heyecanlı bir şey ki baştan aşağı bir titreme hissedersiniz. | TED | هل سبق أن شعرتم بقشعريرة عاطفية، حدث شيء مثير للغاية لدرجة أصابتكم بالرجفة؟ |
| Altı saat 21 dakika sonra.. Gerçi heyecanlı olduğumdan değil. | Open Subtitles | خلال 6 ساعات و 20 دقيقة لست سوى متحمس جداً |
| Çok heyecanlı, sanki bizimle paylaşacak bir sırrı var gibi. | Open Subtitles | أنه متحمس كما لو أنه لديه سر لكي يشاركه معنا |
| Annen bu geceki yetenek gösterisinde piyano çalacağın için çok heyecanlı. | Open Subtitles | والدتك متحمسة للغاية بشان لعبك على البيانو فى عرض المواهب اليوم |
| Sizin zindanınız, hayatımın en gerçekçi kaçışı, yaptığım en heyecanlı kaçıştı. | Open Subtitles | فراري الحقيقي من زنزانة الحب هذه كان أكثر ما فعلته إثارة |
| İç dünyamda çok heyecanlı bir şey olduğu zaman koşmam gerekiyor. | TED | عندما يكون هناك شيء مثير للغاية يحدث في عالمي الداخلي، يجب أن أركض. |
| İş, sanat ve kültüre ve bunlara erişime gelince çok heyecanlı bir gelecek için artık yapı taşlarımız var. | TED | ما لدينا الآن هي اللبنات الأساسية لمستقبل مثير جداً، عندما يتعلق الأمر بالفنون والثقافة وإمكانية الولوج إليهم. |
| Bu sabah piyasada heyecanlı bir şeyler olacağını sezinler gibiyim. | Open Subtitles | أشعر بحدوث شيء ما مثير هذا اليوم في أسواقها هذا الصباح |
| Ama iyi haber, hazır olduğunuzu biliyor ve çok heyecanlı. | Open Subtitles | الخبر الجيد هو أنه يعلم أنكما جاهزان وهو متحمس للغاية |
| Ama altıma yaptığımı herkese anlatacağı için çok heyecanlı olduğundan tabii. Anlattı da. | Open Subtitles | لكن فقط لأنه متحمس جدًا لإخبار الجميع في وحدتنا أنني قمت باتساخ بنطالي |
| Ama eve dönmek için heyecanlı olan Theseus, beyaz yelken açmayı unutup, daha önceki siyah yelkeniyle denize açılmıştır. | Open Subtitles | لكنه كان متحمس جداً للعودة إلى الديار، لهذا نسى الوعد وواصل رحلته بنفس الشراع الأسود الذي بدأ الرحلة بهِ. |
| Ancak pastalar ve elbiseler arasında birileri düğünü için çok heyecanlı görünüyor. | Open Subtitles | لكن فيما بين الكعكة والفستان يبدو أن هناك أحدهن غير متحمسة لزفافها |
| Karım cok neşeli, doğasında heyecanlı birisi. | TED | لقد كانت إمرأة رائعة مبتهجة انها متحمسة بالفطرة |
| İsviçre'ye taşınmak da heyecanlı. | Open Subtitles | وهي الآن متحمسة جداً لموضوع الانتقال إلى سويسرا |
| Böylesinin daha heyecanlı olduğunu biliyorum ama vücudun en önemli salgı bezlerinden birini kızartmadan emin olsak daha iyi olmaz mı? | Open Subtitles | أعلم بأن الأمر يبدو أكثر إثارة بطريقتك لكن أليس علينا التأكد بأنك محق قبل تدمير واحدة من أهم الغدد في جسمه؟ |
| Mr. Dvorak's heyecanlı olduğu için sürekli sigara içiyor. | Open Subtitles | مسكين هو السيد دفوراك، متوتر للغاية يدخن طوال الوقت |
| Ben de sizinle gelmek isterdim. heyecanlı olacağına eminim. | Open Subtitles | أتمنى لو كُنت ذاهباً مَعَكم سوف يكون هذا مثيراً بالأحرى. |
| Nasıl olur da kızlar konusunda bu kadar heyecanlı olmazsın? | Open Subtitles | لماذا لا أراك متحمساً هكذا إذا تعلق الموضوع بالفتيات ؟ |
| Marti'yi elemelerde göreceğin için çok heyecanlı olmalısın. | Open Subtitles | لابد انك متحمسه لرؤية مارتي في التصفيات. |
| Sizin lisedeki herkesin o kadar heyecanlı olmadığını biliyorum. | Open Subtitles | أوه، أعرف كل شخص في مدرستك العليا ليست متوترة جدا. |
| Benim hatam değil. Şu anda çok heyecanlı bir haldeyim. | Open Subtitles | إنها ليست غلطتي فأنا أشعر بحالة من الإثارة العالية الآن |
| Büyük gün için oldukça heyecanlı olmalısınız. Evet. Molly de ben de pazar günkü final maçını heyecanla bekliyoruz. | Open Subtitles | اذن ياصغار لابد انكم متحمسون جدا لليوم الكبير نعم انا ومولي كلانا نحب متابعة مباراة السوبر بول يوم الاحد |
| Ve gerçekten, bilime karşı harika olan heyecanlı kısmı burası aslında beynin ürettiği deneyimler o kadar etkili değilse uyaranlar nelerdir? | Open Subtitles | إنه التحدي الحقيقي للعلم حقاً وهذا الجزء المثير منه ليس في فكرة أن الدماغ تولِّد هذه التجارب إنما في ماهية المحفزات |
| Okulun ilk gününün ne kadar heyecanlı olabileceğini unutmuşum. | Open Subtitles | لقد نسيت كم هو مشوق اليوم الأول من المدرسة |
| O hepimizden daha heyecanlı. | Open Subtitles | إنّه متحمّس جدّاً بهذا الشأن أكثر مِنّا جميعاً. |
| O çok heyecanlı. Senin Kaliforniya'da tüm film yıldızlarını tanıdığını sanıyor. | Open Subtitles | هي متحمّسة تعتقد بأنّك تعرف كلّ النجوم السينمائيون في كاليفورنيا |