| Aslında ben ona yardım edebilirim, bu da benim için güzel bir değişiklik olur. | Open Subtitles | الأمر هو ، يمكنني أن أساعدها ، و إنه لشعور لطيف من أجل التغيير. |
| Aslında ben ona yardım edebilirim, bu da benim için güzel bir değişiklik olur. | Open Subtitles | الأمر هو ، يمكنني أن أساعدها و إنه لشعور لطيف من أجل التغيير |
| Evet, kutlamak için güzel bir şişe şaraba ne dersin? | Open Subtitles | أجـل. مـاذا عن قنينة لطيفة من النبيذ؟ |
| Peri masalları için güzel bir olay örgüsü, efendim. | Open Subtitles | قصة جميلة من قصص الحكايات يا مولاى |
| Evine döndüğün için güzel bir gün olmalı, Todd. | Open Subtitles | هذا الانتقال جيد لك يا تود |
| Küçük bir kızı yetiştirmek için güzel bir yer değil mi? | Open Subtitles | إنه موقع مُميز لتربية طفلة صغيرة به ألا تعتقدين ذلك ؟ |
| Montana ziyaret etmek için güzel bir yer olabilir, ama orada yaşamak istemezsiniz, çünkü intihara yatkınlık konusunda bir numaralı eyalet orası. | TED | ومونتانا مكان جميل لزيارته ولكنك لا تريد أن تعيش هناك، لأنها الولاية الأولى للتفكير في الانتحار. |
| Burada yalnızca bir gece kalacağım. Akşam yemeği için güzel bir restoran biliyor musunuz? | Open Subtitles | سأمكث هنا لليلة واحدة، فهل لديك اقتراح لمطعم جيد من أجل العشاء؟ |
| Yedi yıldır buralarda yoktun ve ben de düşündüm ki Moskova'da güzel bir yerde olmak senin için güzel bir değişik olur. | Open Subtitles | حسنا، أظن أنك بعيدا لمدة سبع سنوات وسوف يكون هناك تغيير لطيفة لك أن تكون في مكان جميل في موسكو. |
| Eğer Haley için güzel bir şeyler yapmak istiyorsan... traş makinesi satın almayı deneyebilirsin. | Open Subtitles | تعرف, إذا أردت فعل شيء لطيف من أجل هايلي ربما عليك استخدام ماكينة الحلاقة |
| Ve onun için güzel bir şey yapmak istiyorum. | Open Subtitles | أستطيع إلتقاط أنفاسي ثانية وأردت القيام بأمرٍ لطيف من أجلها |
| Ama belki bir dahakine onun için güzel bir şey yapmayı denemelisin. | Open Subtitles | ولكن لرُبما عليكِ في المرة القادمة أن تحاولي فِعل شيء لطيف من أجله |
| Senin için güzel bir dinlence olduğuma sevindim. | Open Subtitles | أنا سعيدة أني كنت إجازة لطيفة من حياتك. |
| Ustanın kızı için güzel bir alkış. | Open Subtitles | مساعدة لطيفة من ابنة السيد |
| Yürümek için güzel bir gece. | Open Subtitles | ليلة جميلة من اجل التمشى |
| Kamera için güzel bir gülücük ver bakalım. | Open Subtitles | هي جميلة من أجل الكاميرا |
| Evine döndüğün için güzel bir gün olmalı, Todd. | Open Subtitles | هذا الانتقال جيد لك يا تود |
| Küçük bir kızı yetiştirmek için güzel bir yer değil mi? | Open Subtitles | إنه موقع مُميز لتربية طفلة صغيرة به ألا تعتقدين ذلك ؟ |
| En azından bazen, ziyaret etmek için güzel bir yer bulabiliriz. | TED | ولكن قد نجد، ذات مرة، أنه مكان جميل ويستحق الزيارة. |
| Kardeşin için güzel bir şeyler yapmaktan haz duymak. | Open Subtitles | الشعور بالرضى لأنك تفعلين شىء جيد من أجل أخيك؟ |
| Bir Navajo için güzel bir isim. | Open Subtitles | اسم جميل في نافاجو. |