| Aslında, onun arkasında, 611'de ne olduğunu da sorsak iyi olur. | Open Subtitles | لنرَ إن كانوا يتذكّرون ما كان يقف خلفه في الفراغ 611 |
| onun arkasında, üzerinde yıldızların kazılı olduğu mermer bir duvar vardır. | Open Subtitles | خلفه يوجد جدار رخامى منقوش عليه نجوم. انه نصب تذكارى لعملاء فقدوا فى المهام. |
| Bu işi yapanlar, onun arkasında olanlar ve planlayanlar, aslında kendi ilkelerine karşı hoşgörüsüz davranmışlardı. | Open Subtitles | الناس الذين فعلوا ذلك أو كانوا خلفه وخططوا له كانوا ضيقى الأفق ومتعصبون أهملوا مبادئهم |
| Bu bizim okulun mufağı ve onun arkasında... sıklıkla timsahların geldiği bir dere var | Open Subtitles | هذا هو مطبخ المدرسة و خلفه هناك هذه هي القناة التي تأتي منها التماسيح عادةً |
| Eğer Diaz yardımımızı kabul etmiyor olsa da onun arkasında durup yardımcı olmalıyız. | Open Subtitles | حسنا إن لم تقبل دياز مساعدتنا يجب ان نساعدها من ورائها |
| Artık onun arkasında pedal çevirmek istemiyorum! | Open Subtitles | اذاً .. هكذا اذاً لن اركب دراجتي ورائها |
| Kuzey amerika 'da başka bir araba daha ve onun arkasında sıkışıp kaldım. | Open Subtitles | سيارة أخرى في امريكا الشمالية و أنا عالقاً خلفه |
| - onun arkasında bir yer ayarlayabilirim. | Open Subtitles | أستطيع أن أحجز لك مكاناً خلفه مباشرةً |
| Çünkü baronlar onun arkasında asla birleşmezler. Sence kız frengi mi? Zamanın başlangıcından beri... şövalyeler turnuvalarda bir araya gelirler. | Open Subtitles | لأن الزعماء لن يتوحدوا أبداً خلفه أتظن أنها مريضة بالزهرى ؟ منذ فجر الزمان ... |
| Çünkü baronlar onun arkasında asla birleşmezler. | Open Subtitles | لأن الزعماء لن يتوحدوا أبداً خلفه |
| Erik boyu ve Folkung boyu onun arkasında. | Open Subtitles | هو عنده عشيرة اريك و عشيرة فولكونج خلفه |
| Bay Blunt'ın ailesi onun arkasında! | Open Subtitles | عائلة السيد "بلانت" تقف خلفه سنداً! |
| İlgilendiğimiz şey onun arkasında. | Open Subtitles | خلفه يوجد ما يهمنا. |
| - Ben de hemen onun arkasında olacağım. | Open Subtitles | و أنا سأكون خلفه مباشرة |
| Ama 1961'de tek kasti bir hareket yapmadı çünkü Mickey Mantle onun arkasında 317 sayısını yapıyordu. | Open Subtitles | و لكن ( ماريس ) لم يقم بالسير متعمدّا في العام 1961 .لأن (مايكي مينتل ) كان خلفه بـ 317 |
| Kurban, Dante Edwards, onun arkasında sağda. | Open Subtitles | أجل، و (سيد) الصّغير و أتباعه كانوا في ألبوم لهم أصدروه السّنة الماضية و الضحيّة (دانتي إداواردز)، هو خلفه مباشرة على اليمين |
| Yvonne genç ve güçIü ve ailesinin sevgisi onun arkasında. | Open Subtitles | إيفون) شابة وقوية) ولها عائلة مُحبّة ورائها |
| Ve onun arkasında da senin lavuk Flaco vardı. | Open Subtitles | و صديقك فلاكو من كان ورائها. |