| Bu karakteri ve kişiliğini tamamladığını düşünebileceğiniz pek çok şey var, bu yüzden süper kahraman sadece bir veya iki boyutlu değil. | TED | هناك الكثير من الأشياء التي يمكنك التفكير بها يدور حول الشخصية، لكي لا يكون لدى البطل الخارق بُعد واحد أو اثنين فقط. |
| Birlikteyken benim için kötü olan pek çok şey yaptık. | Open Subtitles | فعلنا الكثير من الأشياء التي كانت سيئة بالنسبة لي معا. |
| Evet, kitaplar harikadır ama pek çok şey deneyimle öğrenilir. -Sahi mi? | Open Subtitles | لكن هناك أشياء كثيرة نتعلمها من التجربة ولا يمكن تعلمها من الكتب |
| Bu işte bilmediğim pek çok şey var. Bazılarını hiç bilemeyeceğim. | Open Subtitles | هناك العديد من الأشياء التى لا اعلمها وبعضها لن اعرفه ابدا |
| Tamam mı? Ve buna yardımcı olan pek çok şey vardır. | TED | أليس كذلك؟ وهناك الكثير من الأمور التي تساهم في ذلك. |
| Amerika'lı erkeklerin Burada Tayland'da yapmak isteyeceği pek çok şey vardır. | Open Subtitles | هناك الكثير من الاشياء الجال الامريكيين يحبون فعلها هنا في تايلاند |
| Sevgili gelinim, kültürümüzde asla anlayamayacağın pek çok şey var. | Open Subtitles | هناك الكثير من الأشياء بشأن ثقافتنا أخشى أنك لن تفهميها |
| pek çok şey yaşandı fakat nihayetinde Konoha Köyü'nü korumaya geldim. | Open Subtitles | هنالك الكثير من الأشياء حدثت ولقد قررت أن أحمي قرية كونوها |
| pek çok şey yaşandı fakat nihayetinde Konoha Köyü'nü korumaya geldim. | Open Subtitles | هنالك الكثير من الأشياء حدثت ولقد قررت أن أحمي قرية كونوها |
| Şimdiye kadar pek çok kişiye pek çok şey yaptım. | Open Subtitles | لقد فعلت الكثير من الأشياء للكثير من الأشخاص حتى الآن |
| Bugünlerde yeşil diye adlandırılan pek çok şey var. | TED | هنالك الكثير من الأشياء تسمى الآن خضراء. |
| Endüstriyel tasarımcı birbirine benzeyen pek çok şey yapar. | TED | التصميم الصناعي هو عبارة عن جعل الكثير من الأشياء متطابقة. |
| Ve gerçek şu ki, bu geçiş döneminde pek çok şey bizim için epey iyi gidiyor. | TED | والحقيقة هي أن أشياء كثيرة تسير في مصلحتنا خلال هذا التحول. |
| Olmo, sen yokken pek çok şey değişti. | Open Subtitles | أولمو, عندما لم تكن هنا أشياء كثيرة تغيرت |
| pek çok şey tatlım. | Open Subtitles | أشياء كثيرة ، يا عزيزتى إجتماع تحول إلى جلسة تبادل الرصاص |
| Yani, pek çok şey olarak çağrıldım ama "sıkıcı" onlardan biri değil. | Open Subtitles | أعني، تم تسميتي العديد من الأشياء لكن الملل ليس واحداً منهم .. |
| Hâlâ hakkında bilmediğimiz pek çok şey var. | TED | هناك العديد من الأشياء التي لا نعلم عنها بعد. |
| Yapmak istediğim pek çok şey var. | Open Subtitles | يوجد الكثير من الأمور التي أريد أن أفعلها |
| Gördüğünüz gibi, o dairenin içinde başka pek çok şey de vardı. | TED | و كما ترون، هناك الكثير من الاشياء الاخرى داخل الدائرة |
| Aynı bakış açısını paylaşabilirdim ama artık kafamı dolduran pek çok şey var. | Open Subtitles | كنت أشاركك نفس الرأي ولكن الآن عندي أمور كثيرة تشغل عقلي. |
| Doğru olanı yapman için pek çok şey denedim, tamam mı? | Open Subtitles | النظرة، حاولتُ الكثير مِنْ الأشياءِ المختلفةِ للحُصُول عليك لتَعمَلُ الذي صحيحُ. |
| Hayatta pek çok şey yaşadı birkaç kötü şey onu kırdı da. | Open Subtitles | لقد عانى الكثير في حياته بضع تعاويذ سيئة أعتقد أنها حطمته |
| Anlaması gereken pek çok şey var | Open Subtitles | كثير من الأشياء عليها أن تفهمها |
| Fakat eski Mısırlılarla ilgili pek çok şey öğrendim. | Open Subtitles | لكن تعلمت عدة أشياء عن القدماء المصريين |
| Söylediğin gibi, bilmediğin pek çok şey varmış. | Open Subtitles | مثلما قلت ، هناكَ الكثير لم تعلمهُ |
| Darcy ile konuştuktan sonra pek çok şey artık daha mantıklı gelmeye başladı. | Open Subtitles | .. حسنا, بعد ان تحدثت مع دراسي . الكثير من الامور وضحت الامور |
| İnsanlar hayatları boyunca pek çok şey düşünür. | Open Subtitles | يفكّر الناس بالكثير من الأشياء طوال حياتهم. |
| Sana pek çok şey verebilirim. Sana her şeyi verebilirim. | Open Subtitles | يُمكننى أن أعطيك أشياء عديدة يُمكننى أن أعطيك كل شئ |
| Sanırım Sara'nın söylediği pek çok şey beni ve neler yaşadığımı ifade ediyor. | Open Subtitles | (أعتقد أن الكثير مما قالته (سارة قد حدث معي أثناء تجربتي |