| Yahudiler, Prensim, sizin baş silahınız olacak tahtı elde etmek için. | Open Subtitles | اليهود, مولاى سيكونون سلاحك الرئيسى الذى يمنحك قوة الوصول الى العرش |
| - Teknik olarak hapiste olsaydım, biyolojik silahınız falan da olmazdı. | Open Subtitles | حسنٌ، تقنياً لو كنت في السجن لما حصلت على سلاحك البايلوجي. |
| Arkadaşların silahınız olmadığını söyledi. | Open Subtitles | قال أصدقائك لأنه لم يكن لديك أي أسلحة فى السيارة |
| Böylelikle kana bulanmış cesetlerden çıkarılan mermilerle sizin silahınız arasında hiçbir karşılaştırma yapılamadı. | Open Subtitles | لذا فانه غير ممكن عقد مقارنة بين مسدسك و تلك الرصاصة التى أخذت من جثتى الضحيتين الملطختين بالدماء |
| Bugünden sonra, vücudunuz artık size ait değil o şimdi sizin en güçlü silahınız. | Open Subtitles | بعد اليوم ، لا احد ينتمى اليكى انه الآن سلاحكم الاعظم لابد ان تكونوا مستعدين |
| Ve sizin benden daha fazla silahınız var. | Open Subtitles | وأنتم تملكوا اسلحة كثيرة أكثر مما لدي أنا |
| Silah taşıma izniniz var ama kendi silahınız olmalı. | Open Subtitles | يمكنك أن تحمل مسدسا لكن عليك أن تشتريه بنفسك |
| Sizin de büyük bir silahınız var mı? | Open Subtitles | هل تحملين مسدساً أيضاً؟ |
| Üstünüze silahlı birinin gelme ihtimali varsa, sizin de silahınız olmalıdır. | Open Subtitles | من المُحتمَل أن يكونَ لدى الشخص الذي يهاجمُك سلاحاً لِذا عليكَ أن يكونَ لديكَ سلاحاً أيضاً |
| Gizli silahınız ulusal yarışmadan önce yüklenmiş ve kullanıma hazır olacak. | Open Subtitles | أظن أن سلاحك السري سيكون ملقما ومستعداَ للإطلاق قبل المباريات الجهوية |
| silahınız bahsettiğiniz gibi bir menzil ve devire sahipse herhangi bir kara veya hava taşıtı söz konusu olabilir. | Open Subtitles | إذا كان سلاحك يملك سرعة الدوران والمدى اللذان ذكرتهما تسيطيع أن تتصل بأى مركبة أو طائرة تقترب القاعدة |
| O otobüsün yoldan çıkmasına sebep olan... kişiye karşı silahınız olmak için. | Open Subtitles | لأكون سلاحك ضد أياً كان المتسبب بحادث الباص |
| Burası maksimum korumalı cezaevi ve hiç bir tür silahınız yok mu? | Open Subtitles | هذا سجن مؤمن إلي أقصي حد ولا يوجد به أية أسلحة |
| silahınız ve mermileriniz var. | Open Subtitles | لدينا أسلحة و طعام و ذخيرة أمامكم 24 ساعة |
| Büyük bir silahınız yoksa, ... radyatörü ya da arkasındaki motor bloğunu delemezsiniz. | Open Subtitles | بدون أسلحة ذات عيار ثقيل, لن تتمكن من اختراق الرادييتر و الجدار الناري خلفه |
| Böylelikle kana bulanmış cesetlerden çıkarılan mermilerle sizin silahınız arasında hiçbir karşılaştırma yapılamadı. | Open Subtitles | لذلك لا يمكن المقارنه بين مسدسك و الرصاصات التى أخذت من جثث الضحايا الملطخه بالدماء |
| Maalesef silahım yanımda değil. Ama silah kılıfınızı kapatsanız iyi olur, yoksa silahınız düşebilir. | Open Subtitles | آسف لم أحضر مسدّسي، ومن الأفضل أن تغلق حافظة مسدسك قبل أن تفقده |
| Baylar, gizli silahınız olmama izin verin. | Open Subtitles | أيّها السادة، إسمحوا لي أن أكون سلاحكم السري |
| silahınız olmadığından emin olmalıyım. | Open Subtitles | يجب أن اتأكد انه ليس لديك اي اسلحة |
| - silahınız olduğunu bilen var mıydı? | Open Subtitles | - هل يعرف احدا انك تمتلك مسدسا ؟ |
| - silahınız var mıydı? - Tabii ki yoktu. | Open Subtitles | -هل كنت تحمل مسدساً ؟ |
| Suç ortağı benim lakabımdır ama, bir silahınız falan yoktur inşallah? | Open Subtitles | متواطىء هو إسمي الأوسط، لكنكِ لا تحملين سلاحاً أليس كذلك؟ |
| Rozetinizi ve silahınız teslim edin. Operasyon sona erdi! | Open Subtitles | سلّموا أسلحتكم وشاراتكم, هذه العملية انتهت |
| "Paintball silahınız kişiliğiniz hakkında neler söylüyor?" Onun aşağısındaki. | Open Subtitles | "ـ "ما الذي تبينه بندقيتك للألعاب من شخصيتك ـ اسفل هذه |
| silahınız yaptı. | Open Subtitles | سلاحكما لقدقامبتجميديبشكلما... |