| Rodney, beni dinle.Bunu yapmak zorundasın, bu bizim tek şansımız. | Open Subtitles | رودني, استمع إلي. يجب أن تفعل ذلك إنها فرصتنا الوحيدة |
| Büyükler hem de. Çalışacaklarından emin değilim ama tek şansımız bu. | Open Subtitles | لست متأكدا إذا كانت لا تزال تعمل ولكن هذا فرصتنا الوحيدة |
| tek şansımız 24 saat içinde ilk bulaşan hastayı bulmak. | Open Subtitles | فرصتنا الوحيدة هي إيجاد المريض الأول في خلال 24 ساعة. |
| Bize neler olduğunu anlayıp durumu düzeltebilmek için tek şansımız bu. | Open Subtitles | أنها الفرصة الوحيدة التي لدينا لمعرفة ما حدث لنا لنقوم بعكسه |
| Tabi, strateji riskliydi ama sadece tek şansımız olduğunun farkındaydık. | Open Subtitles | أجل، الاستراتيجية كانت خطرة علمنا فقط أننا لدينا فرصة واحدة |
| Havada bombardıman uçaklarımız var. Durdurmak için tek şansımız Hewitt. | Open Subtitles | لدينا طائرات جاهزة للهجوم في الجو وهيويت هو أملنا الوحيد |
| Düzgün bir atış yapmak için tek şansımız sahnenin üstündeki geçitler. | Open Subtitles | لذا فرصتنا الوحيدة لطلقة خفيّة ستكون عبر المنصّات المتواجدة أعلى المسرح |
| Bizim yöntemimizle savaşamayız. Dikkati başka yöne çekmek tek şansımız. | Open Subtitles | لا يمكننا المحاربة على طريقتنا، التضليل هو فرصتنا الوحيدة. |
| Köpeklerin kokusundan kurtulmamız için tek şansımız bu. | Open Subtitles | هذه فرصتنا الوحيدة لمنع الكلاب من تعقب رائحتنا |
| tek şansımız o laboratuvar işi. | Open Subtitles | تلك العملية المخبرية كانت فرصتنا الوحيدة. |
| Bizim tek şansımız, insanlarla doğrudan savaşmaktır. | Open Subtitles | فرصتنا الوحيدة هي مقاتلة البشر بشكل مباشر |
| Bu bizim tek şansımız. Hayatından bahsediyoruz. | Open Subtitles | هذة هى فرصتنا الوحيدة نحن نتحدث عن حياتك |
| Pussy hakkında gerçeği öğrenmek için tek şansımız oydu. | Open Subtitles | هاهي فرصتنا الوحيدة عن معرفة حقيقة بوسي تذهب |
| Eğer birlikte olucaksak tek şansımız iyilik. | Open Subtitles | إنَّ فرصتنا الوحيدة هي بأن يكون كلانا طيبون الحب هو الحب |
| Oturduğum yerden bakınca bu bizim tek şansımız gibi görünüyor! | Open Subtitles | من حيث أجلس، يبدوا أنه الفرصة الوحيدة اللعينة المتاحة أمامنا |
| Bu bizim tek şansımız şimdi gidersek. | Open Subtitles | أعني هذا الشيء الوحيد الذي يمكننا عمله الفرصة الوحيدة لدينا |
| Ama hatırlayın, üçgenin iki kısmını birleştirmemiz tek şansımız var. | Open Subtitles | لكن لا تنس، بقيت لنا فرصة واحدة فقط كي نجد نصفي المثلث. |
| Ama hatırlayın, üçgenin iki kısmını birleştirmemiz tek şansımız var. | Open Subtitles | لكن لا تنس، بقيت لنا فرصة واحدة فقط كي نجد نصفي المثلث. |
| tek şansımız sağlam olan tüm aküleri birbirine bağlamak. | Open Subtitles | أملنا الوحيد هو قنطرة جميع الخلايا الحية |
| tek şansımız sabaha kadar uzaklaşmak. | Open Subtitles | فرصتنا الوحيده ,هو الابتعادقبل طلوع الصباح |
| Daha iyi bir fikrin yoksa bu bizim tek şansımız. | Open Subtitles | حسناً، إن لم تكن لديكِ فكرة أفضل فهذه خيارنا الوحيد |
| Fakat şu anki tek şansımız Natsuhi'yi yenmek. | Open Subtitles | لكن الآن هي فرصتنا الوحيدة للقضاء على ناتسهي |
| Kazanmak için tek şansımız açık arazide savaşmak. | Open Subtitles | لدينا فرصه واحده فقط و هى أن نقاتلهم فى الخارج.. فى مكان مفتوح |
| Onlara karşı ne gibi bir şansımız olduğunu sormuştun. Dünyanın iyiliği adına bu bizim tek şansımız. | Open Subtitles | ،سألتيي أيّة فرصة لدينا للوقوف ضدّهم لأجل العالم، تلك هيَ فرصتُنا الوحيدة |
| Bu bizim tek şansımız. | Open Subtitles | انها فرصتنا الأفضل |
| tek şansımız, Arthur. Çok uzun zamandır ortada yokuz. - Bir terslik olduğunu anlamış olmalı. | Open Subtitles | ارثر" هو املنا الوحيد" لقد غبنا لوقتٍ طويل مؤكد انهُ يعلم انّ هناكَ مشكلة |
| Blaisdell, Warlock'ın kurtulması için tek şansımız. | Open Subtitles | الأمل الوحيد لوورلوك هو بلسديل ليقيها من الرصاص . |
| Öyleyse hayatta kalmak için tek şansımız böyle düşünmelerine izin vermek olur. | Open Subtitles | وإن كانت هذه هي الحال، فإنّ أفضل فرصنا في النجاة هو في إبقائهم على اعتقادهم، حسناً؟ |
| Bu onları kurtarmak için tek şansımız olabilir. | Open Subtitles | ربما يكون هذا وسيلتنا الوحيدة ﻹنقاذهم |
| Kurtulmak için tek şansımız bu. | Open Subtitles | هذا هو الطريق الوحيد الذى سنعبرة |