| Refleksif olan bu ilişkilendirme, güzelliğin birçok sosyal etkisi olmasındaki biyolojik tetikleyici olabilir. | TED | وهذه الاتحاد الغرائزي قد يكون الزناد البيولوجي لكثير من الآثار الاجتماعية للجمال. |
| Ama o zamanlar hepsine farklı bir tetikleyici cümle vermiştik. | Open Subtitles | فقط بعدئذ نعطيهم جميعا عبارة الزناد الأخرى |
| Ve tabii ki tetikleyici şiiri. Kitabın başında yazılı. | Open Subtitles | وبالطبع,عبارة الزناد ذلك مكتوب على ورقة بيضاء |
| O dolaptaki tetikleyici Ömer'e götürmek için ne gerekirse yapmalısın. | Open Subtitles | يجب عليكي ان تتكنى من الدخول الى الخزنة واحضار المفجر لعمر |
| Silah şematikleri, nükleer tetikleyici dizaynları. Hepsi de aynı kişiden. | Open Subtitles | تخطيط أسلحة، تصميم زناد للأسلحة النووية، كلها من نفس الشخص. |
| Sanırım bu da basit bir levye mekanizmalı basınçlı tetikleyici. | Open Subtitles | ..... اخمن ان هذا بسيط مفجر يعمل برافعة ضغط |
| tetikleyici reaktörün çekirdeği 20 yıl içinde epey bozulmuş. | Open Subtitles | قلبُ مفاعل التشغيل فسد كلّيّاً على مرّ السنوات العشرين الماضية. |
| Mümkün olan tek tetikleyici, kısa dalga kumanda, çağrı cihazı gibi. | Open Subtitles | الاحتمال الوحيد الاَخر القادح هو جهاز لاسلكي قصير المدى، مثل "البيجر" |
| Mimarların binalarımızı inşa ettiğimiz formlarla aramızda duygusal bağı oluşturmak için kullandıkları bir tetikleyici. | TED | هذا هو المحفز الذي يستعمله المهندسون لكي يخلقوا لديكم ذلك الرابط العاطفي مع الأشكال التي نبني بها البنايات. |
| Mutlaka onu kendini değiştirmeye itecek ikincil bir tetikleyici olmalı. | Open Subtitles | لا بد من وجود محفز ثانوي يحفزه ليغير من نفسه |
| Veriyi bulmak için tek ihtiyacımız olan daha etkili bir tetikleyici. | Open Subtitles | نحن فقط بحاجة إلى أقوى الزناد للعثور على البيانات. |
| Zaman dolduğunda tetikleyici benzoil peroksit tozunu tutuşturur. | Open Subtitles | وعندما ينتهي التوقيت الزناد يقوم باشعار المادة المشتعلة |
| Jesse, senin göğsüne bir bomba bağlanmış ve onun elinde tetikleyici var. | Open Subtitles | جيسي لديك متفجرات شديدة التفجر على صدرك وهو لديه الزناد |
| Sovyet elçiliğine gidip muhbirlik yapan en son adam onlara tüm bombalarında kullandıkları tetikleyici tasarımını vermişti. | Open Subtitles | آخر شخص دخل منشقاً للسفارة السوفياتية أعطاهم تصاميم الزناد الذي يستخدمونه على جميع الأسلحة النووية الخاصة بهم |
| Buna tetikleyici deniyor. | Open Subtitles | عندما لا تلعب بهاَ بفترةٍ؟ يطلق عليها الزناد. |
| tetikleyici yeniden ayarlandı, artık kutuları aktifleştirebilirsiniz. | Open Subtitles | لقد تمت إعادة صياغة المفجر يمكنك تفعيل العبوات الان |
| tetikleyici yeniden ayarlandı, artık kutuları harekete geçirebilirsiniz. | Open Subtitles | لقد تمت إعادة تهيئة المفجر يمكنكم تنشيط العبوات الان |
| tetikleyici oldukça yüksek bir sıcaklığa ayarlanmış olmalı. | Open Subtitles | هذا المفجر يجب اعداده في درجة حرارة عالية |
| - Bir sorun mu var? - tetikleyici müdahale korumalı. | Open Subtitles | -هل هناك مشكلة لقد كان هناك زناد احتياطى |
| - Kuantum tetikleyici. Yaptıkları bombanın tetikleyicisi. | Open Subtitles | أنه "كوانتم تريجر" مفجر القنبلة التي يبنوها |
| Dayak yemiş olması da tetikleyici olabilir. | Open Subtitles | والتعرض للضرب قد يكون حافز التوتر الذي نبحث عنه |
| CA: Burada tetikleyici rolü oynayan hanginizdi? Yoksa eşit seviyede miydi? | TED | كريس: أيكما كان المحرض الرئيسي لهذه الأمر، أم أنه كان مشتركا بينكما؟ |