| Özel şirketler uzayın içine sıçrıyor ve sizi Mars’a götürmekten mutluluk duyuyorlar. | TED | فالشركات الخاصة هي التي تقفز إلى الفضاء وسيكونون سعداء لأخذك إلى المريخ. |
| Biliyorum. Onu bulacağım. İç uzayın sonuna kadar gidip geri getireceğim. | Open Subtitles | أعلم، لذا يجب أن أجده سأذهب لنهاية الفضاء الداخلي وسوف أرجعه |
| Eskiler uzayın bize ait bu kısmından çok önceleri ayrıldılar. | Open Subtitles | لقد ترك الإنشنتس هذا القطاع من الفضاء منذ زمن طويل |
| Ama Albert Einstein, uzayın dokusuna baktığında tamamen farklı bir şey gördü. | Open Subtitles | لكن عندما نظر البرت اينشتاين إلى نسيج الفضاء, رأى شىء مختلف تماماً. |
| Bu, uzayın şeklinin aynısıdır veya Akasha'nın doğasında var olan bir özelliktir. | Open Subtitles | وهذا هو الشكل المكون للفضاء أيضا أو النوعية الفطرية المتأصلة في العكاشة. |
| Beni hedef alıyorsun çünkü ben... uzayın sonsuzluğunda yalnız olmadığımızı düşünüyorum, öyle mi? | Open Subtitles | هل تسخر مني لأنني أؤمن أننا لسنا وحدنا في هذا الفضاء الغير منتهي؟ |
| uzayın derinlikleri için yapılan deneysel program... başarısızlığa uğrar ve kanıtlardan kurtulmak gerekir. | Open Subtitles | برنامج تجريبي لأعماق الفضاء يفشل والأدلة لابد من التخلص منها برميه من طائرة؟ |
| Böylece derin uzayın boşluğuna açıldılar sadece gemileri ve cesaretleri vardı. | Open Subtitles | لذا فقد تجولوا بغياغيب الفضاء السحيق بلا شيء سوى إصرارهم ومركبتهم |
| uzayın derinliklerine ne kadar baktıkça zamanda o kadar geriyi görüyoruz. | Open Subtitles | وكلما تعمق بحثنا في الفضاء فإننا سنعود في الى الماضي اكثر |
| Son 20 yılda, güçlü uzay teleskopları bizleri uzayın daha da derinliklerine götürdü ve sanal zaman yolcuları haline geldik. | Open Subtitles | ،في الـ 20 سنة الأخيرة وصلت بنا التلسكوبات الفضائية القوية الى ابعد نقطة في الفضاء واصبحنا عملياً مسافرين عبر الزمن |
| Balon uzayın sınırına kadar gidecek ve evrenin oluşumu hakkında ipuçları arayacak. | Open Subtitles | سيسافر المنطاد حتى أقصى حافة الفضاء الخارجي لجمع أدلةٍ حول تشكّل الكون |
| Sonunda, uzayın gölgesinden 10 adet karanlık, yıldızsız gezegen ortaya çıktı. | Open Subtitles | في النهاية، ظهرت عشرة كواكب معتمة بلا نجوم من عتمة الفضاء |
| uzayın derinliklerinden gelirler ve tekrar dışarıya milyon yıllık yörüngelerine dönerler. | Open Subtitles | تنطلق من أغوار الفضاء ونحو أغوار الفضاء في مدارات لملايين السنوات |
| Kuyrukluyıldızlar kütleçekim ile Güneş Sistemi'nin dışına itilebilir ve uzayın derinliklerine sürülebilirler. | Open Subtitles | بإمكان الجاذبية أن تقوم بقذف المذنبات خارج النظام الشمس لتنفى الى الفضاء |
| Sizi temin ederim ki evrenin bir film müziği var, ve bu müzik uzayın kendi içinde çalınmaktadır. Çünkü uzay bir davul gibi titrer. | TED | أود أن أقنعكم أن الكون له صوت، و أن هذا الصوت يغنى على الفضاء نفسه. لأن الفضاء يتذبذب كالطبل. |
| uzayın bir davul gibi çınlayabileceği fikri için çok şey borçlu olduğumuz Albert Einstein'a minnettarız. | TED | ندين بفكرة أن الفضاء يرتد مثل الطبل إلى ألبيرت أينشتاين، إنا ندين له الكثير. |
| uzayın kendisinin bir enerjisi olduğuna dayalı. | TED | إنها فكرة أن ذلك الفضاء الفارغ يمتلك في نفسه طاقة. |
| Uzaydaki her bir santimetreküp, içinde bir madde barındırsa da, içinde parçacıklar, cisimle, radyasyon ya da neyse olsun olmasın enerji içeriyor, hatta uzayın kendisinin bir enerjisi var. | TED | في كل سنتميتر مكعب من الفضاء، بغض النظر عن وجود شئ، بغض النظر عن وجود جسيمات، مادة،إشعاع ، أو أي شئ آخر، فإنه توجد طاقة ، في الفضاء نفسه. |
| "Bir ceviz kabuğunda hapsolabilir ve kendimi sonsuz uzayın kralı sayabilirdim, | Open Subtitles | يمكنني أن أكون محدوداً بقوقعة وأعتبر نفسي ملكاً للفضاء اللا محدود |
| Gemilerimizden yalnızca ikisi yıldızlararası uzayın büyük karanlık okyanusuna girme cesareti gösterdi. | Open Subtitles | سفينتان فقط من سُفننا غامرت في المحيط العظيم المُظلم للفضاء البين نجمي |
| Hiperbolik uzayın keşfi, matematikte Öklitsel olmayan geometri adı verilen bir alanı doğurdu. | TED | إن إكتشاف الفراغ الزائدي في مجال الرياضيات قاد لما يسمى بالهندسة غير الايقليدية. |
| Her durumda, uzayın keşfinin geleceği, işte bu. | Open Subtitles | في أيّ حال من الأحوال، هذا المستقبل إستكشاف فضاء. |
| ortamın dışına çıkıyoruz ve kendi evimizin yıldızının etrafında uzayın varlığını hissediyoruz. | TED | الآن إلى الفضاء بين النجوم، ونحن نشعر بالفضاء حول وطننا النجم. |
| Zaman ve uzayın zincirlerini kırıp ruhumu yükseklere uçur sonra da bu ölümlü kolların geçmişi kucaklamasına müsaade et. | Open Subtitles | أزِل قيود الزمان والمكان و اجعل روحي ترتفِع و دَع ْهذه الحرب البشرية تعتنِق الروح التي كانت تطاردها من قبل |
| Ama bugünlerde bir çok kozmolog uzayın sınırlı olduğuna inanıyor. | Open Subtitles | ولكن الآن العديد من الفليكيين يعتقدون أن الكون له نهاية |
| Şu uzayın doğu ucundan gelen ateşli adam. | Open Subtitles | هو حول هذا الرجلِ المقرّنِ مِنْ الفضاءِ الخارجيِ شرقاً. |