| Sırtında şok tabancası izleri var ve yüzünün sol tarafı kesilmiş. | Open Subtitles | علامات الصعق على ظهرها, الجانب الايسر من وجهها منزوع من مكانه |
| Sürekli yatağı ısırırkenki o tatlı yüzünün görüntüsü gözümün önüne geliyor. | Open Subtitles | لا أنفك أرى صورة وجهها الجميل اللطيف، مستلقية على الفراش, هناك. |
| Yoksa gelecek haftayı saçlarından onun yüzünün parçalarını toplamakla geçirirsin. | Open Subtitles | او ستمضون الاسبوع القادم فى التقاط اشلاء وجهها من شعرك |
| Bunun da tesadüf olduğunu söylersen yüzünün ortasına yumruğu geçiririm! | Open Subtitles | ، إذا قلت لى صدفة . سأوجه قبضتى فى وجهكِ |
| Bu da onun gibi ama gönderdiğin şey kendi yüzünün küçük bir resmi. | Open Subtitles | أجل ، بالتأكيد هذا مثله تماماً ، عدا أنك ترسلين صورة صغيرة لوجهك |
| Yani, yüzünün olduğu bir kare bile çekememişsin. | Open Subtitles | أعني، ألم تستطع حتى ولو لقطة واحدة لوجهه |
| Tanrı erkeklerin yüzünün çocuk teni kadar pürüzsüz olmasını istemedi. | Open Subtitles | انا لا اعتقد ان الرب شاء لوجه الرجل ان يكون ناعما كمؤخره طفل |
| Anneni ne kadar çok sevdiğini göster ve yüzünün her yerine boşal. | Open Subtitles | فلتري أمك مقدار حبك لها وأقذف السائل المنوي على وجهها اللطيف الصغير |
| Bugün bile, sevgi dolu kocasına rağmen, yüzünün yarısından biraz azını kaplayan bir doğum lekesi yüzünden kendini güzel bulmuyor. | TED | حتى يومنا هذا، على الرغم من وجود زوج محب ، هي لا تعتقد أنها جميلة بسبب وحمة تملاء نصف وجهها إلا قليلا منه. |
| İnternette yaygın olarak paylaşılan, yüzünün maymuna benzetildiği, oynanmış bir resim vardı. | TED | كان هناك صورةٌ قد انتشرت بشكلٍ كبيرٍ في الانترنت حيث تم تشويه وجهها لتشبه قردًا. |
| yüzünün o tarafına vurulmuştu. | Open Subtitles | كانت مضروبة بشدة على هذا الجانب من وجهها |
| yüzünün o tarafına vurulmuştu. | Open Subtitles | كانت مضروبة بشدة على هذا الجانب من وجهها |
| Sarhoş halde, yere düşerken .kapıyı yumruklarken, ruju yüzünün her yerine dağılmış halde gördüklerini söylüyorlar. | Open Subtitles | ترتطم عند المداخل المنزل و يُلطخ .أحمر الشفاها جميع أنحاء وجهها |
| Biraz tuhaf konusurdu, sanki yüzünün sadece tek tarafïnï oynatarak konusuyormussun gibi. | Open Subtitles | إنها تتكلم بشكل مضحك إنها تتكلم هكذا فقط نصف وجهها يمكنه التحرك حاول أن تتكلم بجانب واحد من وجهك |
| Dev bir şapka! Bayıldım. yüzünün büyük bir bölümünü kapatıyor. | Open Subtitles | اللعنة على القبعة الكبيرة , تعحبني تخفي كثيراً من وجهكِ |
| Refugio, saçların! Çek şunları yüzünün ortasından! | Open Subtitles | يا روفيكيو اجعلي شعركِ للخلف لا أستطيع رؤية وجهكِ |
| Başının üstüne düştüğün vakit yüzünün kenarında morluklar oluşmaz. | Open Subtitles | لا تصابين بكدمة على جانب وجهكِ عندما تسقطين على رأسكِ |
| Cehennem aşağıda cennet yukarıda. Sen öyle san. Benim bildiklerimi bilseydin yüzünün diğer tarafıyla gülerdin. | Open Subtitles | هذا ما تظنينه ، إذا عرفت ما أعرف فسوف تضحكين من الجانب الآخر لوجهك |
| Madde sertleşmiş, sonra çıkarılmış. Bunu kim yaptıysa muhtemelen Yezit'in yüzünün maskesini yapmaya çalışıyordu. | Open Subtitles | من فعل هذا على الأرجح كان يحاول صنع قناع لوجهه. |
| yüzünün gözüktüğü bir kare yakalayamadım müdürüm. | Open Subtitles | حسناً، مازالنا لم نحصل على لقطة واضحة لوجه بعد، أيها المدير. |
| Şimdi insan yüzünün bu kadar çok ifade oluşturabilmesinin sebebi tasarlanış biçiminden kaynaklanır. | Open Subtitles | السبب وراء قدرة وجه الإنسان على القيام بكل هذه التعبيرات هو طريقة تركيبه |
| Tüm boşlukları doldurduğunu görerek... ve dokunuşunu ve kokunu hissederek... yüzünün her yerinde öpücüklerimi bırakarak ayrılıyorum. | Open Subtitles | ولكى أملأ كل هذا الفراغ ولأشم و لألمس وأترك قبلاتى على وجهك |
| Basitçe yüzün hem detaylarıyla hem de kabaca ortaya çıkarmak için onun yüzünün çevresel hatlarını örten video projektör modelleriyle ve ışık safhasındaki ışığın farklı prensipteki yönleriyle yeteri kadar bilgi topladık | TED | ونحن في الأساس نلتقط معلومات كافية مع أنماط الفيديو المسقطة التي تنثني مع تقاطيع وجهها، ومختلف الإتجاهات الأساسية من مسرح الإضاءة، لمعرفة التفاصيل الخشنة والتفاصيل الناعمة لوجهها. |
| Herhangi iki insanın yüzünün altındaki yapı çok farklı olabilir. | Open Subtitles | فالبنيةُ التحتيّةُ للوجه تختلفُ بشدّةٍ بين البشر |
| Bayan Froy'un yüzünün Bayan Kummer'ınkiyle değişmesi saçmalığına inanıyor musun? | Open Subtitles | هل تعتقد حقا فى هذا الهراء عن استبدال وجه الأنسة فروى بوجه السيدة كومر ؟ |
| Silahımı boynuna dayayıp onun o ibne yüzünün seğirişini seyredeceğim. | Open Subtitles | سأضع المسدس على رقبته , و أشاهد وجهه الشاذ ينشلّ. |
| - Sarhoş olup yüzünün dibine birkaç alet sokmak aslında dünyanın en kötü şeyi değil. | Open Subtitles | -أنت تعرف أن شرب الكحول وصفع قضيب شباب أخرين على وجهك ليس أسوء شيء في العالم. |
| Eğer burada ölürsem, cesedim önüne yüzünün yansıtıldığı bir binada bulunacak. | Open Subtitles | إذا قتلت .. جثتي سيرونها في المبنى مع صورة وجهك على واجهة المبنى |
| Yani, insan yüzünün tüm temel kaslarını canlandıran tam donanımlı yüz ifadeleri çok küçük pillerle çalışıyor, çok hafif. | TED | إذاً، فهي مجموعة واسعة من تعابير الوجه تحاكي كل العضلات الرئيسية في وجه الإنسان، وتعمل على بطاريات صغيرة للغاية، وزنها خفيف جداً. |