| Seni tavsiye etmek istedim, seni tavsiye etmeye çalıştım, ama bunu yapamadım sadece. | Open Subtitles | أردت أن أوصي بك، حاولت أن أوصي بك، لكني لم أستطع فعل ذلك |
| Ama Yamashina yolunda bunu yapamadım. | Open Subtitles | و لكنى لم أستطع فعل هذا على الطريق المؤدى إلى ياماشينا |
| Adam Knight'ın projedeki rolünün bittiğini söyledi ama yapamadım. | Open Subtitles | قال بأن دور أدم نايت في المشروع أنتهى ولكن لم أستطع فعل ذلك |
| Üç satır üzerinde saatler harcadığını gördüm. Bunu yapamazdım. | Open Subtitles | رأيتك تقضي ثلاث ساعات في كتابة ثلاثة أسطر، لم أستطع فعل ذلك |
| Ben bile daha iyisini yapamazdım belki. | Open Subtitles | يمكنني القول أنني لم أستطع فعل شيئ أفضل لنفسي |
| Tardis'i çaldığında, tüm yapabileceğim koordinatları sağlamlaştırmaktı. | Open Subtitles | عندما كان يسرق التارديس لم أستطع فعل شئ سوى أن إفساد الإحداثيات |
| Tek yapmam gereken buydu, ama yapamadım. | Open Subtitles | هذا هو كل ما كنت في حاجة إليه , لكنني لم أستطع فعل ذلك |
| Yardım edemedim. Durdurmak için hiçbir şey yapamadım. | Open Subtitles | لم أستطع مساعدتها لم أستطع فعل شئ لايقاف هذا |
| Ama yapamadım. Ve kendimi burada buldum. | Open Subtitles | و لكن لم أستطع فعل ذلك و انتهى بي المطاف هنا مرة أخرى |
| Korumalarıyla gelmiş. Bir şey yapamadım. | Open Subtitles | لقد دخل عبر الأمن .. لم أستطع فعل أي شيء |
| Görüşmenizi kaydederiz dediler. yapamadım. | Open Subtitles | وأرادوا تصوير مقابلتنا على الكاميرا فلم أستطع فعل ذلك |
| Biri benden yardım istedi, ama istediği şeyi yapamadım... | Open Subtitles | طلبت إحداهن إلي أن أساعدها لم أستطع فعل ما طلبت |
| yapamadım. Benim sürücümü de siliyordu. Elimde sadece şemanın bir parçası var. | Open Subtitles | لم أستطع فعل ذلك، كان يمسح قرصي الصلب، كلّ ما أملك هو جزء من التصاميم. |
| Koşarken okumaya çalışıyordum ama ikisini de yapamadım. | Open Subtitles | لقد كنت أحاول قرائتها حرفياً عندما كنت أجري لذا لم أستطع فعل ذلك |
| yapamazdım. Bir çiftçiyle evlenemezdim. | Open Subtitles | لم أستطع فعل ذلك لا أستطيع الزواج من مزارع |
| Yapmadım çünkü yapamazdım. | Open Subtitles | لم أفعل لأنّي لم أستطع فعل ذلك لهذا السبب لم أوافق |
| Bu yüzden bunu yapamazdım. Kırbaçlanırken Dougal da oradaydı. | Open Subtitles | لذا لم أستطع فعل هذا دوغال كان هناك أثناء الجلد |
| Hiçbir şey de yapamazdım zaten, çünkü çünkü sen yoktun. | Open Subtitles | ولم أستطع فعل أي شيء لأنك لم تكوني حاضرة |
| Tardis'i çaldığında, tüm yapabileceğim koordinatları sağlamlaştırmaktı. | Open Subtitles | عندما كان يسرق التارديس لم أستطع فعل شئ سوى إفساد الإحداثيات |
| Ölecekti. Biliyordum, ama Elimden bir şey gelmezdi. | TED | ولم يكن لينجو من قدره المحتم، كنت مدركا لذلك ولكن لم أستطع فعل شيء. |
| Çünkü bunu yapamazsam nasıl bir koca olurum? | Open Subtitles | لأن إن لم أستطع فعل هذا أين نوع من الأزواج قد أكون؟ |