"أَذْهبُ" - Translation from Arabic to Turkish

    • gideyim
        
    • gidiyorum
        
    • gitmiyorum
        
    • gitmeme
        
    • gidip
        
    • Gitsem
        
    • gittiğim
        
    • gideceğim
        
    • gitmek
        
    • giderim
        
    • gitmeden
        
    • gider
        
    • gitmem
        
    • gidebilirim
        
    • Bırak
        
    -Asla zamanında varamayacağız oraya. -Ben Hood'un arkasından gideyim izin ver. -Yaptığın herşeyi yok edecek Open Subtitles دعْني أَذْهبُ خلف القلنسوةَ هو سَيُحطّمُ كُلّ شيءَ كل ما صنعته صقور الجو من مجد
    Bir sonraki, muşta çılgınlığına gidiyorum. Open Subtitles قادم، أَذْهبُ إلى هونك كونك لبطولةِ غضبِ القبضةَ.
    Bebeğim, hiçbir yere gitmiyorum, tamam mı? Open Subtitles عزيزتي ، انا لن أَذْهبُ لأي مكان، حسنا ؟
    Yardım edebilirim. Lütfen ona gitmeme izin ver. Open Subtitles يُمْكِنُ أَنْ أساعدك من فضلك اتركني أَذْهبُ إليه
    Ben gidip kendime kahve alacağım. Open Subtitles اجل أنا قَدْ أَذْهبُ لاحصل لنفسي علي بَعْض القهوةِ.
    Çünkü ne zaman Mobile Koyu'na Gitsem kocaman bir traktörün arkasına takılıp kalıyorum. Open Subtitles لأني كُلَّ مَرَّةٍ أَذْهبُ إلى يورك أَعلق وراء جرّار ضخم أَو قطيع الأبقارِ أَو شيء ما
    Kekimi alıp eve gideyim. Open Subtitles أَنا فَقَطْ أَذْهبُ لأَخْذ كعكتِي ويَذْهبُ إلى البيت.
    Bırakın gideyim. gitmeme izin vermelisiniz. Open Subtitles دعْني أَذْهبُ أنت يَجِبُ أَنْ تَتْركَني أَذْهبُ
    Bir daha hayatımı kurtarmayı planladığında, ....önceden söyle de bakkala gideyim. Open Subtitles أخبرْني قَبْلَ أَنْ أَذْهبُ إلى المخزنِ. بقي أن نكتشف أين يخبؤون أسلحتَهم.
    Biliyorsun, haftada bir Bayan Laura'ya gidiyorum. Open Subtitles و كما تعلمين، أَذْهبُ إلى الآنسةِ لورا مرة كل إسبوع.
    Uyuyamıyorum ve bu yüzden onları aramaya otobana gidiyorum. Open Subtitles أنا لا أَستطيعُ نَوْم، ولذا أَذْهبُ بَحْث عنهم على الطريق السريعِ.
    Neyse, ben kuru temizlemeciye gidiyorum. Open Subtitles على أية حال، أَذْهبُ إلى المنظفين الجافِ.
    Sahil dışında seninle hiç bir yere gitmiyorum. Open Subtitles لا أَذْهبُ إلى أيّ مكان مَعك ماعدا ظهرِ إلى الشاطئِ.
    Ben bir yere gitmiyorum, ama bunun onu durduracağını sanmam. Open Subtitles أنا لا أَذْهبُ ليس في أي مكان، لكن أنا لا أعتقد الذي سَيَمْنعُه من إطلاق النار.
    Ama, bana inansaydın bile gitmeme izin vermeyecektin. Open Subtitles لَكنَّك لن تَتْركَني أَذْهبُ حتى إذا صدقتنى
    gidip kahve alayım. Open Subtitles الذي لا أَذْهبُ أَحْصلَ علينا بَعْض القهوةِ.
    Ayrıca nereye Gitsem bu kızın fotoğrafını görüyorum. Open Subtitles وفي كل مكان أَذْهبُ أَرى صورَ البنت
    Bundan yaklaşık üç ay önce, gittiğim o barda biriyle tanıştım. Open Subtitles قبل حوالي ثلاثة شهورِ، إجتمعتُ رجل في هذه الحانةِ التي أَذْهبُ إليه.
    Hayır! gidip onunla yüz yüze görüşürsem benden kaçamaz. O lokantaya gideceğim. Open Subtitles هي لا تَستطيعُ تَفاديي إذا أَذْهبُ إلى ذلك المطعمِ.
    Yani yarın maça gitmek için babama yalvarayım. Open Subtitles أنت تَقترحُ بأنّني أَذْهبُ زَحْف الظهرِ إلى الأَبِّ،
    Moralim bozuldu mu ona giderim Yüreği mangal gibidir, bilirim Open Subtitles وعندما اشعر بالكآبة هو الوحيد أَذْهبُ إليه لأن قلبه كبير
    Havaalanına gitmeden herkese hoşçakal demek istiyorum. Open Subtitles أُريدُ ان اودع الجميع قَبْلَ أَنْ أَذْهبُ إلى المطارِ.
    Cubs maçına gider, içerim. Open Subtitles أنا أَذْهبُ إلى اللعبةِ وشرابِ الأشبالَ.
    Bunun delilik olduğunu düşünebilirsin, bence bu tamamen delilik ama Maine'e gitmem gerekiyor. Open Subtitles أَعْرفُ بأنّك سَتَعتقدُ هذا جنونُ. بالتأكيد أعْمَلُ. أنا يَجِبُ أَنْ أَذْهبُ إلى مايني.
    Sonra külotumu da uyumlu olsun diye değiştirdim. Hastaneye gidebilirim diye. Open Subtitles أنا كان لا بُدَّ أنْ أُغيّرَ كلسونَي لمُجَاراة، في حالة أَذْهبُ إلى المستشفى.
    Elimden geldiğince çabuk olmaya çalışıyorum, Bırak da işimi yapayım! Open Subtitles أَذْهبُ سريع ك أنا يُمْكِنُ أَنْ، يَتْركُني لذا أعْمَلُ هذا!

    Most frequent words and phrases

    Arabic-Turkish: 10k, 20k, more | Turkish-Arabic: 10k, 20k, more