| Yani bu aslında oldukça olumlu olan bir şeyin nahoş bir ters tepkisinin olduğu durum. | TED | اذاً فهذه طريقة اخرى يمكن ان ينتج عن الامر الايجابي ردة فعل سيئة |
| Ve sadece olumlu şeyleri düşünerek olumsuzlardan kurtulabilirsiniz. | TED | وفقط بواسطة التفكير الايجابي في الأشياء يمكن ان نطغى على التفكير السلبي المرتبط بها |
| Senden aldığım his tüm olumlu hallerine ve pozitif bakış açına rağmen bence aslında sen çok hüzünlü bir adamsın. | Open Subtitles | والاحساس الذي احسه ناحيتك هو أنه بالرغم من مظهرك الجيد و موقفك الايجابي |
| Tesadüfen bulduğumuz şey günümüzde pozitif psikoloji denen şey, ki bu benim bugün burada olma ve her sabah uyanma nedenim. | TED | ما مررنا به هو شيء يسمى علم النفس الايجابي وهو سبب وجودي هنا اليوم وسبب استيقاظي في الصباح كل يوم |
| Ve önerdiğim, pozitif psikolojinin önerdiği şey şu, | TED | والذي افترضه والذي يفترضه علم النفس الايجابي |
| İşin olumlu yanı, otoyollarını bedavaya asfalt kaplaması olmuştu. | Open Subtitles | لكن علي الجانب الايجابي أنه يمهد طريقهم للحريه |
| Neden, ne kadar olumlu tesir bırakan biri olduğumu söylemeyi kesip, konunun tam olarak ne olduğunu söylemiyorsun? | Open Subtitles | لماذا لا تكف عن الكلام عن تأثيري الايجابي عليه وتخبرني بالتحديد |
| Neden olumlu yorumlar da yapmıyoruz? | Open Subtitles | مهلاً ، مهلاً ، لماذا لا نمزجها مع التعليق الايجابي |
| olumlu düşünce, olumlu sonuçlar doğurur. | Open Subtitles | التفكير الايجابي يساوي النتائج الايجابية |
| En büyük gücüm, söylemeliyim ki olumlu tavrımdır, ve ezberlenmiş alışkanlıkları hatırlama eğilimim. | Open Subtitles | قوتي العظمى , يمكنني القول انها في موقفي الايجابي وموهبتي بالتلقين والحفظ |
| Eğer bu olumlu düşünmenin gücüyse... | Open Subtitles | حسناً, إن كانت هذه هي قوة التفكير الايجابي, |
| General'e olumlu cevap yazdığınız için teşekkürler. | Open Subtitles | شكراً لك على الرد الايجابي للجنرال |
| Ama olumlu düşünmeye çalışıyorum. | Open Subtitles | لكنني أُفضل أن تركز على الجانب الايجابي |
| Yapmak istediğin olumlu bir şeyi düşün. | Open Subtitles | فكر بالشيء الايجابي الذي تريده |
| Buna olumlu engelleme deniyor. | Open Subtitles | وتسمى تقنية قط الطريق الايجابي |
| olumlu düşüncenin gücü. | Open Subtitles | وأستخدم قوّة التفكير الايجابي ربما ؟ |
| Birinci grup hata, ya da yalancı pozitif olanı gerçek olmayan bir modele inanmak. | TED | النوع الاول الايجابي الزائف وهو الاعتقاد بوجود النمط عندما لا يكون موجودا |
| Dolayısıyla pozitif düşünme olmuyor bu aslında, sadece sahip olduğumuz negatif düşünceyi maskelemek. | Open Subtitles | لذا فالتفكير الايجابي ليس حقيقة تفكيراً إيجابياً إنما هو مجرد إخفاء لتفكير سلبي لدينا سلفاً. |
| İstediğiniz gibi, pozitif idrar testinizi tekrar kontrol ettik. | Open Subtitles | بناء على طلبك . نحن اعدنا فحص اختبار البول الايجابي لك |
| Amacımızı desteklemek ve pozitif, küresel bir etki yaratmak için bu geceyi bize ayırdı. | Open Subtitles | لقد أخذ من وقته اليوم لدعم قضيتنا ولـ للتأثير الايجابي ، والتغيير العالمي |