Sonra da bana çalıştığı yerde iş görüşmesi ayarlamak için kendini suçlu hissettirdi. | Open Subtitles | ثم جعلته يشعر بالذنب كي يرتب لي مقابلة عمل بالمكان الذي يعمل به |
- Eskiden yaşadığım yerde olan bir sorun değildi bu. | Open Subtitles | هذه إحدى المشاكل التي لم ارتكبها. بالمكان الذي عشت به. |
Kiliseden hacı aldım, ve oraya götürdüm... öldükleri yeri işaretlemek için. | Open Subtitles | أخذتُ الصليب من الكنيسة ووضعتهُ هناك.. وضعتهُ بالمكان الذي ماتوا فيه. |
Baldızım sahilde bir yer almak istiyor. O bölgeyi sever misiniz? | Open Subtitles | ابنة زوجتي تريد شراء منزل على الشواطئ ما رأيك بالمكان ؟ |
Bir yere fazla bağlanmamaya çalışırım... ya da nesnelere... insanlara. | Open Subtitles | دائما ما أحاول ألا أتعلق بالمكان أو بالأشياء.. أو بالناس |
Meraktan soruyorum. Aile dostu mu yoksa doğru yerde, doğru zamanda mı? | Open Subtitles | من باب الفضول, أهو صديق للعائله ام الوقت المناسب بالمكان المناسب ؟ |
Her yerde üst rütbeli Nazi subayları vardı. | Open Subtitles | وكبار المسؤولين من الحزب النازي منتشرين بالمكان |
Hergün görüyorum. Çalıştığım yerde kullanıyoruz. | Open Subtitles | أراها كل يوم، إنها موجودة بالمكان الذى أعمل به |
Depolama alanı da mutlu bir dinlenme yeri değildi. | TED | مكبّ النفايات ليس بالمكان الجيد للمكوث فيه أيضا. |
Beş yıldır burada çalışıyorum. Her yeri tanıyorum. | Open Subtitles | . لقد عملتُ هنا طيلة 5 سنوات ينبغي أن أكون على دراية بالمكان |
Boşandıktan sonra, burada kalabileceğimizi söyledi... ona karşılık olarak da bu yeri temiz tutuyoruz. | Open Subtitles | بعد الطلاق قال بأمكاننا البقاء هنا مقابل الأعتناء بالمكان |
Kızılderililer, buranın kale için kötü bir yer olduğunu söylediler, ama onlar dinlenmedi. | Open Subtitles | الهنود قالوا لنا أنه ليس بالمكان الجيد لبناء قلعه ولكننا لم نصغى لهم |
Etrafa bir göz atıp iyi bir yer olup olmadığına bakabilirim. | Open Subtitles | يمكنني أن ألقي نظرة بالمكان لأري إذا كان هناك بقعة جيدة |
İdeal bir yer sayılmaz biliyorum ama eşyaların için bolca alanın olacak. | Open Subtitles | أعلم أنه ليس بالمكان المثالي ولكن سيكون لديك مساحة وفيرة لتضع أثاثك |
Üstelik, tekme, ilgili herkes için faydası en dokunacak yere inecekti. | Open Subtitles | أيضا ، من شأنه الاستقرار بالمكان الذي ستفعل به الأفضل لكل المعنيين. |
Yaşlı bir bunağın bir yere nasıl duygusal olarak bağlı olabileceğini, ve ayrılmak istemeyeceğini anlayabilirim. | Open Subtitles | بالتأكيد أفهم تفكير امرأة تعاني من الشيخوخة ربما لديها ارتباط عاطفي بالمكان ولا ترغب في تركه |
Zor anlar geçirdiğini biliyorum ama Buraya yaptığın şeyler inanılmaz. | Open Subtitles | أعرف أنك تمرين بوقت صعب لكن ما فعلته بالمكان مدهشاً |
Her zamanki gibi sadece sen ve ben şahidin yerini bileceğiz. | Open Subtitles | وكالعادة أنا وأنت فقط سنكون على علم بالمكان المحدد لهذه الشاهدة |
Kurbanın cep telefonu tam olarak senin söylediğin yerdeydi. | Open Subtitles | تليفون الضحية المحمول كان تماماً بالمكان الذى قلت عنه |
Ayrıca burayı neşelendirmek için çiçek ve çim ekiyoruz. | Open Subtitles | فهمتِ؟ إننا نزرع الأزهار والعشب أيضا كي نرتقي بالمكان |
Aslında bence doğru yerdeyiz. Ama yanlış katta. | Open Subtitles | أظننا بالمكان الصحيح لكن على الارتفاع الخاطئ |
Metropolis' ten transfer olmuştu ve ona etrafı göstermekle görevliydim. | Open Subtitles | كانت قد جاءت من العاصمة لتوها وتم تكليفي بتعريفها بالمكان |
Sokak sanatı ile alakalı bir çalışma yapmaya kalktığımda çalışmanın teşhir edileceği mekan ile gerçekten uyumlu olmasını istedim. | TED | وفي كل مرة أصنع عملاً فنيًا شعبيًا أريد عملاً يرتبط بالمكان الذي سيوضع به |
Bu sabah dispanserin yakınlarında çekilmiş bir fotoğraf bulabilecek miyim diye mekana göre sosyal medya fotoğraflarını aradım ve bir adam kendisiyle kirpisinin selfiesini çekmiş. | Open Subtitles | مرحبًا. بحثت بالمكان عبر صور المواقع الاجتماعية لكي أرى إن كان أحد متواجدًا عند المستوصف هذا الصباح، |
Yakın tehlike durumu sadece polisin olay yerinde bir boğuşma duyduğu zaman geçerlidir. | Open Subtitles | الخطر الوشيك يتحقق فقط إذا سمعت قوات القانون تهديداً عنيفاً أو صراعاً بالمكان |
Eğer öyle biriysen, yanlış yerdesin. | Open Subtitles | إن أردت أن تمشي على هواك فأنت بالمكان الغير مناسب |
Bu insanlar Buraya gelir, banyo yapar, ortalığı batırır, tuvalet kağıdını çalar. | Open Subtitles | هؤلاء الناس يدخلون لهناك، يستحمّون ويعيثون بالمكان فساداً، ويسرقون محارم المرحاض |