| Nasıl olur da etrafta dolaşıp kimi işe alman gerektiğini sorarsın? | Open Subtitles | لا أفهم كيف تتجوّل في الأرجاء وتسأل الجميع عمّن يجب عليك طرده؟ |
| Ortalıkta dolaşıp cerrahları bıçaklıyorum. | Open Subtitles | والتي تتجوّل الآن في المشفى وهي تطعن الجرّاحين |
| Her gün bu yabani kediler sokaklarda dolaşıp hamile kalıyor ve düzinelerce aç biilaç yavru doğruyor! | Open Subtitles | القطط الضالة تتجوّل حبلى في الشوارع ويخرجون العشرات من هررة جائعة كلّ يوم |
| Bu, birkaç gün yemek yemeyip insanların enselerinde hamburgerlerle etrafta dolaştıklarını görmek gibi. | Open Subtitles | الوضع أشبه بصيامي والناس تتجوّل بالأرجاء بشطائر على أعناقها |
| Çünkü etrafta cinsiyet ayrımcısı olduğum hakkında söylentiler varmış. | Open Subtitles | لأنه من الواضح أن هناك إشاعة تتجوّل بالأنحاء بأنني متحيّز جنسيّاً ضد النساء قليلاً |
| O güzeel. "Aslan, Cadı ve Gardırop" da bir grup, hmm hippi etrafta dolaşıp ıvır zıvır boyuyorlar. | Open Subtitles | "في كتاب "الأسد، الساحرة والخزانة تتجوّل مجموعة من الهيبيين ويرسمون أشياء |
| etrafta dolaşıp kadehlere şarap doldurman gerek. | Open Subtitles | يجب أن تتجوّل حوله وتصبّ النبيذ |
| etrafta dolaşıp kadehlere şarap doldurman gerek. | Open Subtitles | يجب أن تتجوّل حوله وتصبّ النبيذ |
| Onunla birlikte dolaşıp bomba patlatıyor. | Open Subtitles | إنّها تتجوّل بالجوار تُفجر القنابل معه. |
| Çünkü etrafta cinsiyet ayrimcisi oldugum hakkinda söylentiler varmis. | Open Subtitles | لأنه من الواضح أن هناك إشاعة تتجوّل بالأنحاء بأنني متحيّز جنسيّاً ضد النساء قليلاً |
| İnsanlara etrafta yeşil derili bir kadın görüp görmediklerini sorarak başlamayı önerebilir miyim? | Open Subtitles | أقترح أنْ نبدأ بسؤال مَنْ رأى امرأةً خضراء البشرة تتجوّل |
| Senin etrafta koşarak bir şeyleri değiştirmene ihtiyacım yok. Bu benim hikayem. | Open Subtitles | ولا أريدك أنْ تتجوّل وتغيّر الأمور هذه قصّتي أنا |
| etrafta bastonsuz bir kör gibi dolaşıyorsun evlat. | Open Subtitles | كنت تتجوّل بالجـوار أعمى بدون عصـا |