| Eğer göçmen bürosu devralırsa, o zaman Sophia'nın sınırdışı edilme ihtimali var. | Open Subtitles | اذا تولت ادارة التهجير الموضوع هنالك احتمال ان صوفيا سوف يتم ترحيلها |
| İşini kaybedip sınırdışı edilmekten korktu. | Open Subtitles | لقد كانت خائفة من أن تخسر عملها و يتم ترحيلها |
| Catalina kaçarken, göğüslerinin kendinden kaçmasından çok endişeliydi ve sınırdışı edildi. | Open Subtitles | لقد كانت قلقة بشأن أثدائها بأن تهرب أثدائها منها ولقد تم ترحيلها. |
| I.N.S. tarafından sınır dışı edilmekle karşı karşıya olan bir yabancı. | Open Subtitles | لو كانت أنثى هى أجنبية سيتم ترحيلها من قبل دائرة الهجرة |
| Yaptığı temizliği seviyorum ama ya bunu yapar ya da sınır dışı edilir. | Open Subtitles | أحب الطريقة التي تنظف بها لكن إما أن أفعل ذلك أو يتم ترحيلها |
| Bu öğleden sonra sınırdışı edilerek Meksika'ya gönderildi. | Open Subtitles | سيتم ترحيلها إلى المكسيك هذه الظهريّة |
| Ve ulusal güvenlik neden sınırdışı edilmesi gerektiğini ortaya koyacak. | Open Subtitles | و الدائرة ستجهز ملف القضية واسباب ترحيلها |
| Reina'nın burada kalıp sınırdışı edilmesine karşı savaşma ihtimali var mı? | Open Subtitles | هل هناك اي فرصة ان تبقى رينا هنا تحاول محاربة قرار ترحيلها وتكوين حياة لها هنا؟ |
| Sanırım sınırdışı edildiğinden haberin yok. | Open Subtitles | أفترض أنّك لست على دراية أنّه سيتم ترحيلها |
| "sınırdışı edilmeden evlenmeliyiz," demeni istemedim. | Open Subtitles | و ليس " دعونا نفعل ذلك قبل أن تحصل على ترحيلها " |
| sınırdışı edilebilir. | Open Subtitles | من الممكن أن يتم ترحيلها |
| sınırdışı edilmesini öneriyorum. | Open Subtitles | أوصي بأن يتم ترحيلها. |
| Riverside'da bugün sınırdışı edilerek Meksika'ya gönderilecek bir kadın var. | Open Subtitles | هنالك إمرأة في "ريفرسايد" اليوم... سيتم ترحيلها إلى المكسيك |
| Anne sınırdışı olsa da, bebek kalabiliyor. | Open Subtitles | يكون مواطن لذلك اذا تم ترحيلها . |
| Dedi küçük Rus telekız, kimlik sahteciliğinden sınır dışı edilirken. | Open Subtitles | مُحزن جداً أنّ مُومس الهاتف الروسيّة قد تمّ ترحيلها لتزوير هويّة. |
| Beş yıl hapis yatar ve sonra onu sınır dışı ederiz. | Open Subtitles | سيحكم عليها بخمس سنوات, ثم سيتم ترحيلها, |
| Eğer annesi onu uzun süreli tedavi etmek isterse sınır dışı edilecek ve oğlunu da yanında götürmek zorunda kalacak. | Open Subtitles | اذا حاولت والدته ان تمنحه علاجا طريل الامد هنا سيتم ترحيلها و سيكون عليها اخذه معها |
| İki ay boyunca FBl tarafından içeri tıkıldıktan sonra... sınır dışı edilme korkusuyla... muhtemelen kadının sinirleri bozulmuştu. | Open Subtitles | بعد أن تم حبسها من قبل البنك الفدرالي الأمريكي لمدة شهرين والخوف ... من ترحيلها وإعادتها إلى روسيا |
| Annesi sınır dışı ediliyor, çocuk bir başına kaldı. | Open Subtitles | الأم تم ترحيلها والأبن تُرك بدون عناية |
| - Çok sarsmistir seni, eminim. - Tek kizim Dorne'a gönderildi. | Open Subtitles | -ابنيت الوحيدة تم ترحيلها إلى (دورن ) |
| - Tek kızım Dorne'a gönderildi. | Open Subtitles | -ابنيت الوحيدة تم ترحيلها إلى (دورن ) |