| Ve bütün Jeffery Field galalarında olduğu gibi güneş doğana dek parti bitmez. | Open Subtitles | وكما يحدث فى كل احتفال لجيفرى فيلد الحفلة لا تنتهى حتى تشرق الشمس |
| Her Gün güneş daha geç doğuyor ve daha erken batıyor. | Open Subtitles | وكل يوم الشمس تشرق متأخرة وتغرب في أقرب وقت, كل يوم |
| Şu an sorun yok tabi ama güneş çıkınca çok çok sıcak olacak | Open Subtitles | . أجل , حقير معه سلم عندما تشرق الشمس سيكون المكان ساخن جدا |
| Her ilkbahar ve sonbaharda, tam ekinoks zamanında, güneş kralın tapınağının arkasından doğar, ve gölgesi mükemmel bir şekilde eşinin tapınağını kaplar. | TED | وفي كل ربيع وخريف ، بالضبط في الاعتدال، تشرق الشمس من خلف نصبه، وتغسل نصبها بظل نصبه بشكل رائع. |
| güneş tekrar doğmadan önce sizinle buluşmak için yerinizi öğrenmeliyim. | Open Subtitles | أودّ أن أعلم مكانكما لكيّ أوافيكما قبلما تشرق الشمس مُجددًا |
| güneş bir saate kadar doğacak ve biz hep birlikte buradan gideceğiz. | Open Subtitles | الشمس سوف تشرق بعد ساعة و سوف نخرج جميعاً من هنا أنا , وأنت ليندا , شيلى |
| Gece kontrolünü geçeli çok oldu. Neredeyse güneş doğmak üzere. | Open Subtitles | تخطّينا بكثير موعد التفقّد الليليّ الشمس تكاد تشرق |
| Aslında benim durumumda, senin de göreceğin gibi güneş tam olarak orada parlıyor. | Open Subtitles | في الواقع، في حالتي، كما سنرى، هذا هو بالضبط حيث تشرق الشمس من. |
| İnanmanı. güneşin doğmasını sağlayabileceğine inanmanı. | Open Subtitles | أنك آمنت, آمنت أنك تستطيعين جعل الشمس تشرق |
| Bazen, bütün gece konuşuyoruz güneş doğana kadar. | Open Subtitles | أحياناً نتكلم طوال الليل، حتى تشرق الشمس |
| En azından içeri gelip güneş doğana kadar beklesem olur mu? | Open Subtitles | هل بإمكاني على الأقل أن آتي للداخل وانتظر ساعة إلى أن تشرق الشمس؟ |
| Sana özel doğmamı söylüyordun şimdi de her yerde doğuyor diyorsun. | Open Subtitles | بينما أنت طلبت أن تشرق بجانبك فقط و تقول أنها تُشرق في كل مكان الآن؟ |
| Yani güneş tam doğudan değil, doğunun biraz güneyinden doğuyor. | Open Subtitles | لهذا لم تشرق الشمس من الشرق لكن قليلاً من جهة الجنوب |
| Ancak güneş doğduğunda, hepimizin geri dönmesi gereken bir hayatı var. | Open Subtitles | لكن عندما تشرق الشمس لدينا جميعا حياة ينبغي ان نتعايش معها |
| Tamam. güneş doğudan doğar ve horoz da muhtemelen serin tarafta yatıyordur. | Open Subtitles | حسنا، الشمس تشرق من الشرق، إذا سيفضل الديك أن يضع البيضة فى الجانب البارد.. |
| Size, bu sabah güneş doğmadan hemen önce başıma gelen bir şeyi anlatmak istiyorum. | Open Subtitles | أريد أن اقول لكم شيئاً أيها الناس شئ قد حدث هذا الصباح قبل أن تشرق الشمس |
| Ve eğer bunları alamazsam o zaman hatırla Jodhaa, batan güneş tekrar doğacak! | Open Subtitles | وإن لم أحصل عليهم هنا يا جودها فاعلمي أن الشمس تشرق قوية في مكان آخر |
| Gece kontrolünü geçeli çok oldu. Neredeyse güneş doğmak üzere. | Open Subtitles | تخطّينا بكثير موعد التفقّد الليليّ الشمس تكاد تشرق |
| güneş dört buçuk milyar yıldır parlıyor, fakat sıcaklığını kaybedene kadar bir altı milyar yıl daha var. | TED | تشرق الشمس منذ أربع بلايين ونصف بليون سنة ولكن لن ينفد وقودها حتى تنقضى ستة بلايين سنة أخرى |
| Kıçımın üzerinde oturup güneşin doğmasını bekleyemem. | Open Subtitles | لماذا لا تقول لي؟ لا أستطيع الجلوس على مؤخرتي والانتظار حتى تشرق |
| Ay büyüyüp küçülmüyor güneş doğup batmıyor. | Open Subtitles | القمر لا يشع أَو يتضاءل و الشمس لا تشرق ولا تغيب |
| Orada öylece durdum ve dalgaların arkasından doğan güneşi seyrettim. | Open Subtitles | وتقف هناك وتشاهد تشقق الامواج والشمس تشرق من خلفها |
| Hey, güneşin olmadığı bir yerde sıkışmamı mı istiyorsun ? | Open Subtitles | أتريدني أن ألصق ذلك بمكان حيث لا تشرق الشمس فيه؟ |
| Hiç bebek bir kuğunun güneş doğarken gözlerini açmasını gördün mü? | Open Subtitles | هل رأيتِ قط صغير البجع يفتح عينيه عندما تشرق الشمس ؟ |