| Merak etme. Sen ev aramaya başla. | Open Subtitles | لا تشغلي بالِك بإلى أين أبدأي بالبحث عن منزل جديد وحسب، حسناً؟ |
| Merak etme. Sen ev aramaya başla. | Open Subtitles | لا تشغلي بالِك بإلى أين أبدأي بالبحث عن منزل جديد وحسب، حسناً؟ |
| Ama sen böyle konular için endişelenme. - Savaşacak askerlerimiz var. | Open Subtitles | لكنْ يجب ألّا تشغلي بالك بأمور كهذه فلدينا جنود يقاتلون |
| Onlar hakkında endişelenme. Bu gece sadece sen ve ben varız, tıpkı eski zamanlardaki gibi. | Open Subtitles | لا تشغلي بالكِ بهما لا أحد سوانا الليلة، كالأيّام الخوالي |
| Sakin ol. Telefonu meşgul tutma, seni tekrar arayacağım. | Open Subtitles | أعلم، ابقي هادئة ولا تشغلي خطوط التيليفون |
| Ben, senin zevk almanı istiyorum. Beni düşünme. | Open Subtitles | أنا أريد أن أشعر باستمتاعك لا تشغلي بالك بي |
| Ama Boş ver. Sen asla yapmazsın. | Open Subtitles | اوه , لا تشغلي بالك لا يمكنك ابدا القيام بفعل كهذا |
| Sen o güzel kafanı böyle şeylerle yorma. Kafandan bahsederken şu Checkmate ajanlarının koparmak istediklerinden bahsediyorum. | Open Subtitles | لا تشغلي رأسك الصغيرة بذلك، وأعني الرأس التي تريد المنظمة الحكومية انتزاعها. |
| Eve git güzel mavi kafanı bunlara takma. | Open Subtitles | ولا تشغلي رأسك الأزرق الجميل حول ذلك الموضوع. |
| Tamam, Merak etmeyin. Ben hallederim. | Open Subtitles | حسناً لا تشغلي بالك سأصلح لك الصنبور ، ولكن |
| Peynirli de güzelmiş, Merak etme. | Open Subtitles | كمـا أنني أحب الموتزاريلا التي نتناولهـا الآن. لا تشغلي بالك. |
| Merak etme. Oyun bitti artık. Arkadaş olmamıza gerek yok. | Open Subtitles | لا تشغلي بالك ، المسرحية انتهت لا يجب أن نكون أصدقاء |
| Merak etme, üzerine yanlışlıkla buzlu çay dökmüştüm. | Open Subtitles | لا تشغلي بالك سكبت عليه بعض التــاي عن طريق الخطأ |
| Kimle istersem görüşürüm, sen Merak etme. | Open Subtitles | أياً كان مَن سأواعده فلا تشغلي بالك |
| Bozulacak diye endişelenme, perma yaptırdığım yıllardan kalmalar. | Open Subtitles | لا تشغلي بالك بإنقاذ أي صور لي من أعوام تسريحتي المموجة |
| Neden suçu üstüne alıyorsun? endişelenme. | Open Subtitles | لا تشغلي بالكِ ، أعرف ما الذي أفعله |
| endişelenme. | Open Subtitles | لا تشغلي بالك في امور غير مهمة |
| Dinle, bu öğleden sonra ben yatırımcıları bir araya getirirken senin de babamı meşgul etmeni istiyorum. | Open Subtitles | اسمعي، اريدك ان تشغلي أبي حتى استدعي الأعضاء هذا المساء |
| Sen de kendini endişeden perişan etmek yerine uğraşacak faydalı bir şeyle meşgul etsen daha iyi olur. | Open Subtitles | وأنت أفضل لك أن تشغلي نفسك بأمر مفيد بدلاً من أن تجعلي نفسك بائسة قلقة. |
| Üstünde çok düşünme bence; çok eğlenceli. | Open Subtitles | حسناً ، لا تشغلي بالك في التفكير بشأن ذلك كثيراً إنه أمر مُثير |
| Şu an bunu düşünme -10-15 yıl haika..çok cesaretlendim | Open Subtitles | حالياً لا تشغلي تفكيركِ بهذا من 10-15 سنة ؟ هذا مُـشجع. |
| Hayır, Boş ver. Bunu şu an kaldıramam. | Open Subtitles | لا ، لا ، لا تشغلي بالكِ لا أستطيع تحمّل مثل هذا الآن |
| Sen orasına kafanı yorma. Elindeki işe kafanı ver. | Open Subtitles | لا تشغلي نفسكِ بهذا، ركزي فقط على المهمة التي بين يديك. |
| Söylediklerini kafana takma. Artık gidelim buradan. | Open Subtitles | لا تشغلي نفسك بما قاله أعتقد أنه علينا أن نغادر الآن |