| Benim kaynağım burada, Güney Su Kabilesinde son bir su bükücünün olduğunu söylüyor. | Open Subtitles | أنتِ تكذبين, مصادري تقول أنه تبقى مُسخر ماء واحد في قبيلة الماء الجنوبية |
| Annem buranın çocuklara göre olmadığını söylüyor, bu çok aptalca. | Open Subtitles | أمي تقول أنه مكان لا يناسب الأطفال وهو قرار غبي |
| Şimdi bana para veriyorsun ve buna mecbur olmadığımı mı söylüyorsun? | Open Subtitles | و الآن تعطيني أموالاً و تقول أنه لا يجب عليَّ ذلك؟ |
| Evet. Duyduğu en komik şey olduğunu söyledi. | Open Subtitles | نعم كانت , تقول أنه من أجمل الأشياء التي حدثت لها مطلقاً |
| yani, eğer bunu yaparsa, ikimizin de öleceğimizi mi söylüyorsunuz? | Open Subtitles | إذاً أنت تقول أنه لو فعل هذا أن كلانا سيموت؟ |
| Tamam, yani diyorsun ki hâlen kaybedebileceğimiz milyonlar mı var? | Open Subtitles | حسنًا لكنك تقول أنه ما زال لدينا ملايين متبقية لنخسرها |
| - Harita, var diyor. - Bırak artık! Hiçbir şey yok... | Open Subtitles | ـ الخريطة تقول أنه هناك ـ إنزل منه لا شيء هناك |
| Birliğim hayatımı birkaç bulaşıcı ibne için riske atmak zorunda olmadığımı söylüyor. | Open Subtitles | نقابتي تقول أنه لا يجب أن أخاطر بحياتي. من أجل حكاية مُعدية. |
| Diğer taraftan, uygun bir karşılık gelmiyor, kas sinyalleri kolun olmadığını söylüyor | TED | من ناحية أخرى، ليس هناك استقبال مناسب، لإشارات عضلية تقول أنه ليس هناك ذراع، صحيح؟ |
| Birçoğumuz kadınların haklarından mahrum edildiğini söylüyor, ancak gerçek şu ki evet, çoğu zaman kadınlar kendi kendilerini bu haklardan mahrum ediyorlar. | TED | ربما يقول أكثرنا أن النساء يُمنعن حقوقهن، لكن الحقيقة تقول أنه لطالما حرمت النساء أنفسهن هذه الحقوق. |
| Ev sahibesi yatak olmadan karyolanın yaylarında yattığını söylüyor. | Open Subtitles | مالكة المتجر تقول أنه ينام على شرائح الفراش المعدنية بدون مراتب |
| Bana derimin rengi yüzünden bir şey yapamayacağımı mı söylüyorsun? | Open Subtitles | تقول أنه لا يمكننى القيام بشىء ما بسبب لون بشرتى |
| yani sen Augustus'un iyi bir imparator olduğunu, sen de böyle bir şeyin söz konusu olmadığını söylüyorsun? | TED | إذن أنت تقول أن أوغسطس كان إمبراطوراً جيداً، وأنت تقول أنه لم يكن كذلك؟ |
| Çocuklarınla yaşamanın güzel olduğunu söylüyorsun bir de? | Open Subtitles | و أنت تقول أنه من الجميل العيش مع أولادك، صحيح؟ |
| Dedikodulara göre caza karşı bir zaafı varmış ritim senin ruhuna işlemiş bebeğim. | Open Subtitles | ثمة شائعة تقول أنه يعشق الجاز، وأنت كذلك، وقع الإيقاع بداخلك يا عزيزتي. |
| Dedikodu sitesine göre gerçek anlamda onun bastığı yerlere tapıyormuş. | Open Subtitles | مدونة الشائعات تقول أنه عبد الأرض التي تسير عليها، حرفياً، |
| Kulüpte çalışarak para kazanmanın kolay olduğunu söyledi. | Open Subtitles | تقول أنه من السهل كسب الرزق بالعمل كراقصة بالملاهي الليلية |
| 2. hatta Bayan Strout var. Çok önemli olduğunu söyledi. | Open Subtitles | السيدة "ستروت" على الخط الثاني تقول أنه موضوع مهم للغاية |
| Sadece... Üç kişinin daha öldürülmesi gerektiğini söylüyorsunuz. | Open Subtitles | لأنك تقول أنه يجب قتل ثلاثة نساء اُخريات |
| Böylece çünkü o ne yaptığını ki, bizim dünya şimdi çok kötü diyorsun, bekleyin? | Open Subtitles | لحظة ، إذاً أنت تقول أنه و بسبب ما فعله ، فعالمنا شرير الآن أيضاً ؟ |
| diyor ki, bir gün savaş bittiğinde dünyamız bir cennet olacakmış. | Open Subtitles | انها تقول أنه في يوم ما ستنتهي الحرب عالمنا سيصبح كالجنة |
| Kötü niyetli ağızlar, hayatında ilk defa... aşık olduğunu bile söylüyorlar. | Open Subtitles | حتى أن الألسنة الحاقدة تقول أنه يُحب لأول مرة في حياته |
| Ne yani, adami kafasindan vurup sonra da çakiyla mermiyi çikarmis mi? | Open Subtitles | نعم سيدي تقول أنه أطلق عليه النار ثم بدأ يحفر جبهته بسكين؟ |
| Annem çok güzel musakka yapar... ve istediğim zaman kız tavlayabileceğimi söyler durur. | Open Subtitles | تصنع أمي طبق حلويات شهير وهي تقول أنه بامكاني دعوة الفتيات كيفما اشاء |
| yani diyorsunuz ki bunu sizden istedi isteğiniz dışında bunu yapmaya zorladı. | Open Subtitles | لذا أنت تقول أنه طلب منك، وأجبرك على فعل ذلك ضد رغبتك. |
| Ama burada, gemide hâlâ 2000 kişinin olduğu yazıyor. | Open Subtitles | ولكنها تقول أنه لازال هناك 2000 ناجٍ على متنها. |