| Geldiğin için çok teşekkür ederim. Onca yolu ışınlanarak gelmen büyük bir incelik. | Open Subtitles | شكراً علي حضورك كان لطيفاً منك أن تتنقل إلي هنا كل هذا الطريق |
| Geldiğin için teşekkürler. | Open Subtitles | شكرا على حضورك معي. ألما اعطتني المفتاح، |
| Hasta olmanıza rağmen benimle düğüne Geldiğiniz için teşekkür ederim. - Benim için çok önemliydi. | Open Subtitles | شكرا على حضورك الزفاف معى , انا أعلم انك كنت مريض, هذه يعنى لي الكثير |
| buraya Geldiğiniz için teşekkürler Yarbay. | Open Subtitles | أقدّر حضورك إلى هنا شخصيًّا حضرة المقّدم |
| Günaydın, Bay von Bohm. Ben de sizi bekliyordum. | Open Subtitles | مرحباً , سيد فون بوم لقد كنت أتوقع حضورك |
| - Geldiğin için minnettarım. | Open Subtitles | أخبرني مكتبك كم أنت مشغولة، أقدّر لك حضورك. |
| - Benimle Geldiğin için teşekkür ederim. | Open Subtitles | شكراً لكِ على حضورك هذه المناسبة برفقتي. |
| Bugün Geldiğin için sağ ol, teşekkür ederim. | Open Subtitles | حسنا ، شكرا على ، شكرا على حضورك هنا اليوم أنا أقدر ذلك |
| O yüzden geçen gün söylemeye Geldiğin şeyi anlatmanı istiyorum. | Open Subtitles | لذا أريدك أن تخبرينني بسبب حضورك ذاك اليوم |
| Peki. Geldiğin için teşekkürler. | Open Subtitles | يخترع أسماء للألوان. حسناً، شكراً على حضورك. |
| Geldiğin için çok teşekkürler. Yardımcı olacak türden bilgiler almak her zaman iyidir. | Open Subtitles | شكرًا جزيلًا على حضورك إنه من الجيد دائمًا الحصول على المعلومات |
| Gidiyor musunuz? Harika. Teşekkürler, Geldiğiniz için çok teşekkürler. | Open Subtitles | انت سترحل, حسناً, رائع, شكراً شكراً جزيلاً على حضورك |
| Burada bizimle olmanız çok iyi geldi hepimize. Geldiğiniz için teşekkürler. | Open Subtitles | منالرائعاستضافتكِالليلة، أردتُ أن أشكرك على حضورك |
| Bu kadar yolu zahmet edip Geldiğiniz için çok teşekkürler. | Open Subtitles | إذاً شكراً جزيلاً لك على حضورك كل هذهِ المسافة |
| Bu kadar çabuk Geldiğiniz için sağ olun Senatör. | Open Subtitles | شكراً على حضورك بهذه السرعة أيها السيناتور. |
| Geldiğiniz için çok teşekkürler. Gerçekten minnettarım. | Open Subtitles | شكراً جزيلاً لك على حضورك أُقدر هذا حقــاً |
| Cumhuriyetin Yüce Konsey Başkanı sizi Kongrede görmek istiyor. | Open Subtitles | المستشار الاعلى يطلب حضورك في جلسة خاصة بالكونجرس |
| sizi görmek ne güzel. | Open Subtitles | تسرني رؤيتك لم أكن متأكداً من حضورك اليوم |
| buraya gelmeni istedim çünkü dişlerinde bunu buldum. | Open Subtitles | لقد طلبت حضورك إلى هنا لأنّني وجدت هذه محشورة في الأسنان. |
| İyi ki geldin. Jason'la olanları sana anlatmak istiyordum. | Open Subtitles | يسرني حضورك أردت التكلم معك عما حصل مع جايسن |
| Bayan McCallum, bugün buraya gelmenizi neden istediler? | Open Subtitles | سيدة ماكالم ,هل يمكنك ان تقولى لى لماذا طلبوا حضورك هنا اليوم ؟ |
| Her ne kadar varlığın bazı objelerin kanla büyümesine neden olsa da bazen anevrizmalar havalarında olmazlar. | Open Subtitles | كما ان حضورك قد يسبب الاشياء لتمتلئ بالدم احيانا امهات الدم لا تكون بالمزاج المناسب |
| O, günahkâr bir cadıya ait suretinin arkasında, bir meleğin varlığını görmüştüm. | Open Subtitles | خلف تلك الوجوه الساحرة الشريرة رأيت حضورك كملاك |
| gelip bize katılmak isteyeceğinizi düşündüm. | Open Subtitles | لقد ظننت بأني قد طلبت حضورك للإنضمام إلينا |
| Bugün işe gitmeni kimsenin beklemediğine eminim. | Open Subtitles | أوعدك أنه لا احد يتوقع حضورك اليوم فى العمل |
| Boğazımı kesersen, ne seni buraya getiren ödülü kaldırabilirim ne de gelmenin neden hayati önem taşıdığını anlatabilirim. | Open Subtitles | إذا قطعت رقبتى لن أستطيع أبطال العرض الذى أحضرك هنا و لن أستطيع أخبارك لماذا حضورك هنا قاتل |
| Senin huzurunda olmak tüm bu genç çocuklar için bir şeref. Belki bu sırada bir iki bir şey öğrenirler. | Open Subtitles | من الشرف وجود الشباب في حضورك بل إنهم سيتعلمون بعض الأشياء في العملية |
| Burada bulunmanız bizi onurlandı. | Open Subtitles | حضورك هنا اليوم يا سيدتي شرف عظيم لنا جميعًا |
| Büyük ihtimalle davet edilmemenin nedeni orada olman gerektiği açıkça belli olmasındandır. | Open Subtitles | في الغالب لم يوجه لك أحد دعوة لأن حضورك أمر مفروغ منه |