| Benden utanmanıza gerek yok. Ben profesyonel bir sağlık uzmanıyım. | Open Subtitles | أوه لا داعي لأن تخجل مني أنا محترفة عناية صحيه |
| Teşekkür etmeden gerek yok. bizim için normal bir iş. | Open Subtitles | لا داعي لأن تشكرني، إضافة لذلك هي من أهتمت بنا |
| Bana işlerin nasıl yürüdüğünü anlatmana gerek yok. Ben aptal değilim. | Open Subtitles | لا داعي لأن تشرحي لي كيف يتم الامر أنا لست غبية |
| Bu yer bitişik olmak zorunda değil, birbirine bağlı olmak zorunda değil. | TED | فلا داعي لأن يكون الأمر معدياً ولا داعي لربط جميع الأمور ببعضها |
| Ona bunun, antika bir masa olduğunu söyleyeceğim. Nereden geldiğini bilmek zorunda değil. | Open Subtitles | حسناً, سأخبرها أنها طاولة عطار أثرية لا داعي لأن تعرف من أين أحضرتها؟ |
| Buradaki askeri operasyonları nasıl yöneteceğimi size bildirmem gerekmiyor, bayan. | Open Subtitles | لا داعي لأن أستشيرك في إدارة العمليات العسكرية لهذه القاعدة |
| Oh. Bu çok tatlı. Bu Ogre'ye iyi duygular beslemeniz gerekmez. | Open Subtitles | كم هذا جميل لا داعي لأن تتوقع السلوك المهذب من غول |
| Teşekküre gerek yok. O benim değil ki, o O'nun. | Open Subtitles | لا داعي لأن تكون ممتنا فهذا ليس لي، بل له |
| Sert biri olduğunu kanıtlamak için öfkeni göstermene gerek yok. | Open Subtitles | لا داعي لأن تنفعل طوال الوقت فقط لتثبت مدى قوتك |
| Hatırlatmama gerek yok, ama burası son yer gibi değil. | Open Subtitles | لا داعي لأن أذكرك ولكن هذا المكان يختلف عن سابقه |
| Bunları hacklememe gerek yok. Bütün bu sistemler zaten hacklenmiş durumda. | Open Subtitles | لا داعي لأن أخترق كل تلك الخوادم التي هي مخترقة اصلاً |
| Teşekkür etmene gerek yok, para ödersen hayır demeyiz tabii. | Open Subtitles | لا داعي لأن تشـكرنا ولكن لو أعطيتنا المال نكون ممتنين |
| Kim oldugunu söylemene gerek yok. Sadece arayanin dediklerini söyle. | Open Subtitles | لا داعي لأن تخبرني من، فقط أخبرني ما الذي قاله |
| (İzleyici soluk sesleri) Söylemeye gerek yok, hiç de iyi bir gece geçirmemiştim. | TED | لا داعي لأن أخبركم أنها لم تكن ليلة سعيدة على الإطلاق. |
| Yani işi biraz daha ilerletirsek, illa planın bir parçası olmak zorunda değil. | Open Subtitles | كنت أعني إذا أصبح بيننا علاقة فلا داعي لأن تصبح جزءاً من الخطة |
| zorunda olduğundan daha fazla rahatsız olmana gerek yok. | Open Subtitles | لا داعي لأن تشعري بعدم الإرتياح أكثر من اللازم بعد الآن |
| Özellikle de içeri girmek için kapı çalmak zorunda olmayan kişilerin başına. | Open Subtitles | الأشخاص الذين لا داعي لأن يطرقوا الباب للدخول، كما تعلم؟ |
| Üzgün olmak zorunda değilsin. Sadece dürüst davranıyorsun. | Open Subtitles | لا داعي لأن تأسفي، فأنتِ تحاولين أن تكوني صادقة معي |
| Bana karşı iyi davranman gerekmiyor. Aptalın teki olduğumu biliyorum. | Open Subtitles | لا داعي لأن تكوني لطيفة معي لقد تصرفت معك بحماقة |
| Kızman gerekmiyor. | Open Subtitles | ليس هنالك داعي لأن تتصرف بوقاحه على هذا الشيء، حسنا؟ |
| Taş olması gerekmez, lanet bir not yazabilirsiniz. | Open Subtitles | لا داعي لأن ترموا حجرة أكتبوا رسالة لعينة |
| Kraliyet soyuna köle olmaları gerekmez artık. | Open Subtitles | لا داعي لأن تبقوا عبيدًا لسلالته الملكية |
| Bizim hesabımız için defterini açık tutmanın gereği yok. | Open Subtitles | لا داعي لأن تأخذ فائدة منا |
| Kişisel olması için bir neden yok. | Open Subtitles | وإذا،لا داعي لأن يكون الموضوع شخصياً |