| zeki ötesi. Cidden yetenekli. I.Q.'su en az 160 olmalı. | Open Subtitles | اكثر من ذكي موهوب بشدة على الاقل محصلة ذكائه 160 |
| Dr. Banton kadar zeki biri, saplantılı biri de olabilir. - Neredeyse kitaplardaki her sinyali veriyor. | Open Subtitles | على الرغم من ذكائه ولكنه تحدث حديث المعاتيه |
| Onun zekasını polisi aradıktan sonra test ederiz. | Open Subtitles | يمكننا أن نختبر ذكائه بعد أن نبلغ الشرطه |
| Artık aynı numaralara kanmıyor. - Bu şey ne kadar akıllı? | Open Subtitles | إنه لا يخدع بنفس الطريقة من جديد ما مقدار ذكائه ؟ |
| Çünkü pantolonunu çıkartıp dikkatlice katlayarak... sandalyenin üzerine asınca... o keskin ve heyecan verici zeka pek fazla bir şey ifade etmiyor. | Open Subtitles | لكن عندما يخلع بنطاله و يطويه بإتقان و يعلقه على المقعد لا يبدو مثيراً في هذا، برغم ذكائه |
| zekası için sürekli övgüler yağdırılıyor olsa da kimse düşüncelerini ve teorilerini bırak kabul etmeyi bilim dünyasında bile en ufacık bir destek bulamıyordu. | Open Subtitles | فبالرغم من إثناء الجميع على ذكائه الخارق، لم يكن هنالك أي شخص يوافقه أو يشاركه الرأي في نظرياته من بين العلماء. |
| Onu aklını çalan, yaratıktan kurtarmak istiyorum. | Open Subtitles | أريد اٍنقاذه من المخلوق الذي سرق ذكائه |
| Doğmadan önce, babama paranoyak şizofreni teşhisi konmuş ve zekasına rağmen herhangi bir işe tutunamamış. | TED | قبل أن أولد، تم تشخيص حالة والدي بانفصام الشخصية، ولم يستطع الحصول على عمل برغم ذكائه. |
| Zekâsını ve kaynaklarını bina bombalamaya harcayan bir adam oyumu alamaz. | Open Subtitles | الرجل الذي يستخدم ذكائه ومصادره لتفجير مبني.. |
| Birisi, başka birisi için hüküm verirken ne kadar parası olduklarına, veya ne kadar zeki olduklarına yalnızca görünüşüne göre karar veriyor. | Open Subtitles | عندما يحكم شخص على شخص اخر من ماله او ذكائه اشياء ظاهره |
| Belki bunu yapamazsın, ama daha zeki hale getirebilirsin. | Open Subtitles | ربما تستطيعين أنت , قد تتغلبين على ذكائه |
| Şimdi on desteklemenin vakti. Ona zeki görünme şansı verin. | Open Subtitles | حان الوقت لجعله يشعر بالثناء أعطه الفرصة كي يبين عن ذكائه |
| Benim sayemde insanlara güvenmeyi öğrenmiş zeki bir varlık. | Open Subtitles | ذكائه علمة الثقة في البشر بسببي |
| Bence katil, ne kadar zeki olduğunu göstermeye çalışıyor. | Open Subtitles | أعتقد أنّ القاتل يريد أن يثبت مدى ذكائه |
| Beyazların ağzına sıçmak için sokak zekasını kullanıyor. | Open Subtitles | و يستعمل ذكائه في الشارع لكي يقضي على البيض |
| En azından, Alex'in parlak zekasını kimden aldığını biliyoruz. | Open Subtitles | حسنا, على الأقل علمنا من أي حصل أليكس على ذكائه |
| Winn'in formunu alan Beyaz Marslı, aynı zamanda onun zekasını da almış ve her şeyi yeniden kodlamış. | Open Subtitles | الأبيض المريخ الذي تولى شكل وين ل تولى أيضا ذكائه وترميز إعادة كل شيء. |
| İkinci en hızlı kaniş. Kaniş kadar akıllı olduğunu biliyorum. Tamam, kaniş değil. | Open Subtitles | حسناً المرتبة الثانية الكلب الأجعد أعرف أنه بمستوى ذكائه |
| Modern çağ simyacısı olmakla övünen, gezegendeki en yüksek zeka seviyelerinden birine sahip olan bir adam. | Open Subtitles | مُحب لنفسه وكميائي قرون وسطى معاصر. معدّل ذكائه واحد من أعلى المعدّلات على هذا الكوكب. |
| -Yapay zekası karşısına çıkabilecek her sorunu çözebilecek güçte. | Open Subtitles | ذكائه الصناعي يمكنه من حل اية مشكله |
| Şimdi herhalde içeride... saklanıyordur, korkudan aklını kaçırmıştır. | Open Subtitles | انه ربما هناك الآن ... يختبئ ، خائفة من ذكائه . |
| Fiziksel olarak çok zayıf, doğal olarak zekasına, kurnazlığına güveniyor. | Open Subtitles | سيكون ضعيفاً جسدياً ، لذا سيعتمد على قوة ذكائه و مكره |
| Ne yazık ki, Zekâsını kocamdan almış. | Open Subtitles | لسوء الحظ ورث ذكائه من ناحية عائلة زوجي |
| Başkalarının zekasıyla, eğitimi ya da eğitimsizliğiyle dalga geçen birini tanımış olmak istemiyorum. | Open Subtitles | إن من يستهزأ بغيره و يحاول السخرية من ذكائه أو تعليمه أو ما ينقصه |