| Şey, ben çok kızla çıkmadım ve bu iş nasıl yapılır pek bilmiyorum, çünkü o bölümü atladık biz. | Open Subtitles | ,تعلمين بأنني لم أمر بكثير من المواعيد الغرامية ولا أعرف كيف سأتدبر أمر ذلك لأنه تغيب عنا ذلك الجزء |
| Doğrusunu yaptın, çünkü o büyük bir üne sahip biri. | Open Subtitles | كنت محقا في ذلك , لأنه طبيب يحظى بسمعة عظيمة |
| Benim tavsiyem buna bir son vermen çünkü bu sana zarar veriyor. | Open Subtitles | نصيحتي لك أن تتوقف عن ذلك لأنه يفسد صحتك |
| Bunun sebebi, Neptün'ün yörüngesinin ötesinde Güneş'ten yaklaşık 5 milyar kilometre uzakta kuyrukluyıldızların oldukça sessiz bir yaşam sürmesidir. | Open Subtitles | ذلك لأنه بعد مدار نيبتون على بعد خمسة مليار كيلو متر من الشمس تقريبا لدى المذنبات حياة هادئة جداً. |
| Düğün gününde birbirimizi görmememiz gerektiği için böyle. | Open Subtitles | حسناً ذلك لأنه يفترض أن لا نرى بعضنا في يوم الزواج |
| Bu sözler önemsiz ve münakaşa yaratıcı olduğu için itiraz ediyorum. | Open Subtitles | إننى أعترض على ذلك لأنه أمر لا يهم كما أنه جدلى |
| - çünkü bu bir şarkı değil, adres. | Open Subtitles | ذلك لأنه ليس لحنًا رئيسيًا أنه عنوان |
| Çok kurnazdı da ondan. | Open Subtitles | ذلك لأنه كان ذكيا ً جدا ً |
| Peşimde değiller. İnandırıcılık kazandırdığı için öyle söylüyorum. | Open Subtitles | لا تلاحقني، أنا أقول ذلك لأنه يمنح كلامي مصداقية. |
| Bunu söylemen çok çılgınca çünkü o en sevdiğim çizgi film. | Open Subtitles | انه أمر جنوني أن تقول ذلك لأنه فيلم الكارتون المفضل لي |
| Her tarafa götürür. Donanma bir şey demiyor, çünkü o Ramsey. | Open Subtitles | يصطحبه بكل مكان ، و الإدارة البحريه تغض النظر عن ذلك لأنه القائد العظيم رامزي |
| çünkü o maskeli haydutlar buraların en iyi hırsızıdır. | Open Subtitles | ذلك لأنه ليس هناك لص أفضل من اللص المقنع |
| çünkü o sana yapman gerekeni söyledi, sen de yaptın. | Open Subtitles | خمنت ذلك لأنه يخبرك بالذي ستقوله والذي ستعمله |
| Çünkü, o tarzı olmayan bir eski kafalı. | Open Subtitles | ذلك لأنه ليس لديه حس موسيقي – موضه قديمه |
| Bu çok iyi olurdu hayatım ama yapamayız, ...çünkü bu tamamen imkânsız. | Open Subtitles | سيكون ذلك رائعا عزيزي, لكننا لا نستطيع ذلك لأنه مستحيل بالكامل |
| Senelerce içimde kaldı bu çünkü bu işi yapamayan insanlar var diye düşündüm ama benim için bu bir bela gibi. | Open Subtitles | وظل هذا عالق في ذهني لسنوات لأنني اعتقدت ان هناك ناس لا يستطيعون فعل ذلك لأنه بالنسبة لي هذا الشيء كـ الطاعون |
| Ve kendini kötü hissedeceksin çünkü bu üzücü ama yılamazsın. | Open Subtitles | وستكون لديك مشاعر بشأن ذلك لأنه محزن, لكن لا يمكنك أن تتداعي. |
| Bunun sebebi, ilanda ekli bir de dosya olmasıdır. | Open Subtitles | الذي دخل إلى المخبز ذلك لأنه وضع صورة بجانب الرسالة |
| Bunun sebebi cesetlerin nereye gömüldüğünü bilmesi mi? Bunun sebebi muhtemelen, cesetleri bizzat gömmüş olması. | Open Subtitles | هل ذلك لأنه يعرف أين الجثث مدفونة؟ |
| Nedenini bilmiyorum, ama annem deli bir İskoç olduğu için böyle yaptığını söylüyor. | Open Subtitles | لا أعرف ما السبب, تقول والدتي أن ذلك لأنه أسكتلندي ومجنون. |
| Ben içerideyken arkamda güçlü bir kadın olduğu için... mahkumiyetimin kolay geçtiğini biliyorum. | Open Subtitles | أعرف ذلك لأنه في السجن كان من السهل قضاء مدتي لأنه كان يوجد ورائي امرأة قوية |
| - Bir Menendez'im olduğunu sanmıyorum. - Çünkü dün hastaneden çıktı... | Open Subtitles | لا يوجد لدي مريض بهذا الإسم - ذلك لأنه غادر المشفى بالأمس - |
| Çok kurnazdı da ondan. | Open Subtitles | ذلك لأنه كان ذكيا ً جدا ً |
| Bizi çok sevdiği için öyle yaptığını söyledi. | Open Subtitles | كان يقول أنه يفعل ذلك لأنه يحبنا جدا |