| Ama sağlığı kötü ve burada kalması gerektiği, aksi takdirde öleceği söylenmişti. | Open Subtitles | ولكن صحته سيئة ولقد تم إخباره بأن عليه المكوث هنا أو الموت |
| Majesteleri'nin, uzun ve kutsal hükümranlığı ile, sağlığı için dua edelim. | Open Subtitles | لندعو من أجل بركة جلالتة وعهده الطويل ومن أجل سلامة صحته |
| sağlığı konusunda bir kere bile endişesi olmamıştır. | Open Subtitles | انه لم يكن قلقا بشأن صحته ولو للحظة واحدة |
| Prens ve Kont, kemikler kırılmadan önce herkesin sağlıklı olması konusunda ısrar ediyorlar. | Open Subtitles | الأمير و الكونت يصرون دائما أن يسترد كل شخص صحته قبل أن يكسروه |
| Bana kanadı nasıl tedavi edebileceğimi kuşu nasıl eski sağlığına kavuşturabileceğimi öğretti. | Open Subtitles | لذا .. علمني كيف أصلح الجناح و أعالج العصفور ليعود إلى صحته |
| Müşteri sağlığına tekrar kavuştuğunda kişisel sağlık masrafı yeniden ödenecek. | TED | متى ما استعاد الزبون صحته ثانية، نعود لندفع الأجر الصحي ثانية. |
| Kardeşim Jared'i eve götürmeye geldik, durumu çok daha iyi. | Open Subtitles | جئنا لأخذ اخي من بيت جاريد ان صحته تتحسن كثيرا |
| Robert Hooke, sağlığını günlük dozda pelinotu, afyon, cıva gibi bazı kötü alışkanlıklar yüzünden mahvederek yıllar önce ölmüştü. | Open Subtitles | مات روبرت هوك ولكن قبل سنوات من موته دهور صحته بنفسه بعادات سيئة جرعات يومية من الإفسنتين, الأفيون والزئبق |
| sağlığından endişelenmen gereken kişi ben değilim. | Open Subtitles | إثنان منا .. ليس احدنا صحته هي ما يجب أن نقلق بشأنها |
| Şimdi, sağlığı kötü idiyse, gerçekten öyle idiyse, dosyalar bunu gösterebilir. | Open Subtitles | لو كانت صحته سيئة جداً ربما تظهر الملفات |
| Mulder, Modell'in beyninde tümör olsaydı sağlığı çok daha kötü halde olurdu. | Open Subtitles | مولدر، بدقة أكثر، إذا موديل كان عنده ورم دماغي، التأثيرات على صحته سيكون إضعاف أكثرا. |
| Albert, sağlığı bozulduğu sırada, başka bir bölümü çeviriyordu. | Open Subtitles | ألبرت كان يعمل لترجمة آخر قسّم عندما صحته دارت. |
| Kiraladığı villa sağlığı için artık uygun değil. | Open Subtitles | فيلته المؤجره لم تعد تتناسب مع متطلبات صحته |
| sağlığı bozulmaya başladı, kafasındaki önermeler hakkında endişelenmeye başladı. | Open Subtitles | بدأت تتدهور صحته. وبدأ يقلق على حالة عقله. |
| Hapiste akıl sağlığı zarar görürse veya yanlış tutuklama yüzünden o'na müebbet hapis cezası verilirse. | Open Subtitles | لكن ايضاً صحته تتأثر في الزنزانة أو أنك ترتكب شيء خاطئ وهو يحصل على حكم بالسجن مدى الحياة |
| İsmini bir parça kağıda yazın ve rahip de tören sırasında onun sağlığı için dua edecek. | Open Subtitles | اكتبي اسمه على قطعة ورق والكاهن سيصلي لاجل صحته خلال طقوس المراسم |
| Aslında ters. sağlıklı olsun da başka bir şey istemiyoruz. Bu sefer yani. | Open Subtitles | في الواقع انه طفل بوضع مقلوب نتمنى فقط أن نحظى بطفل صحته جيدة |
| Laboratuvarımda arıların kendilerini nasıl sağlıklı tuttukları konusunda çalışıyoruz. | TED | درسنا بمختبري كيف يحافظ النحل على صحته. |
| Biri ona şarkı söyler, biri sağlığına içer ve diğeri dudaklarını öpmesi için ona teklif eder. | Open Subtitles | واحد يغني له، وأخر يشرب في صحته ومن العطايا الأخرى فمه الذي سيقبل |
| Yıllarda Dr. Falken'in sağlık durumu giderek kötüleşti." | Open Subtitles | خسارتهالمأساويةلعائلتهتسببتفيتدهور صحته. |
| sağlığını korumaya çalışıyor vitaminleri de bu yüzden alıyor. | Open Subtitles | ويحاول ان يراعي صحته ولهذا كان يأخذ فيتامينات اضافية |
| Ailesi polisi aramış çünkü akıl sağlığından endişe ediyorlarmış. | Open Subtitles | اتصلت عائلته بالشرطة لأنها كانت قلقة حيال صحته العقلية |
| Fakat sonra bu zinde ve kuvvetli kişinin Sağlığının bozulduğunu gördüm. | TED | ولكن بعدها رأيت هذا الرجل القوي والمعافى تتدهور صحته. |
| Başta kocası son derece sağlıklıydı, ama sonradan nasıl olduysa kör oldu. | Open Subtitles | زوجها كانت صحته جيّدة تماماً في البداية و لكنه فقد بصره بطريقة ما |