| Yani bu durum, doktorun yeterli olup olmadığı ile ilgili değil de bu kişinin bizim hoşumuza gitmesi ve nasıl etkileştikleri ile ilgilidir. | TED | فذلك لا يتعلق بما إذا كان الطبيب كفء أم لا. لكنه يتعلق فيما اذا أعجبنا هذا الشخص أم لا وكيف تعامل هذا الشخص؟ |
| İşte bu kadar kadın 18 yaşından önce evlenmiş durumda. | TED | فذلك هو عدد الفتيات اللائي تزوجن قبل بلوغ سن 18. |
| ıçeri bir de kaynana düşerse, o da baharat olur. | Open Subtitles | وإذا صادف أنّ وقعت فيها حماتك فذلك سيجعل الأمور أفضل |
| Şoförün yanındaki ön koltuğa oturmak yok, orası benim yerim. | Open Subtitles | حسناً؟ ولا تجلسوا في الأمام إلى جانب السائق، فذلك مقعدي |
| Genel olarak söyleyecek olursak da, birisi beni hoşlanmıyormuş gibi davranıyorsa, gerçekten hoşlanmıyordur. | Open Subtitles | وبصفة عامة، عندما يتصرّف الناس كأنّهم ليسوا مُعجبين بي، فذلك لأنّهم مُعجبين بي. |
| Gelip bunu yüksek hızdaki kameralarla kaydedersek, bunun bir roman gibi olduğunu farkedersiniz. | Open Subtitles | أما عند تسجيل الوميض نفسه بآلات التصوير فائقة السرعة هذه، فذلك مثل رواية. |
| eğer güzel ve önemli bir müzik varsa bütün bu yeni teknoloji iyidir. | Open Subtitles | كيفما حصلتُ على الموسيقى فذلك حسن، وذلك مهم، وكذلك كل هذا الشيء التقني. |
| Öyleyse, eğer yalnızsak, bu gerçekten korkunç bir yer israfı. | TED | حسنا ، إذا كنا كذلك ، فذلك هدر للفضاء الشاسع. |
| bu gösteriyorki biraz daha uğraşman gerekiyor ama hepimiz biliyoruzki, sana 100$ vermiyorum | Open Subtitles | فذلك يثبت أنك كنت منتبهاً ولكن جميعنا يعلم بأنني لن أعطيك 100 دولار |
| Malcolm, eğer bu kızı kurtarmak istiyorsan, elinden geleni yap. | Open Subtitles | أتعلم يا مالكولم، اذا أردت أن تنقذ الفتاة فذلك جيد |
| eğer bu yüzüğü kaybederseniz veya başkasına verirseniz o zaman aşkımız sona erer. | Open Subtitles | فان فرطت فيه أو فقدته أو تنازلت عنه فذلك نذير بانتهاء حبّك لى |
| Burada kalıp yeni bir hayata başlarsam bu, her şeye göz yummak olur. | Open Subtitles | ولو بقيت هنا وأنا أحاول بدء حياة جديدة فذلك هو كلّ ما سأفعله |
| Hayvan denetim birimini arasak, bir sürü paraya mal olur. | TED | إن اتصلنا بخدمة "مراقبة الحيوانات"، فذلك يكلف الكثير من المال. |
| eğer buna doğru cevabı gelirse ardışık çift sayılara ilişkin teoriniz çürütülmüş olur. | TED | إذا كانت الإجابة نعم, فذلك من شأنه أن يدحض نظريتك من الأرقام المتتالية الزوجية |
| eğer o şeyler buraya gelirse, tek çıkış yolumuz orası. | Open Subtitles | إذا ما أتت تلك الأشياء، فذلك هو طريقنا الوحيد للخروج |
| Sekizinci sınıfı atlayacaksam teknik olarak ben de bu yıl mezun oluyorum. | Open Subtitles | لو كنت سأتخطى الصف الثامن فذلك يعني أني سأتخرج هذه السنة أيضا |
| bunun, bireyin genetik alt yapısına veya deneyimlerine bağlı olup olmadığını bilmiyoruz. | TED | ما إذا كان ذلك يعود إلى خلفيةٍ جينيةٍ أو خبرات فذلك لا نعلمه. |
| Ben bir avukatım ve endişelenmeniz gereken bir şey varsa o da avukattır. | Open Subtitles | سيدتى انا محامية اذا كنت ستشعرين بالقلق من شيئ فذلك الشيئ هو المحامى |
| Neden? çünkü yapacağım hiçbir "psişik" şey, onun üzerinde zerre kadar etkili olmaz. | Open Subtitles | لأنه ليس هناك شيء يمكنني عمله نفسياً فذلك سيكون لديه أقل تأثير عليه. |
| eğer erken doğum olursa bu yıkıcı olacaktır. | TED | إن كانت ستلد بوقت مبكر كهذا، فذلك محبط جداً. |