| Açık konuşmak gerekirse, büyürken okulda ırk birkaç kez ortaya çıktı. | TED | ولكي نكون منصفين، فالنقاشات حول العرق أُثيرَت بِضعَ المرات في المدرسة. |
| Mühendisliği ve nesnelerin nasıl çalıştığını, okulda değil, parçalarına ayırarak ve bu inanılmaz derecede karmaşık cihazları inceleyerek öğrendim. | TED | تعلمت عن الهندسة وكيفية عمل الأشياء، ليس في المدرسة لكن من خلال تفكيك ودراسة هذه الأجهزة المعقدة بشكل رائع. |
| Üç yıldır okula gittiği halde hala daha okuyup yazamıyordu. | Open Subtitles | بقيت في المدرسة لثلاث سنوات ولم تستطع القرآة أو الكتابة |
| okula geri döndüğünde arkasında bir gözün büyüdüğünü fark edemeyecekler. | Open Subtitles | في المدرسة الأطفال لن يلاحظوا أن عين ثالثة تنمو هناك |
| Okuldayken senin özel biri olacağını biliyorduk ve bunu söylemiştik. | Open Subtitles | كلنا عرفنا في المدرسة انك ستكونين مميزة, لقد قلنا ذلك |
| Biliyor musun, sen gelene dek Okulun en zeki çocuğuydum. | Open Subtitles | تعرف، أنا كنت أذكى طفلة في المدرسة حتى جئت انت |
| Ama temiz bir öğrenme eğrisi elde ettik, sizin bir Okuldan elde edeceğinizin neredeyse aynısı olan bir eğri. | TED | لكننا حصلنا على منحنى تعليمي واضح، تقريباً متطابق مع ما نحصل عليه في المدرسة. |
| okulda bir lider oldu ve bu davranış diğer öğrencileri de etkiledi. | TED | وقد أصبح مرشدا في المدرسة وقد أصبح هذا السلوك معديا للطلاب الآخرين. |
| Bu nedenle oğlumun o gün okulda öğrendiklerinden heyecan duyması beni çok gururlandırmıştı. | TED | لذا كنت جد فخور بكون ابني متشوقا لما درسه ذلك اليوم في المدرسة. |
| okulda herkes onun hakkında konuşuyor, en azından onun söylediğine göre. | Open Subtitles | ..الجميع يتحدث عنها في المدرسة على الأقل هذا ما تقوله هي |
| Bu okulda ölüm hakkında düşünen tek ben varım. İnanılmaz! | Open Subtitles | أنا الشخص الوحيد في المدرسة الذي يفكر بالموت، هذا رائع |
| Bir şey olmaz, Marge. Böyle açık saçık şeyleri okulda öğreniyorlar. | Open Subtitles | لاتقلقي مارج، إنهم يمهدون الطريق لهذا النوع من القذارة في المدرسة |
| Geceleri ve haftasonları görüşürüz... ve ben okula ziyaretine gelirim. | Open Subtitles | سنرى بعضنا في الليل ونهايات الأسبوع وسأتي لزيارتك في المدرسة |
| - Artık iyi olacağım anne, okula gidecek, derslerime çalışacağım... | Open Subtitles | ساصبح افضل الان ماما سأدرس و انجز واجباتي في المدرسة |
| Joanne, ben küçükken, okula giderken bir Scooby-Doo maskesi takıyordum tam bir ay boyunca... çünkü çirkin olduğumu düşünüyordum. | Open Subtitles | عندما كنت صغيرة في المدرسة كان لدي ماسك لشخصية اسكوبي دو , كنت ارتديه طوال الوقت لاعتقادي اني قبيحة |
| Bir dişçi, Okuldayken kendi diş işini büyük ihtimalle okuldaki diğer öğrencilere yaptırıyordur. | Open Subtitles | على الأرجح أنّ طبيب الأسنان يجعل الطلبة يقومون بالعمل على أسنانه في المدرسة |
| Orta Okuldayken sana kaç kez çıkma teklif etmiştim hatırlıyor musun? | Open Subtitles | أتعلمين كم مرة طلبت منكِ الخروج معي في المدرسة الثانوية ؟ |
| Bunu kazanan övünme hakkına sahip olacak. Okulun en hızlısı. | Open Subtitles | حسناً بعد هذا السباق سيتفاخر أحدكم بلقب الأسرع في المدرسة |
| Peki ya kendi toplumunuzda iş bulmanız için size gerekli becerileri kazandıracak böylece Okuldan çıkıp doğruca işe girmenizi sağlayacak | TED | وهل من الممكن أن نخلق تواصلاً بين التعليم في المدرسة وبين المهارات التي سوف تحتاجها للحصول على وظيفة في مجتمعك المحلي؟ |
| Harp okulunda geçen 3 yılın ardından Majestelerinin Ordusu'na katılacak. | Open Subtitles | بعد 3 سنوات في المدرسة العسكرية، إنضم إلى جيش جلالته |
| Gelip toruna okuldaki ilk gününde iyi şanslar dilemek istedim. | Open Subtitles | جئت لأتمنى الحظ السعيد لحفيدتي في يومها الأول في المدرسة |
| okul içinde ya da dışında gördüğün herhangi bir çöp kutusu. | Open Subtitles | في أي سلة مهملات تراها في المدرسة أو خارج المدرسة فعليا |
| Avusturya okulu ile ilgili enteresan olan şey Freud'un yanında yetişmiş olmaları. | TED | ان المثير في المدرسة النمساوية انذاك انها حقيقةً ترعرعت بجانب فرويد |
| Onlar, lise partisinde tek başlarına duruyorlar, daha önce hiç öpülmemişler. | TED | إنها تقف لوحدها في المدرسة الثانوية ترقص، ولم يتم تقبيلها قط. |
| lisedeki ilk gün ve bir kere daha sırt çantasıyla konuşan tuhaf çocuğum. | Open Subtitles | أول يوم في المدرسة الثانوية ومرة أخرى أصبحت الغريب الذي يتحدث مع حقيبته |
| Hayır. okullarda uzun zaman geçirdikten sonra bu noktaya geliriz. | Open Subtitles | لا قضينا وقت طويل في المدرسة للوصول إلى هذه النقطة |
| lisedeyken fark ettiğin tek göğüslerin onunkiler olduğunu söylediğini hatırlıyor musun? | Open Subtitles | أتتذكر في المدرسة الثانوية أنك قلت أنها الوحيدة التي لاحظت نهديها؟ |
| Mary Lou Singe'la lisede beraber olduğundan beri bu kadar sağlıklı olmamıştın. | Open Subtitles | لم تكن بهذه الصحة منذ ضربت ماري لو سنجر في المدرسة الثانوية |