| Ve bence onda hiç işe yaramayacak bir sürü şey vardı. | TED | و كان لديهم الكثير من الأشياء ليست ذات أهمية في اعتقادي |
| Karşılaştığımız bir çok Unas'ın onları kontrol eden Goa'uld ortakyaşamları vardı. | Open Subtitles | الكثير من الأوناس الذين قابلناهم كان لديهم سمبيوت جواؤلد يسطير عليهم |
| Madem ki bunu Ford Mühendisleri tasarladı demek ki Dr. Kearns'le tanışmalarından çok önce de bu sistem hakında bilgileri vardı. | Open Subtitles | من الواضح منذ أن صممه مهندسون فـورد ، كان لديهم دراية به قبل فترة طويلة من اجتماعهم الآول بالدكتور ، كيرنس |
| 5 ölü adamın da tek bir ortak satıcısı varmış. | Open Subtitles | تبين أن كل الضحايا الخمسة كان لديهم بائع واحد مشترك |
| Ve eğer bir tür altyapıları varsa, bunu devam ettirmekte güçlük çekerler. | TED | وإذا كان لديهم بعض البنى التحتية، فأن لديهم صعوبة في الحفاظ عليها. |
| Ellerinde böyle bir teknoloji varsa biri onları nasıl durdurabilir ki? | Open Subtitles | إذا كان لديهم التكنولوجي، كيف يمكن بحق الجحيم لأي شخص أيقافها؟ |
| Herkesi gelmeye ikna etmeye çalıştım ama yapacak bir sürü işleri vardı. | Open Subtitles | حاولت إقناع الجميع بالقدوم لكن جميهم كان لديهم الكثير مما يجري معهم |
| Onların bisikletleri vardı, benim yoktu ama. Yaklaşan siren seslerini duyduk. | Open Subtitles | كان لديهم دراجات بينما لم يكن لديّ فسمعنا أصوات إنذار عالية |
| Onların bisikletleri vardı, benim yoktu ama. Yaklaşan siren seslerini duyduk. | Open Subtitles | كان لديهم دراجات بينما لم يكن لديّ فسمعنا أصوات إنذار عالية |
| Teröristler binlerce kişiyi öldürdüklerinde idama mahkûm edildiler. Ama onların başka planları vardı. | Open Subtitles | حين قتل الإرهابيون آلاف الأبرياء حُكم عليهم بالإعدام ، كان لديهم خطط أخرى |
| Diğer tüm bebeklerin ya bir vücudu ya da bir mezarı vardı. | Open Subtitles | في عداد المفقودين كل الأطفال الآخرين كان لديهم إما جثة أو قبر |
| Öğle yemeği için bir saatleri vardı ve yine de bir şeyleri araştırıp 11 yaşında kazandığın bir ödülü buldular. | Open Subtitles | كان لديهم ساعه واحدة من أجل الغداء وتمكنوا من الحفر وايجاد جائزه فزت بها عندما كنت فالـ ١١ من عمرك |
| Hepsi oradaydı, hepsi Trish'i gördü, hepsinin de buna fırsatı vardı. | Open Subtitles | كانوا جميعا هناك، وأنهم جميعا رأى تريش، كان لديهم كل فرصة. |
| Bir sorumlulukları olduğunu söylediler, çünkü okula gitmişlerdi, bir kazançları vardı. | TED | لقد أوضحوا أن لديهم مسؤولية لأنهم ذهبوا إلى المدرسة و كان لديهم ربح. |
| İki bin yıl önce, Yunanlıların güçlü bir anlayışları vardı. | TED | منذ ألفي سنة، أولئك الإغريق كان لديهم رؤى قوية. |
| Uydu görüntülerine erişimleri vardı. | TED | كان لديهم القدرة على الحصول على صور الأقمار الصناعية. |
| Güya, İranlıların yeni bir fikri varmış adamları Amerika'dan seçmek. | Open Subtitles | يفترض أن، الإيرانيون كان لديهم فكرة جديدة.. التجنيد بداخل أمريكا |
| Anne babaları varmış ve yetim olan birkaçının yaşayan başka akrabaları varmış, mesela dedeleri-nineleri, teyze-halaları amca-dayıları ve başka kardeşleri. | TED | كان لديهم والدان، وقليل من الذين كانوا أيتامًا كان لديهم أقرباء على قيد الحياة، مثل الأجداد والعمات والأعمام وأشقاء آخرين. |
| Evet, eğer bana karşı kanıtları varsa, o adamı öldürdüğümü biliyorlar. | Open Subtitles | أجل, إذا كان لديهم أدلة ضدي, هم يعرفون بأني قتلت الرجل. |
| Bu da kaçan Goa'uld'un Ellerinde olduğunu gösterir. | Open Subtitles | من الأفضل أن نعترف أنه كان لديهم الجواؤلد الذي هرب |
| Hani sevgi dolu ve davetkar evler vardır ya onlarınki de öyleydi. | Open Subtitles | لقد كان لديهم واحدة من تلك المنازل أتعلم, دافئة جدّا و مغرية |
| Gizli kameraları ve bizim telsizlerimiz gibi telsizleri olan avukatları var. | Open Subtitles | لديهم آلات تصوير مخفية و المحامون كان لديهم إتصالات مثل إتصالاتنا |
| Bahse girerim Babalar Kuruluşu Bill'in Hakları'nı yazarken bile bu kadar zorlanmamışlardır. | Open Subtitles | أراهن أن الآباء المؤسسين كان لديهم وقت أسهل لكتابة لائحة حقوق الإنسان |
| onlarda sadece bıçak vardı. Onları polise teslim edebilirdin. | Open Subtitles | كان لديهم سكين فقط كان يمكنك اخذه و تسلمهم الى الشرطة |
| Ama ihtiyaçları olan tüm kağıda sahiplerdi. | Open Subtitles | ولكن كان لديهم كلّ الورق الذي إحتاجوا إليه |