| Keşke benim de aklıma gelmeseydi, ama unutmana izin vermiyorlar. | Open Subtitles | ليتني لم أفكر فيه أيضاً، لكنهم لا يسمحون لك بالنسيان |
| Belli sebeplerden dolayı tek kişinin ceset sergisine girmesine izin vermiyorlar. | Open Subtitles | إنهم لا يسمحون للعزاب بأن يكونوا في معرض الموتى لسبب واضح |
| Daha iyisi olamazdı. Kaldığım otelde Meksikalılara izin vermiyorlar. | Open Subtitles | لا يمكن إيجاد أفضل في فندقي لا يسمحون بالمكسيكيين |
| Muhtemelen de, dış dünyayla irtibata müsaade etmiyorlar, nasıl olurlar bilirsin. | Open Subtitles | ربما انهم لا يسمحون بالاتصال مع باقي العالم تعلم كيف هم |
| Başarılı bir iş adamı, önüne hiçbir şeyin çıkmasına izin vermez. | Open Subtitles | رجال الأعمال الناجحين لا يسمحون . لأي شيء بأن يقف بطريقكم |
| Bereket versin ki, Etna gibi yanardağlar buna izin vermiyor. | Open Subtitles | لحسن الحظ، براكين كـ إتنا لا يسمحون لذلك بأن يحدث. |
| Hayır, karantina devam ederken insanların giriş çıkışına izin vermezler. | Open Subtitles | لا، إنهم لا يسمحون للناس بالدخول أو الخروج أثناء العزل |
| Hanoi'de basın yayın mensuplarının askeri sistemimize... gölge düşürmesine izin verilmiyor. | Open Subtitles | هناك في هانوي لا يسمحون بالمجلات و الجرائد و التلفزيون للشك في النظام العسكري |
| Hapisteydim, oradan cenazeye gitmeye izin vermiyorlar. | Open Subtitles | لقد كنت في السجن, انهم لا يسمحون لأحد بحضور الجنائز |
| Emniyet kemerleri yok ve bungee jumping ipini bağlamama izin vermiyorlar. | Open Subtitles | لا يتوافر فيهم أحزمة الأمان،و لا يسمحون لك أن تثبّت نفسك بالكرسي بحبال القفز المطاطية |
| Gece kulüplerinden getirdiğin yabancı kadınlarla, farklı bir gezegendeki 200 milyon dolarlık hükümet projesiyle oynamana izin vermiyorlar mı? | Open Subtitles | لا يسمحون لنساء غريبات من الحانات بالدخول و اللعب بما قيمته 200 مليون دولار من مشاريع الحكومة على كواكب بعيدة؟ |
| Hiç kimsenin gitmesine izin vermiyorlar. O takımın bir parçası olmak gerekiyor. | Open Subtitles | ثانياً لا يسمحون لأي شخص أن يذهب لمخيم التشجيع، يجب أن تكون جزء من فريق |
| Bayan Tobin'in salona gelmesine izin vermiyorlar bu yüzden ben ona gidiyorum. | Open Subtitles | انهم لا يسمحون للسيدة توبن أنا تأتي الى الصالون مجددا |
| Herkesin web sitesi açmasına izin vermiyorlar tabii. | Open Subtitles | فهم لا يسمحون لأي شخص بتخصيص موقع إلكتروني خاص به |
| Planımı anladılar. Şimdi sana yaklaşmama izin vermiyorlar. | Open Subtitles | فاكتشفوا خطتي, و الآن لا يسمحون لي بالإقتراب منك |
| Çocuklar için zor olduğundan yetişkinlerin girip çıkmasına izin vermiyorlar. | Open Subtitles | لكنهم لا يسمحون للبالغين بالتسكع هناك لأنه أمر صعب على الأطفال. |
| Kimsenin gitmesine müsaade etmiyorlar. Tehlike geçene kadar bir yere sığınmalıyız. | Open Subtitles | لا يسمحون لأحد بالمغادرة، ونحتاج مكاناً نلتجىء به فحسب |
| Burada elektronik bir şeye müsaade etmiyorlar. | Open Subtitles | انهم لا يسمحون بأي أجهزه الكترونيه هنا |
| Ve arkadaş arkadaşının Forest Hills'den iç çamaşırı almasına izin vermez. | Open Subtitles | والاصدقاء لا يسمحون للاصدقاء الاخرين بشراء الملابس الداخلية في فورست هيلز |
| Yapabildiğim en iyi şey, insanları kızdırmak ama bunu yapmama bile izin vermiyor. | Open Subtitles | الشيء الوحيد الذي أجيده هو إغضاب الناس و لا يسمحون لي فعل هذا |
| Şeytani Bilim Adamları kimsenin önlerinde engel olmasına izin vermezler. | Open Subtitles | العلماء الأشرار لا يسمحون بأن يعترض أي شخص طريقهم |
| Arabalara bile izin verilmiyor. Ayak seslerini duyabilirsiniz. | Open Subtitles | هم حتى لا يسمحون بتواجد السيارات بالجزيرة |