| Bana zarar verecek kadar güçlü değil, Albay. | Open Subtitles | ليس قوي بما فيه الكفاية لإيذائي، كولونيل |
| Dört olmak için yeterince güçlü değil, ve üç olmak için yeterince hızlı değil. | Open Subtitles | كلا يا رجل، إنه ليس قوي بما يكفي لكي يكون الرابع وليس بالسرعة الكافية لكي يكون الثالث |
| Çelik güçlü değil evlat. İnsan eti daha güçlü. | Open Subtitles | الفولاذ ليس قوي يا فتي اللحم أقوى |
| Ancak bu adada ve Güney Pasifiğin daha doğusu boyunca herşeyin üstesinden gelmek için yeterince güçlü değildir... | Open Subtitles | فإنه ليس قوي بدرجة كافية ليحمله خارج الجزيرة و أكثر من ذلك, شرقاً عبر المحيط |
| Belki bizim kadar güçlü değildir. | Open Subtitles | لربّما ليس قوي مثلنا. |
| Ve bağışıklık sistemi güçlü değil artık. | Open Subtitles | و جهازها المناعي ليس قوي كفاية |
| Bebeğinizin kalbi vücuduna kan pompalayacak kadar güçlü değil. | Open Subtitles | قلب طفلك ليس قوي بما فيه الكفايه |
| Sandığı kadar güçlü değil. | Open Subtitles | هو ليس قوي كما يظن |
| Benim sihirlerim bu kadar güçlü değil. | Open Subtitles | سحري ليس قوي كفاية ليتحمل هذا |
| İnancım düşündüğüm kadar güçlü değil. | Open Subtitles | إيماني ليس قوي بقدر ماتتصور. |
| Sandığı kadar güçlü değil. | Open Subtitles | هو ليس قوي كما يظن |