| Ellerle bunu yapmak neredeyse imkansızdır, stenografi hariç, o zaman da iletişim limitli. | TED | يكاد يكون مستحيلاً القيام بذلك بيديك و بالتالي كان الإتصال محدوداً |
| Manzaralar dunyasina yoneldim ki bu neredeyse hicligin resmi gibi birseydi. | TED | أنا بدأت في اتخاذ ذلك في مجال المناظر الطبيعية ، وهو أمر يكاد يكون صورة من لا شيء. |
| Ama beyinlerimizin dinlenmeden, sürekli olarak yeni fikirler üretmesi neredeyse imkânsızdır. | TED | ولكن بالطبع يكاد يكون من المستحيل أن تستمر عقولنا في ابتكار أفكارٍ جديدة بدون أي راحة. |
| Astronomik. 10 rakamı neredeyse tam olarak sonsuzluk gücüne ulaşmış. | Open Subtitles | لا أقل الرقم عشرة يكاد يكون مرفوع حرفيا إلى الأس لانهاية |
| Diğer uçta zaman da neredeyse durmuş olduğu için, geçidi de kapatamıyorsunuz. | Open Subtitles | ومنذ هذا الوقت و الزمن يكاد يكون قد توقف على الجانب الأخر و لم تعد قادراً على التحكم فى بوابة النجوم |
| Daha önce de gördük. Saptanması neredeyse imkânsız. Tabii iğnenin girdiği yeri bulmadıkça ki ben onu aramıyordum. | Open Subtitles | لقد شاهدنا هذا من قبل، يكاد يكون من المستحيل كشفه ما لم تجد نقطة الحقن |
| Ama olasılıkları daraltmak neredeyse imkânsız. | Open Subtitles | لكن تضييق معنى لها يكاد يكون من المستحيل. |
| Karışımın gelişmemiş doğasından dolayı etkisinin ölçülmesi neredeyse imkansız, ...fakat benim inancım var. | Open Subtitles | نظرا للطبيعة البدائية للمخلوط ، ففعاليتها يكاد يكون من المستحيل حسابها |
| Bunun bir sonucu olarak, bu belirli noktalarda gerçeklikler arasındaki diyaframlar daha ince neredeyse geçirgen oluyordu. | Open Subtitles | وكنتيجة لذلك في هذه المناطق، الغشاء بين الواقعين رقيق، بل يكاد يكون منفذاً. |
| Ufak tefek bir şey. neredeyse zor görünen bir tip. | Open Subtitles | إنّه مُتوسّط يكاد يكون غير مرئي تقريباً. |
| Çalışıyorum ama O New Orleans'tan yani herhangi bir şey için almak istediğimiz bilgi Katrina fırtınası yüzünden neredeyse imkânsız. | Open Subtitles | إنني احاول, ولكنه من نيو اوريلانز, لذلك الحصول على اي معلومة تخص اي شيء التي سبقت الاعصار كاترينا يكاد يكون مستحيلا. |
| Harika, kıymetli, tahribata karşı neredeyse dayanıklı. | Open Subtitles | جميل، نفيس، و يكاد يكون غير قابلٍ للتدمير. |
| Bu tasarının yapılması neredeyse imkânsız duruyor anlıyor musun? | Open Subtitles | هذا القانون يكاد يكون من المستحيل صياغته، تسمعني؟ |
| neredeyse, turneye tekrar katılma zamanı geldi. | Open Subtitles | يكاد يكون الوقت بالنسبة لي للانضمام إلى الدائرة. |
| Siyah veba neredeyse bir fantezi. | Open Subtitles | الطاعون الأسود يكاد يكون ضربا من الخيال. |
| Aileyi, o dört kardeşi betimleme şeklinde neredeyse epik bir şeyler var. | Open Subtitles | هناك شيء نوعاً ما يكاد يكون رهيباً بهذه الطريقه التي صورت بها العائله،،هؤلاء الاربع إخوه |
| Kurbanın yüz dokusundan geriye kalan neredeyse sadece bu. | Open Subtitles | يكاد يكون كل ما ترك من الأنسجة لوجه الضحية |
| Birisine sırf beyaz diye yardım etmenin neredeyse beyaz olmadıkları için ayrımcıIık yapmak kadar kötü bir şey olduğunu unutmayalım. | Open Subtitles | ان مساعدة الناس لأنهم بيض يكاد يكون بسوء عدم الإحسان إليهم لأنهم ليسوا بيض |
| Eğer yuvadan yuvaya taşınıyorlarsa o halde yuvaların yerlerini belirlemek neredeyse imkansız. | Open Subtitles | إذا تم نتقلهم من وكر إلى وكر عندئذ تطويق الأوكار يكاد يكون من المستحيل. |
| Rus kayıtlarını kırmak neredeyse imkansız. | Open Subtitles | الوصول إلى السجلات الروسية يكاد يكون من المستحيل |