| Olabilir ama bu sizin gerçek arkadaşlarınızı ifşa etmez mi? | Open Subtitles | ربما يكون ذلك صحيحا لكن هل يكشف من أصدفائك الحقيقيون؟ |
| Bir generalin, muhalif güçlere stratejisini ifşa etmesi akılsızlık olurdu. | Open Subtitles | لن يكون حُكما من جنرال أن يكشف عن استراتيجيته للقوى المعارضة |
| açık denizin binlerce mil ötesinde bir şekilde mezarlığı ortaya çıkarıyor. | Open Subtitles | الالاف الاميال من المياة المفترحة و حظ اعمى يكشف مقبرة مجرم |
| Nefesimizdeki kimyasal bileşenler hislerimiz ele veriyor. | TED | والتركيب الكيميائي لنَفَسِنا يكشف عن مشاعرنا. |
| İntihar etmeyince, hücreleri ortaya çıkmasın diye onu ortadan kaldırdılar. | Open Subtitles | وعندما لم يقفز، قاموا بالقضاء عليه قبل أن يكشف خليتهم. |
| Nükleerleri radyoloji bölümünde saklayacaksın ve onlar da uydu taramasında belli olmayacak. | Open Subtitles | ستخبّئ الرأس النووي في قسم الأشعة وذلك كي لا يكشف القمر الاصطناعي مكان وجوده، صحيح؟ |
| Bir sihirbaz hiçbir zaman numarasını açıklamaz. | Open Subtitles | الساحر لا يكشف أسراره أبداً, ماعدا ريفيلو العظيم |
| Zor seçimleri anlamak her birimizin sahip olduğu gizli bir gücü açığa çıkarıyor. | TED | إن فهم الخيارات الصعبة يكشف عن قوة خفية يملكها كل منا. |
| Ama yaptığım her şey en derinlerdeki gizli duygularımı yansıtmıyor. | Open Subtitles | ولكن ليس كل شيء أقوم به يكشف مشاعري الأكثر سرية. |
| Aslan Kral Müsabakası için yaptığımız planları açıklamak niyetindeydi. | Open Subtitles | لقد قرر أن يكشف خطتنا التي جعلناها لمنافسة الملك الأسد. |
| Birisi hakkında o kadar çok zırvalık bileceksin ki, seninkileri ifşa edemesinler. | Open Subtitles | الحصول على أسرارٍ قذرة كثيرة عن شخصٍ لئلّا يكشف الأسرار التي معه عنك. |
| gizli görevdekiler, kimlikleri ifşa olur ve çabucak kaçmaları gerekirse diye genellikle bazı şeyler saklar. | Open Subtitles | المتخفيّن الكبار عادةً بخبئون الأشياء بعيداً عندما يكشف غطائهم |
| Işık tüm ihtişamıyla evrendeki harikaları ifşa ediyor. | Open Subtitles | يكشف لنا الضوء عجائب الكون بكامل مجدها وروعتها |
| Bu ekonomik analiz gösteriyor ki pratik olarak tüm açık deniz balıkçılığı önerisi yanlış yönlendiriliyor. | TED | هذا التحليل الاقتصادي يكشف لنا أن مسألة الصيد في أعالي البحار كلها مضللة. |
| Burada kıçı açık yatan bir tek benim. | Open Subtitles | أنا الوحيد هنا الذي يرتدي جلباب يكشف عن ساقيه |
| Sonra onu cinayet suçundan yakaladık ve herkesi ele verdi. | Open Subtitles | أن يتعزز بالقوة، إلى أن ألقينا القبض عليه بتهمة القتل و قرر أن يكشف عن أي شخص آخر بدلاً من حبسه |
| Ama tüm bu olay ortaya çıkmadan önce durdurulması gerek. | Open Subtitles | لكن يجب أن يتم ايقافه قبل أن يكشف كل شيء |
| Jolinar'ın Goa'uld olduğunu belli etmemesinin sebebi buydu. | Open Subtitles | لهذا جولنار لم يكشف نفسه على اساس انه جواؤلد. |
| - Lemon Breeland bir gazeteci kaynaklarını asla açıklamaz. | Open Subtitles | هينري" وخليلته للمدونة" - "ليمون بريلاند" - تعلمين أن الصحفي لا يكشف عن مصادره |
| Zor seçimleri bu şekilde algılamak kendimiz hakkında bilmediğimiz bir şeyi açığa çıkarıyor. | TED | إن فهم الخيارات الصعبة بهذه الطريقة يكشف شيئًا لا نعلمه عن أنفسنا. |
| Kendisini açıklamak için hiçbir yasal zorunluluğu yok. | Open Subtitles | ليس هناك التزام قانوني يجعله يكشف عن هويته |
| Koyu yüzeylerde metal parçacıklarını tespit eden yeni bir yöntem kullanıyorum. | Open Subtitles | أنا أستعمل نهجاً جديداً يكشف الجسيمات المعدنية المجهرية على السطوح القاتمة |
| Arazi bu güne kadar boş kaldı ve yıkımın nedeni hiçbir zaman açıklanmadı. | Open Subtitles | بقى الموقع شاغرا إلى يومنا هذا و لم يكشف سبب التدمير إلى الآن |
| Aşk güdüsünün kendini bir erkekte çatışma halinde göstermesine sıkça rastlanır. | Open Subtitles | إن دافع الحب عند الرجل سريعاً ما يكشف عن نفسه على هيئة نزاع |
| Suyun okşayışı, her yerde, ışık bize abisin yollarını gösteriyor. | Open Subtitles | معانقة المياه فى كل مكان .. يكشف الضوء الطريق للاعماق |
| # Ben yakalanmadım Sınırı aştım | Open Subtitles | "لم يكشف أمري, وتجاوزت الحدود" |
| İşte şimdi karanlık ve aydınlık arasındaki farkı gösterebilen bir düzeneğiniz oldu. | Open Subtitles | ثم على الفور لديك شيء يمكن أن يكشف الفرق بين الظلام والنور، |