| Bunun büyük bir nakliye havaalanı olduğunu görebilirsiniz, ve orada tüm faaliyet çeşitleri mevcut. | TED | بإمكانك أن ترى أنه مطار شحن رئيسي، وفيه كل أنواع الأنشطة. |
| Kulağa garip bir kitap ismi gibi gelse de, hepsi aslında yeni yalan çeşitleri. | TED | يبدوا ككتاب غريب قليلاً, لكن في الواقع كلهم أنواع جديدة من الأكاذيب. |
| Stresin bir sürü farklı derecesi ve tipi, hafızanın farklı çeşitleri var. Biz kısa süreli stresin durum hafızanızı nasıl etkilediği üzerine odaklanacağız. | TED | هناك أنواع ودرجات توتر متعددة. وأنواع مختلفة من الذاكرة، لكننا سنركز على التوتر قصير الأمد وتأثيره على تذكر الحقائق. |
| Bu duyarlı oksijen çeşitleri bakteri, organizma ve birçok atığı içme suyundan arıtabilirler. | TED | هذه الأنواع من الأوكسجين تستطيع إزالة البكتيريا و العضويات و العديد من الملوثات من مياه الشرب. |
| Çözemediyseniz, bunlar milföy böreği ve bazı diğer kek çeşitleri. | TED | في حال لم تعرف , هذا مثل الوردة الدنماركية , وبعض الأنواع من كعك الأكواب |
| Uzuv kesme fetişinin çeşitleri olduğunu biliyor muydun? | Open Subtitles | هل تعرفون ان هناك اختلافات حقيقية فيما يتعلق بهوس التفكيك ؟ |
| "Yüz yıllar boyunca Pai Sho'nun sayısız çeşitleri oluşmuştur ve her kültürün oyuna dair kendi kuralları ve çeşitleri vardır." | Open Subtitles | "هناك اختلافات لا تعد ولا تحصى للعبة خلال قرون, ولكل حضارة قوانينها الخاصة والمختلفة في اللعب." |
| Bazı öğrenme çeşitleri, bu tarz bir negatif yönelmeye sebep olmuyor. | TED | أنواع معينة من المعرفة لا تبدو لتقود لهذا النوع من الانحياز السلبي. |
| Yani, Çin gıdaların farklı çeşitleri bakın. | TED | لذلك ، ترى أنواع مختلفة من الطعام الصيني. |
| Kartına baktığımda biri hariç bütün çeşitleri topladığını gördüm. | Open Subtitles | وقد راجعت كتبه, ووجدت انه يملك جميع أنواع الأصداف ,الا نوعا واحدا, |
| Ama küreğim yoktu ve nalbura gittim. 6 farklı çeşitleri vardı. - Ben de sonra yaparım dedim. | Open Subtitles | لكن لم يكن لدي رفش لذلك ذهبت لمتجر المعدات وكان لديهم 6 أنواع فأجلت ذلك |
| Reese, farklı insan çeşitleri olduğunu biliyorsun,değil mi? | Open Subtitles | ريز, تعريفين أن هناك أنواع مختلفة من الناس, صحيح؟ |
| Bu ilgin gezegenimizde değişik bataklık çeşitleri var. | Open Subtitles | هناك العديد من أنواع الرمال المتحركة على كوكبنا المثير |
| Sadece bazı çeşitleri. Bir şey olursa, yanımızda doktor var. | Open Subtitles | ــ فقط أنواع محدّدة ــ لدينا طبيب في حال ظهور أي شيئ |
| Bütün papağan çeşitleri var. | Open Subtitles | لديهم كل هذه الأنواع من الككتوه أعتقد أنهم ككتوه [الككتوه : |
| (Kahkahalar) Yani fizik böyle bir şey -- orada tüm hiyeroglif çeşitleri var, dalga ve parçacıklarla ilgili. | TED | (ضحك) وهكذا، هذا ما هي الفيزياء عليه. هناك كل هذه الأنواع من الهيروغليفيات، وهي لها علاقة بالأمواج والجزيئات. |
| Şarap, bira, bazı peynir çeşitleri... | Open Subtitles | النبيذ والجعّة وأنواع مُعيّنة من الجُبن. |