| Mükemmel. şapkalar için ne düşündüğümü biliyorsun. Hiç biriniz benimle göz teması yapmayacak. | Open Subtitles | رائع أنت تعلم شعوري نحو القبعات لا أحد منكم ينظر إلى عينيّ مباشرة |
| Onu bizden uzak tutanın bu alüminyum şapkalar olduğuna inanmamı bekliyor musun cidden? | Open Subtitles | هل تتوقع منّي أن أصدّق أنّ هذه القبعات منعتنا من أن نفقد الوعي؟ |
| Ve o şapkalar içlerinde bazen çok fazla neşe, bazen de çok fazla acı saklıyorlar.” diyordu. | TED | بعض الأحيان يكون تحت تلك القبعات الكثير من السعادة والكثير من الحزن |
| Mal almak için bir sürü adres var. Kahve kupaları, kazaklar, şapkalar. | Open Subtitles | جميع أنواع الإيصالات لشراء البضائع، يمكنك ابتياع فناجين قهوة، قمصان جميلة، قبعات |
| Küçük folyo şapkalar ve sutyenler durumu nasıl daha güvenli hale getirecek? | Open Subtitles | كيف يمكن لحمّالات الصدر و قبعات القصدير أن تجعل الّلعب آمناً ؟ |
| Cep telefonları, şapkalar, yüzükler ve takılar kutuya. Orada kal. | Open Subtitles | الهواتف الخلويّة ، القبّعات ، الخواتم السلاسل ، في السلّة |
| - Dur, canım, kızma. şapkalar hoşuna gitmezse, istediğin zaman geri iade edebilirsin. | Open Subtitles | إذا لم تعجبك تلك القبعات فيمكنكِ دائماً إعادتهم |
| Ayakkabılar aksesuardır, tıpkı şapkalar ve el çantaları gibi. | Open Subtitles | الأحذية مجرد زينة مثل القبعات و حقيبة اليد |
| Ayakkabılar çok kullanışlıdır... ama şapkalar öyle değildir. | Open Subtitles | أحذيتنا عملية و لكن القبعات لا تستخدم كثيراً |
| Çirkin şapkalar ve uzun pelerinler giyip, uçan süpürgelerle dolaştığımızı sanırlar. | Open Subtitles | و أننا جميعا نرتدى تلك القبعات الكبيره القبيحه و نطير على المكانس |
| Affedersiniz, bu benim moda-anlayışım arkadaşlar Burada sana diyeeceğim şey şapkalar arabanın arkasına ve şimdi, Bu muazzam süper-şapkaya sözlü olarak saldırdılar. | Open Subtitles | لو سمحت صديقى ذو الزوق العالى انا هنا لأقول لكم ان عصر القبعات رجع و فى هذا الوقت ؟ |
| Yani şapkalar ve ses çıkaran şeylerle parti mi? | Open Subtitles | أتعني أنواع الحفلات التي تشمل ارتداء القبعات ومحدثي الضجيج؟ |
| Stussy Hawaii deki sörfçüler için şapkalar ve tişörtler yaparak başladı. | Open Subtitles | بدأ ستوسى فى صنع القبعات والقمصان للمتزلجين فى هاواى |
| Herkesten toplantı boyunca değişik kostümler giymelerini istedi; peruklar, çılgın şapkalar, tüylü atkılar, büyük gözlükler, vesaire. | TED | وطلب من الموظفين ارتداء زي في كل فترة اللقاء شعر مستعار ، قبعات غريبه ، شالات نظارات كبيره و من هذا القبيل |
| 5 dolara şapkalar. 5 dolar. 5 dolar. | Open Subtitles | قبعات مقابل 5 دولارات خمس دولارات للجميع |
| Sadece kasım ve şubat ayları arasında kışlık şapkalara... izin verilir, ama şapkalar hemen dolaplara konmalıdır. | Open Subtitles | قبعات الشتاء فقط سيكون مسموح بها في شهري نوفمبر و فبراير و محفوظين في خزائنكم |
| Filmdeki adam eşcinsel değil ve kız sadece harika şapkalar giyiyor. | Open Subtitles | أما الذي في الفيلم فهو مستقيم وهي تلبس قبعات جميلة |
| Bedava şapkalar da dağıtılacak bu nedenle kep numaralarınızı doğru verdiğinizden emin olun. | Open Subtitles | وستحصلون على قبعات مجانية لذا احرصوا على منحنا قياس قبعاتكم |
| Aslında bence bütün şapkalar gitmeli. | Open Subtitles | بالواقع أعتقد بأنه لا يجب أن تكون هناك أي قبعات |
| Cep telefonları, şapkalar, yüzükler ve takılar, hepsini çıkarın ve kutuya koyun. | Open Subtitles | الهواتف الخلويّة ، القبّعات الخواتم و السلاسل إنزعوهم وضعوهم في السلّة |
| Hasır şapkalar olma ihtimali yüksek. | Open Subtitles | نعم. هذا تخمينٌ فقط، لكنّهم على الأرجح طاقم قُبّعة القشّ. |
| Salak şapkalar takarız ve ağaçları, parlayan ışıklarla kaplarız ve hediyeleri, süslü kağıtlarla paketleriz ve bu, bizim için iyidir. | Open Subtitles | نرتدي قبّعات سخيفة وتغطية الأشجار بالأضواء اللامعة ولفّ الهدايا في ورقة متوهج هذا أمر حسن بالنسبة إلينا |
| Boyunu abartmak için ağır ceketler ve büyük şapkalar giydi. | TED | كان يرتدي الستر الثقيلة والقبعات الكبيرة لإبراز طول قامته. |
| Yani sadece tasmalar ve şapkalar ve süveterler ve... | Open Subtitles | إذا نحن نتكلم عن أطواق وقبعات وبدلات و .. |
| Hayır, isim yok. İsimler kediler için değil, şapkalar içindir. | Open Subtitles | كلا ، بدون أسماء ، الأسماء للقبعات و ليس للقطط |