| Ve Anlaştığımız gibi paranın yarısı hesabında, o yüzden tekrar soruyorum: | Open Subtitles | ونصف الحساب أصبح في رصيدك كما اتفقنا ، لذا سأسألك مجددا |
| Büyük ölçekli bir analiz yapabilirler ve bana bilgilerimi sadece Anlaştığımız şekilde kullandıklarını gösteren şifrelenmiş bir kanıt temin edebilirler. | TED | يمكنهم عمل تحليل بيانات واسع النطاق وإعطائي إثباتا مشفرا باستخدامهم بياناتي بالطريقة التي اتفقنا عليها. |
| Indio'ya tam Anlaştığımız şeyin... tam tersini yapmayı önereceğini düşündüm... o da yeterince şüpheci olduğundan başka bir şey düşündü. | Open Subtitles | ظننت انك ستخبر اينديو بفعل العكس تماما عما اتفقنا عليه و هو متشكك كفاية لاستنتاج شيئ آخر |
| Tamam, Anlaştığımız gibi kontrol bendeymiş gibi davranacağım. | Open Subtitles | حسنا لذا كما أتفقنا نتسم بأننى أنا من أتحكم فهمت لا ,أتركيه على الهاتف |
| Sadece Anlaştığımız 2000'i alacağım. | Open Subtitles | أنا سآخذ فقط الـ 2000 التي اتّفقنا عليها. |
| Bayan Moneypenny, Japon SIS ile Anlaştığımız | Open Subtitles | آنسة مونيبيني أعط 007 كلمة السر التي اتفقنا عليها |
| Anlaştığımız konularda sorun çıkmasının nedeni bu. | Open Subtitles | هذا أحد أسباب أننا نواجه صعوبة على شيء اتفقنا عليه مسبقاً. |
| Her şey Anlaştığımız gibi avukatlarımızca kağıda döküldü. | Open Subtitles | الان , كما اتفقنا عليه كله لدى محاميون قاموا بإعداده |
| Anlaştığımız gibi sınırları çizsem iyi olur, diye düşündüm. | Open Subtitles | اعتقد انه من الافضل أن نحدد ما اتفقنا عليه |
| Anlaştığımız gibi sınırları çizsem iyi olur, diye düşündüm. | Open Subtitles | لقد فكّرت أن أضع حولها علامات، كما اتفقنا |
| Anlaştığımız limitin 20 dolar altında. | Open Subtitles | وكانت أقل بـ٢٠٪ من السعر الذي اتفقنا عليه |
| Bataklığının tapusu, Anlaştığımız gibi boşaltıldı. | Open Subtitles | حسناً يا أوجر، حجة مستنقعك خال كما اتفقنا. |
| - Merak etmeyin. Palmer gün sonuna kadar ölecek, Anlaştığımız gibi. | Open Subtitles | لا تقلق ، "بالمير" سيكون ميت فى نهايه اليوم كما اتفقنا |
| Misafirin ismi Paula... ve Anlaştığımız gibi bu bir randevu. | Open Subtitles | اسم الزائرة باولا وهذا موعد، كما اتفقنا. |
| Misafirin ismi Paula... ve Anlaştığımız gibi bu bir randevu. | Open Subtitles | اسم الزائرة باولا وهذا موعد، كما اتفقنا. |
| Anlaştığımız üzere, aramızda herhangi bir ilişki olmadığına göre, söylenecek pek fazla söz yok. | Open Subtitles | لقد اتفقنا للتو حول طبيعة علاقتنا لا يوجد ما يقال أكثر من ذلك |
| Babamla Anlaştığımız tek ortak noktamız bu. | Open Subtitles | هو الشيئ الوحيد الذي أنا و أبي أتفقنا عليه |
| Tamam. Bu düzenbaz Anlaştığımız şeye pek uymuyor. | Open Subtitles | حسنًا، أن الفتى لم يستجيب كثيرًا إلى ما أتفقنا عليه. |
| Arabadan çıktı, bir blok öteye gidince... Aynen Anlaştığımız gibi, değil mi? | Open Subtitles | خرج من السيارة ورأيناه يبتعد كما اتّفقنا |
| Anlaştığımız gibi, cezanın son altı yılı affedildi. | Open Subtitles | كما تم الاتفاق السنوات الست الأخيرة من عقوبتك سيتم إزالتها |
| Anlaştığımız gibi. Kontrat ikramiyen. | Open Subtitles | كما هو متفق عليه , هذه أموالك |
| Ama sen Anlaştığımız miktarı getirmedikçe, benim burada işim ne ? | Open Subtitles | ولكن لو لم تُـحـضـر ما إتفقنا عليه ماذا سأفعل هنا ؟ |
| Anlaştığımız gibi, aracı havaalanından alacaksın. | Open Subtitles | كما كان اتفاقنا سوف تأخذ المركبة من المطار |
| Baba, Anlaştığımız şey bu değildi. | Open Subtitles | الأَبّ، هذا لَيسَ الذي إتّفقنَا عليهم. |
| İyiyim. Burası hakkında Anlaştığımız sanmıştım. Burada neler oldu böyle? | Open Subtitles | بخير، إعتقدت بأنّنا وافقنا على البقاء بخير، ماذا حدث هنا؟ |
| Takım olarak önceden Anlaştığımız GPA puanına ulaşana kadar... basketbol oynanmayacak. | Open Subtitles | هذا يتضمن التدريبات و المباريات حتى نصل كلنا كفريق للمعدل المطلوب |
| Üzgünüm, ama bunlar Anlaştığımız şartlar değil. | Open Subtitles | آسف لكن هذه لست الشروط التي إتفقنا عليها |