| Düşmanlarım hakkında çok az şey bildiğim dönemde ölüm listemin ilk sırasında bulunan O-Ren Ishii, bulması en kolay olanıydı. | Open Subtitles | فى هذا الوقت و بينما كنت أعلم القليل عن أعدائى أول اسم على قائمة الموت أوران ايشى كانت الأسهل لأجدها |
| ...çünkü insanların aslında ne yaptığı hakkında çok az şey biliyoruz. | Open Subtitles | لأننا لا نعرف سوى القليل حول ما يفعله الناس في الواقع |
| Bu dünyada 175 yıl yaşadım ve kayda değer çok az şey yaptım. | Open Subtitles | لقد عشت 175 سنة على هذه الأرض وقد فعلت القليل جداً من الخير |
| Hakkında çok az şey bildiğiniz birini epey tanıyormuş gibi konuşuyorsunuz. | Open Subtitles | يبدو أنك تعرفين الكثير عني بالرغم من ادعائك بأنك تعرفين القليل |
| Bence, bu cihaz, bu teknolojinin geleceği için çok önemli. Çünkü, hayvan anatomisi hakkında çok az şey biliniyor. | TED | واعتقد ان هذا تطبيق رائع لمستقبل هذه التكنولوجيا لاننا نعرف القليل فحسب عن تشريح الحيوان |
| Ancak, bu eşyaların nereye gittiği hakkında pek az şey biliyoruz. | TED | لكننا نعلم القليل عن المكان الذي تذهب اليه هذه الأشياء. |
| Ve batıdaki bizler neler olduğuna dair çok az şey bildiğimizin farkına vardık. | TED | واكتشفنا في الغرب اننا نعرف القليل عن الذي يحدث |
| Aslinda Vermeer'in eserlerindeki hiç bir modelin kim olduğunu bilmiyoruz; Vermeer'in kendisiyle alakalı da çok az şey biliyoruz. | TED | في الحقيقة إننا لا نعلم أي من العارضات في أي من لوحات فيرمير وأننا نعرف الشيء القليل عن فيرمير نفسه |
| Pittsburgh gibi yerlerin bir çok bölgesinde, beş dakika yürüyüş mesafesinde olan çok az şey var. | TED | هناك القليل من الأماكن التي تقع ضمن خمس دقائق سير في معظم المناطق مثل بتسبيرج. |
| Larry Brilliant: Elli sene önceden beri farkında olduğumuz bilgilere karşın bu kadar az şey başarmış olmaktan sevinç mi duymalıyız, yoksa üzüntü mü? | TED | لارى بريليانت : هل يجب ان نحس بشعور جيد ام شعور سيئ حيث ان 50 سنة من المعرفة المسبقة انجزت القليل ؟ |
| Günümüzde paranın satın alamayacağı pek az şey bulunuyor. | TED | اليوم، هناك القليل من الأشياء التي لا يمكن للمال شراؤها. |
| Daha az şey yapmayı yapmak zorunda olduğumuz bir şeymiş gibi hissettim. | TED | أشعر بأن انجاز القليل هو يتوجب علينا القيام به. |
| Ve asıl soru, neden, birçok insanı Avrupa kıyılarına sürükleyen savaşları, zulümleri ve yoksulluğu durdurmak için çok az şey yapılıyor? | TED | ولماذا، السؤال الجذري، يُفعل القليل من أجل وقف الحروب ، الاضطهاد والفقر الذي يقود العديد من الناس لسواحل اوروبا؟ |
| Bu işi yapıyorum çünkü görülen o ki dibimizdeki mikroskobik yaşam hakkında çok az şey biliyoruz. | TED | انا اقوم بهذا العمل لانه اتضح اننا نعرف القليل جدا عن الحياة المجهرية الاقرب الينا. |
| Katil balinalar her ana okyanusta yaşamalarına rağmen, yakın zamana kadar haklarında pek az şey biliyorduk. | TED | على الرغم من أن الحيتان القاتلة تسكن جميع المحيطات الرئيسية، حتى وقت قريب جداً عرفنا القليل عنهم |
| Gerçek şu ki çok az şey biliyoruz. | TED | تبين لنا بالفعل اننا لا نعرف إلا القليل جدًا. |
| Bunu neden yapmak istiyoruz? İnsan hastalıklarıyla ilgili çok az şey anlıyoruz. | TED | لأننا نفهم القليل جداً حول معظم الأمراض البشرية. |
| Söyleyebilecekleri o kadar az şey var ki her birinin de sadece milyonda bir ihtimali var. | TED | هناك القليل جداً من الأشياء التي يمكنهم قولها حتى أن هناك فرصة في المليون لتلك الأشياء. |
| Buna şahit olduğun için tekrar özür diliyorum. Gerçi sen de az şey görmemişsindir. | Open Subtitles | وآسف مجددًا لرؤيتك قتله، برغم علمي بأنك رأيت بعض الشنائع. |
| Deniz tutması kadar moral bozucu çok az şey vardır. | Open Subtitles | أمور قليلة تحبط المعنويات أسرع من دوار البحر |
| Çok az şey biliyor, fazla seçeneğimiz yok. | Open Subtitles | بالرغم من قلة ما يعرفه ليس لدينا الكثير من الاختيارات |
| Şimdi ise sokaklara çıktılar ve bizler demokratik devrimi saygı ile selamlıyoruz, ve ne kadar az şey bildiğimizi anlıyoruz. | TED | الان وهم يسيطرون على الشارع ونشاهد ثورة ديموقراطية اكتشفنا كم هو قليل ما نعرفه |
| Karını! Erkek kimisinin hayatında değer verdiği çok az şey vardır. | Open Subtitles | لايملك الرجل سوى أشياء قليلة تعتبر ذات قيمة في هذه الحياة |