| beklemek zorundasın. Doktorun da dediği gibi dört ile altı hafta arası. | Open Subtitles | حسنا، سيكون عليك أن تنتظر وكما قال الطبيب، من 4 إلى 6 أسابيع |
| Batıda! Ve Doğu'da telefon bağlantısı için 10 yıl beklemek zorundasın! | Open Subtitles | وفي الشرق عليك أن تنتظر 10 سنوات على الأقل لتحصل على خط هاتف ..... |
| Yerini aldığında, genelde beklemek zorundasın. | Open Subtitles | عندما تذهب لمكانٍ ما, يجب أن تنتظر معظم الوقت. |
| Ama bunu öğrenmek için yarına kadar beklemek zorundasın. | Open Subtitles | لكن سيكون عليك الإنتظار حتى الغد لتعرفه. |
| Eğer geç kalırsan, ertesi güne kadar beklemek zorundasın. | Open Subtitles | 25 إن تأخرت، فيجب عليك الانتظار حتى صباح اليوم التالي |
| Tokuemon buradayken, dışarıda soğukta beklemek zorundasın. | Open Subtitles | عليك البقاء عرضةّ للبرد عندما يأتي (توكومون) |
| Johnson, bak, öncelikle, eğer benimle çıkmak istiyorsan... tüm diğer kadınlar gibi sıranı beklemek zorundasın tamam mı? | Open Subtitles | جونسن،اولا اذا اردت مقابلتى يجب ان تنتظرى فى القائمة مثل أى إمرأة، حسناً؟ |
| Ve Doğu'da telefon bağlantısı için 10 yıl beklemek zorundasın! | Open Subtitles | وفي الشرق عليك أن تنتظر 10 سنوات على الأقل لتحصل على خط هاتف ..... |
| Ama daireye dönene kadar beklemek zorundasın. | Open Subtitles | لكن عليك أن تنتظر حتى نعود للشقة |
| Randevun olmadığı için beklemek zorundasın. | Open Subtitles | لذلك من دون موعد سيكون عليك أن تنتظر |
| Ama şimdilik birazcık beklemek zorundasın. | Open Subtitles | ولكن يجب عليك أن تنتظر بعض الوقت |
| Max, helsinkiye evine dönmek için.. biraz daha beklemek zorundasın. | Open Subtitles | ماكس)، عليك أن تنتظر قليلاً) (للوصول إلى موطنك في (هلسينكي |
| Senden daha yaşlı olan birini beklemek zorundasın. Birilerinin ölümünü bekleyemem. | Open Subtitles | يجب أن تنتظر مقتل شخص أكبر سناً لتتقدّم |
| O zaman anayasa mahkemesini beklemek zorundasın. | Open Subtitles | إذن يجب أن تنتظر للمحكمة العُليا |
| Karneni beklemek zorundasın genç adam. | Open Subtitles | يجب أن تنتظر لبطاقتك أيها الشاب |
| Öyleyse, sanırım onun büyümesini beklemek zorundasın. | Open Subtitles | لهذا فأظن بأن عليك الإنتظار إلى أن ينمو |
| beklemek zorundasın. İzninle. | Open Subtitles | عليك الإنتظار , المعذرة |
| beklemek zorundasın. İzninle. | Open Subtitles | عليك الإنتظار , المعذرة |
| beklemek zorundasın çünkü şimdi kendini rezil etme zamanı geldi. Kappa Lambda Eta ve Zeta Rho Pi karşı karşıya! | Open Subtitles | سيكون عليك الانتظار, لأنها على وشك أن تهزم. التالي في منافسة المجالدين: |
| Faydalanmak istediğin ateşli bir parça var ama onun için beklemek zorundasın. | Open Subtitles | هناك قطعة مثيرة تود مضاجعتها لكن عليك الانتظار من أجل ذلك |
| Numara aldıktan sonra, beklemek zorundasın. | Open Subtitles | عندما تحصل على رقم عليك الانتظار |
| Bitesiye kadar beklemek zorundasın. | Open Subtitles | عليك البقاء حتى النهاية |
| Onun için beklemek zorundasın. | Open Subtitles | يجب ان تنتظرى من اجل هذا |
| beklemek zorundasın. | Open Subtitles | يجب ان تنتظر لقد فقدت يدي. |
| beklemek zorundasın. | Open Subtitles | يا قليل الثقة عليك ان تنتظر |