| bu en önemli şeydir. Bu olmadan,hiçbir şey yapamazsın. -Tamam. | Open Subtitles | هذا أكثر شي أساسي بدونه لا يمكنك فعل شيء |
| Bu, en sıra dışı hayvan tasarımı olmalı. | Open Subtitles | قد يكون هذا أكثر الحيوانات غرابة في التصميم على الإطلاق |
| Küçük bir nokta buldum. bu en küçük parça olmalı. | Open Subtitles | لدي نقطة صغيرة هنا إذن لابد وأن هذه هي الأصغر |
| Zamanında bayağı, cidden bayağı kötü hobilerin oldu ama bu en kötüsü. | Open Subtitles | أعني, لقد حظيت بهوايات قبيحة للغاية لكن بلا شك هذه هي الأقبح |
| Bazılarına göre bu en komik şaka. Daha ketçap derken gülmeye başlıyorlar. | Open Subtitles | البعض يظن أن هذه أفضل دعاباتي الغالب يضحك على كلمة كاتشب. |
| Henüz her katı tamamlamadık ama bu en son yenilenen odalarımızdan biri. | Open Subtitles | لم ننتهي من جميع الطوابق ,لكن هذه واحدة من غرفنا المجددة حديثاً |
| bu en azından 60 dinar ediyordur. | Open Subtitles | لابد أن قيمت هذا 60 دينار على الأقل |
| - bu en seksi satan poster Amerika'da. | Open Subtitles | هذا أكثر بوستر حقق مبيعات في الولايات المتحدة |
| bu en korkunç, ...en acılı deneyim oldu. | Open Subtitles | كان هذا أكثر شيء إيلاماً وخبرة ممزوجة بالألم عانيتها في حياتي |
| Söz. - bu en heyecanlı gece değil mi ya? | Open Subtitles | أليست هذا أكثر الليالى إثاره على الإطلاق |
| Yani, sinirsel ara yüzü baştan yazmak zorunda kalacağım ancak bu en verimli Siber Planlayıcı olacak. | Open Subtitles | ما أعنيه هو أنه يجب علي اعادة برمجة جهاز التوصيل العصبي و سيكون هذا أكثر "مصمم-سايبر" فعالية |
| Yani, bu en iyi yaptığınız şey. | Open Subtitles | أعني, أن هذا أكثر شيء تجيدونه. |
| bu en düşüncelicesi olur, Komiser. | Open Subtitles | هذا أكثر ذكاء سمعته منك ملازم |
| Yolun kenarında oturuyor, çocuk felci kampanyalarından birisinin gelişimini izliyordu ve birkaç ay sonra şöyle yazdı: "bu en kahramanca yabancı yardım." | TED | كان جالسا على جانب الطريق، يشاهد مخيمات التطعيم أثناء إنشائها، بعد عدة أشهر كتب قائلا: هذه هي المساعدات الأجنبية في أوج بطولاتها |
| Ancak aldığımız bütün kötü fikirlerde, bu en iyisiydi. | TED | لكن من بين جميع الأفكار السيئة التي لدينا، كانت هذه هي الأفضل. |
| bu en acı gerçek ve buna çok içerliyorum. | TED | هذه هي الحقيقة الأكثر رهبة، التي أستاء منها بشدة. |
| bu en iyi kıyafetin ve bu gece için almıştın, değil mi? | Open Subtitles | هذه أفضل بذلة لديك، لقد اشتريتَها من أجل هذه الليلة، صحيح؟ |
| bu en iyi gecemdi. Önce bana dondurma aldın. | Open Subtitles | هذه أفضل ليله على الإطلاق أولاً أحضرت لى الأيس كريم |
| Yüzlerce yaptım ama bu en iyisi. | Open Subtitles | لقد صنعت مئات في الحقيقة ولكن هذه أفضل واحدة |
| Biliyor musun, bu en sevimli özelliklerinden biri; çok toysun. | Open Subtitles | تعرف، هذه واحدة من أفضل صفاتك، أنت ساذج جدًا. |
| Dostum, ne de olsa bu en iyi yöntem değildi. | Open Subtitles | ربما تكون هذه واحدة من افضل الأستراتيجيات |
| bu en sevdiğim şarkılarından biri. | Open Subtitles | هذه واحدة من أغانيها المفضلة لدي |
| bu en azından 60 dinar ediyordur. | Open Subtitles | لابد أن قيمت هذا 60 دينار على الأقل |