| Sonra biraz odun keserim, delikler açarım ve suyu izlerim ve belki ortalıkta dolanıp ve conta aramak zorunda kalırım. | TED | وسوف اقوم بقطع بعض الخشب وحفر بعض الثقوب ومشاهدة المياه بل ربما سوف اخذ جولة في الارجاء باحثا عن الغسالات |
| Çünkü yıldızlar, galaksiler, kara delikler, robotlar -- hepsi çok havalı. | TED | لأنه، نعم، النجوم، المجرات، الثقوب السوداء، الروبوتات.. كل هذا شيء رائع. |
| delikler düzenli bir şekil oluşturuyor. Dikenli yol şeridi kullanılmış. | Open Subtitles | هيئة الثقوب تدل على أن أحدهم استخدم شريطاً من المسامير |
| Yerde kocaman delikler vardı ve tuvalet yoktu. | Open Subtitles | به فتحات كبيرة على الأرضية ولا يوجد مرحاض |
| delikler sıcak havayı dışarı atıyor ve ışığı içeri getiriyor. | TED | الفتحات تدع الهواء الحار يخرج والنور يدخل |
| Elbette, tekne bir yılı aşkın süredir denizin dibinde ve akıntı onu sürekli çıkıntılara vurmuştur ama delikler bana içeriden açılmış gibi geldi. | Open Subtitles | بالطبع , القارب يقبع تحت الماء لأكثر من عام والمد يضربه بالجبال أعتقد أن تلك الحفر تبدو وكأنها حُفرت من الداخل |
| Kayanın yüzeyindeki tam boylarına göre olan delikler adeta bir apartmanı andırıyor. | Open Subtitles | واجه الصخرة تخلق مبنى سكني مثالي, مع الثقوب التي تبدو حسب المقاس. |
| Kara delikler, bizim bildiğimiz şekliyle evrenin evriminin merkezini oluşturuyorlar. | Open Subtitles | نعلم الآن أنّ الثقوب السوداء عاملٌ رئيسي في تطوّر الكون |
| Diğer bir şey de, mıknatıslarda başa bela delikler açılıyor olması. | Open Subtitles | ـ والشيء الآخر هو انهم يحفرون هذه الثقوب اللعينة في المغناطيسيات |
| Yine de ikinci tip ile tanışmak zorundayız: Süper kütleli kara delikler. | TED | ولكننا يجب أن نتحدث عن النوع الثاني: الثقوب السوداء الهائلة. |
| Yıldız kuzenlerinin aksine süper kütleli kara delikler uzay boyunca gezinmiyor. | TED | على العكس من أقربائها النجمية، فإن الثقوب السوداء الهائلة لا تتجول في أنحاء الفضاء. |
| Onları çok sert yargılamadan önce, şunu bilin, kara delikler sadece yıkım aracı değiller. | TED | ولكن قبل أن نحكم عليهم بقسوة شديدة، فإن الثقوب السوداء ليست مجرد أداة للتدمير. |
| Kozmik gösteride gölgeli karakterler olmaktan çok öte, kara delikler aslında evreni parlak ve hayrete düşüren bir yer hâline getirmek için katkıda bulundular. | TED | فهي ليست شخصيات جانبية في مسرحية كونية، فقد ساهمت الثقوب السوداء بشكل أساسي في جعل الكون مكانًا مشرقًا ومذهلًا. |
| Golf düşünmene yardımcı olur. Bunun yanında golfte.....delikler vardır. | Open Subtitles | لعب الجولف يساعد على التفكير الى جانب ذلك هناك فى الجولف فتحات |
| Sıcak delikler gibi ekosistemin tamamı bakterilere dayanarak gelişmiştir. | Open Subtitles | مثلها مثل فتحات الحرارة البركانية نظام بيئي متكامل يستند على البكتيريا |
| Görgü tanıkları, katların zemininde içinden biri ya da bir şey geçmişçesine büyük delikler açıldığını söylüyor. | Open Subtitles | يقول شاهدو عيان إنّ هنالك فتحات في الأرض، كأنّ أحدًا أو شيئًا قد سقط بقوّة ممّا أحدثها. |
| Sigara içenler onların orada olduğunu bile bilmiyordu, fakat dudak ve parmaklar arasında bu delikler kapanıyordu. | TED | لم يكن المدخن يعرف حتى أنهم كانوا هناك. ولكن بين الأصابع والشفاه، الفتحات مسدودة. |
| delikler kapandığı zaman ise o artık hafif sigara olmaktan çıkıyordu. | TED | عندما تصبح الفتحات مسدودة، فإنها لم تعد سيجارة خفيفة. |
| Meselâ, şu döşemedeki delikler. | Open Subtitles | حسناً , تلك الحفر فى الألواح الخشبية على سبيل المثال |
| Tassa geleneksek bir sulama metodu 20-30 cm genişliğinde ve 20-30cm derinliğinde delikler tarım yapılacak tarlanın üzerine kazılır. | TED | تاسا هي وسيلة ري تقليدية حيث يتم حفر فجوات بعرض 20 إلى 30 سنتيمتر، وبعمق 20 إلى 30 سنتيمتر وتحفرٌ عبر الحقل لزراعتها. |
| 20'li yaşlarımdayken kara delikler üzerinde bazı temel hesaplamalar yaptım ama çok az insan bu tutkumu paylaştı. | Open Subtitles | عندما كنت في العشرينيات من عمرى قمت ببعض الحسابات الأساسية تتعلق بالثقوب السوداء لكن قلة من الناس شاركتني إنبهارى |
| Gömleğinde delikler? Bu çok zayıf bir teori. | Open Subtitles | ثقوبٌ في قميصها هذه نظريه ضعيفه عند أحسن الاحوال |
| Bu bir yana, Albay, söyleyin bana, eğer intihar etmek isteseydiniz tekneyle denize açıldıktan sonra, elinize bir keskiyle çekiç alıp bin bir zahmetle, teknenin dibinde delikler açmaya çalışır mıydınız? | Open Subtitles | وبعيداً عن كل ذلك , أيها العقيد هل تخبرنى أنه إن قررت الأنتحار ستتحمل مشقة الإبحار لعرض البحر وتأخذ مطرقة وإزميل وتصنع حفراً فى قاع المركب ؟ |
| Kalbinde, sadece bir çift pantolonla doldurulabilecek delikler var. | Open Subtitles | لديك فراغات في قلبك والتي يمكن ملئها فقط بالرجال. |
| Gordugunuz delikler mumkun oldugunca kucultulmustur cift atomlu yapilarin gucunun yumusatilmis hali. | TED | تم ترشيح وتقليص هذه النسخ من الفجوات التي ترونها من البناء ثنائي الذرة |
| Üzgünüm, bu silah koca delikler açıyor, bu yüzden fazla zamanın yok. | Open Subtitles | عذراً، هذا المسدس يتسبب في ثقوب كبيرة، لذا ليس أمامكِ الكثير |
| Yıldızlar bu sistemlerde patlıyor, kara delikler merkezlerinde büyüyorlar ve muazzam miktarlarda enerji yayıyorlar. | TED | النُّجوم تنفجر في هذه الأنظمة، الثُقوب السوداء تنمو في مُنتصفِها وتطلق كمًا هائلًا من الطَّاقة. |
| Ve bu şekilde yaşamaktan bıktım, bir kasabadan diğer kasabaya, gözlerinin olması gereken yerde delikler olan, ruhları yaralanmış köşelerde dikilen insanlar. | TED | وقد سئمت من العيش هكذا اتنقل من بلدة الى بلدة و اناس يقفون حول الاركان يحملون ثقوبا مكان اعينهم، ارواحهم معطوبة. |