| Ve acınacak olan şeyse, layık olmaya çalıştığın adam aslında hiç var olmadı. | Open Subtitles | و الشيء المثير للشفقة ان ذلك الرجل الذي تحاول ارضائه لم يوجد قط |
| Bu yüzden, bir daha karıştırma sırası size geldiğinde bir dakika ayırın ve dünya üzerinde daha önce hiç var olmamış ve asla olmayacak bir şeyi elinizde tuttuğunuzu hatırlayın. | TED | لذا، عندما يأتي دورك في خلط الورق، توقف لبرهة لتتذكر أنك تحمل شيئاً لم يوجد من قبل ولن يوجد بعد الآن. |
| - Gemide hiç var mı? | Open Subtitles | هل هناك أى منه على المتن؟ |
| Yani bizim hiç var olmadığımızı düşünmenin adil olacağını mı düşündün? | Open Subtitles | إذاً, إعتقدت أنه عدلاً التظاهر وحسب وكأننا لم نتواجد؟ |
| Bu yüzden de o hiç, var olmamış gibi davranıyorsun. | Open Subtitles | لذاتظاهرتِأنهاغير موجودة، إنها لمّ يكن لها وجود قطّ. |
| Beyler bence Cleveland'ın hiç var olmadığı ihtimalini kabullenmeliyiz. | Open Subtitles | يا رفاق، أعتقد أننا بحاجة الى تبني إمكانية أن كليفلاند لم يكن موجودا على الإطلاق |
| Kayıp kişilerin hiçbirine uymuyor. Sanki hiç var olmamış gibi. | Open Subtitles | لا يوجد تطابق لشخص مفقود و كأنها لم تكن موجودة قط |
| Arthur'un savaştığı Kardeş Adrian aslında hiç var olmadı. | Open Subtitles | الأخ أدريان الذي يقاتله آرثر لم يكن هناك مطلقا |
| Basın dünyamızda sanki onlar hiç var olmamışlar gibi. | TED | كما لو أنهم غير موجودين فى بيئة وسائلنا الإعلامية. |
| hiç var olmadan bunu nasıl yapabilirsin? | Open Subtitles | كيف أمكنك ذلك، لطالما لم يكن لك وجود من الأساس؟ |
| Ancak beni ilgilendiren şey, hiç var olmamış bir alanı yaratmaktır. Asla görülmemiş bir şey yaratmak... Zihnimiz ve ruhumuz dışında daha önce hiç bulunmadığımız bir alan... | TED | ولكن خلق فراغ لم يوجد من قبل هو مايستهويني ان تخلق شيئا لم يوجد من قبل فراغ لم ندخله إلا في عقولنا وأرواحنا. |
| Hafizandaki Melek hiç var olmadi. | Open Subtitles | وهكذا، فالملاك الموجود في ذاكرتكِ لم يوجد أبداً |
| Fazla kişi ölecek olursa hiç var olmamış gibi olacaktı. | Open Subtitles | نعم اعتقدت أنه إذا مات الطالب الإضافي فسيكون الأمر كما لو أنه لم يوجد أصلاً |
| Ortadan kaybolmasını istedim sanki, sanki hiç var olmamış gibi. | Open Subtitles | أردت .. أردته أن يختفي فحسب . و كأنّه .. وكأنّه لم يوجد أبداً |
| Eğer hiç var olmadıysa, kaybolamaz ki. Hassiktir. | Open Subtitles | لا يمكن أن يكون مفقودًا إذا لم يوجد من الأساس |
| Dışarıda hiç var mıdır? | Open Subtitles | هل هناك أى منه بالخارج |
| Sanki hiç var olmamışız gibi olur. | Open Subtitles | قريبا سننتهي وكأننا لم نكن موجودين |
| Hope için sen hiç var olmamış gibi olacaksın. Buna sevinebilirsin. | Open Subtitles | سلواك أنّك بالنسبة إليها لن يكون لك وجود قطّ. |
| Yani aslında evren hiç var olmadı! | Open Subtitles | لذا العالم لم يوجد قط |
| Olumsuz. Sanki hiç var olmamış gibi. | Open Subtitles | يبدو الأمر كما لو لم يكن موجودا. |
| Kate hayatı boyunca onlarla birlikte yaşamış, ama o hiç var olmamış gibi davranıyorlar. | Open Subtitles | لقد قضت مُعظم حياتها مع هؤلاء الناس، وأصبح الأمر كأنّها لمْ تكن موجودة قط. |
| Sanki hiç var olmamış gibi. | Open Subtitles | كأني لم أكن هناك مطلقا |
| Benim bir oğlum, senin de kızın vardı, hayattaydılar öldüler ve bizden başka herkes onların hiç var olmadığına inanıyor. | Open Subtitles | كان عندي ابن وعندك ابنة ماتوا ثم الكل غيرنا يظن أنهم غير موجودين أصلاً |
| Yani böylece hiç var olmamışsın gibi olacak. | Open Subtitles | وأنت يا غلام، ستكون وكألَّم يكُن لك وجود. |