| - Hiç param yok. - O zaman yemezsin. İşler böyle yürür. | Open Subtitles | ـ ليس بحوزتي مال ـ إذاً، لن تأكل شيئاً، هكذا تجري الأمور |
| Bu işler böyle olur. Bir insanın ölüm emri bu kadar çabuk imzalanır. | Open Subtitles | هكذا كيف حدث هذه هي السرعة التي تتطلب لقتل أحد ما |
| İşler böyle yürümüyor. | Open Subtitles | لا يسير الأمر هكذا هذه هي النظرية |
| Çok çalışırsanız, sonucunu görürsünüz. Bu işler böyle yürür. | Open Subtitles | تعمل بجد تحصل على نتائج ، هكذا تسير الامور |
| Bu işler böyle, bayan. Caddenin bir yukarısına, bir aşağısına. | Open Subtitles | هذه طريقة العمل ,ذهابا وايابا |
| Eğer onun benim işçim olmasından ve ona ne yapması gerektiğini söylememden, dem vuruyorsan, bildiğim kadarıyla bu işler böyle yürüyor. | Open Subtitles | إن كنت تشير إلى حقيقة أنها موظّفتي وأخبرها ماذا تفعل، على حدّ علمي هذه هي طريقة سير الأمر |
| - İşler böyle yürümüyor. Biri ona böyle yürümediğini söylesin. | Open Subtitles | ليخبره أحدكم . بأنّها ليست الطريقة التي تجري بها الأمور |
| İşler böyle yürümüyor. | Open Subtitles | ابداً حسنا . هذه ليست طريقة سير الأمور |
| Bu kasabada işler böyle yürür. | Open Subtitles | هكذا تتم الأمور في هذهِ البلدة |
| İşler böyle. Kuralları ben yazmıyorum. | TED | هكذا تعمل الوراثة أنا لا أضع القواعد |
| Artık işler böyle yürüyor. İyimisin ? | Open Subtitles | هذه هي الحال الآن |
| Hepsi bir sürü saçmalık. Ama burada işler böyle yürüyor. | Open Subtitles | كل شيء هنا عبارة عن كومة من الزبالة ولكن هذه هي الطريقة التي تسير بها الأمور هنا |
| İstediğini almak için vazgeçmekle tehdit etmiş olabilir, bu işler böyle yürür. | Open Subtitles | ربما هدّد بالتراجع كي يحصل على مبتغاه , لكن هكذا تجري الأمور |
| Kırdım. Harika, işler böyle gider. | Open Subtitles | لقد كسرته , هكذا تجري الأمور , حسناً جيد |
| Bu işler böyle olur. Bir insanın ölüm emri bu kadar çabuk imzalanır. | Open Subtitles | هكذا كيف حدث هذه هي السرعة التي تتطلب لقتل أحد ما |
| İşler böyle yürür. Sen de bu işi böyle aldın. | Open Subtitles | هكذا كيف أمارس مهنتي وهكذا كيف حصلتِ على مهنتك |
| Burada işler böyle yürümez, evlat. | Open Subtitles | لا يجري الأمر هكذا هنا, يا صديقي. |
| Burada işler böyle yürümüyor. Biz bağımsız bir kuruluşuz. | Open Subtitles | لا يعمل الأمر هكذا نحن كتلة مستقلة |
| Onu kullanıyorum, sen de beni kullanıyorsun, işler böyle yürüyor. | Open Subtitles | أنا أستغله وأنت تستغليني هكذا تسير الأمور. أليس كذلك؟ |
| İşler böyle yürür. | Open Subtitles | هذه هي طريقة العمل هنا |
| İşler böyle. Berbat ama alıştım artık. | Open Subtitles | هذه طريقة سير الأمور إنّها مزرية، لكن عليّ التعوُّد عليها |
| Ben de seni tanıyorum ama bu işler böyle işlemiyor. | Open Subtitles | وأنا أعرفك أيضاً، لكن هذه ليست الطريقة التي نعمل بها |
| Bu işler böyle olmuyor diyorum. | Open Subtitles | أنا أقول أن هذه ليست طريقة سير الأمور |
| Bu işler böyle yürüyor, sadece uğraşmaya devam etmemiz gerek. | Open Subtitles | هكذا تتم الأمور علينا فقط أن نصمد معاً |
| - Bu işler böyle yürüyor. - Teklifin ne onu söyle. | Open Subtitles | هكذا تعمل ما هو عرضك؟ |
| Bu işler böyle, ahbap. | Open Subtitles | هذه هي الحال يا رجل . |
| Bizim mahallede işler böyle görülür o...spu. | Open Subtitles | هذه هي الطريقة التي نفعلها في الحي الذي أسكن فيه .. يا داعر |
| Ama artık işler böyle yürüyecek. Buna alışmak zorundayız Johnny. | Open Subtitles | لا بد أن هذا هو الوضع الجديد وما علينا إلا الاعتياد عليه |
| Burada işler böyle yürüyor. | Open Subtitles | هذه هي طبيعة العمل هنا |